KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/11848 E., 2025/9094 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2194 Esas, 2023/1315 Karar
- Karar
- Esastan ret
Karar Metni
1.553 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda davanın İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 13145 ada 1 parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin 2572/5321 pay sahibi olduğunu, taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında semt spor sahası olarak ayrıldığını, davalı ... tarafından fiilen el konularak park yapılmak suretiyle kamulaştırmasız el atılması nedeniyle Mahkemece belirlenecek tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazda fiili müdahalelerinin bulunmadığını, taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında doğal sit sınırı içinde ve semt spor sahasında kaldığını, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, ayrıca ilk kez ... Belediyesi döneminde yapılan uygulamalara göre imar planlaması yapıldığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, semt spor sahalarıyla ilgili kamulaştırma yetkisinin Spor Genel Müdürlüğünde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddi gerektiğini, semt spor sahasına ilişkin taşınmazları kamulaştırma görevinin ilçe belediyelerine ait olduğunu, davaya konu taşınmaza Bakanlık tarafından fiilen el atılmadığını, imar planında spor alanına ayrılan taşınmazlar üzerine spor tesisi yapma görevinin yalnızca Gençlik ve Spor Bakanlığının değil, ilçe belediyeleri ile Büyükşehir Belediyelerinin ve İl Özel İdarelerinin de görevleri arasında sayıldığını, uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılardan ... yönünden davanın husumetten reddine, ... yönünden davanın kabulüne, dava konusu taşınmazdaki davacıların hisselerinin iptali ile davalı ... adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaza ilişkin müvekkili kurum tarafından verilmiş bir kamulaştırma kararı bulunmadığı gibi, el atmanın da olmadığını, davaya konu taşınmazın 10.09.2019 tarihli ve 1510 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kesin korunacak hassas alan olarak tescil edildiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bisiklet yolunun sorumluluğunun ...
Belediyesine ait olduğunu müvekkili kurumun sorumlu olmadığını, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporundaki emsal tespiti değer belirleme yöntemi ve mukayese kriterlerinin hatalı olduğunu, taşınmazın doğal sit alanı içerisinde kalmasının değerine etkisinin belirlenmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazdaki dop kesintisinin belediye hisselerinden karşılandığını davacıya haksız olarak avantaj sağlandığını, bu hususun da düzeltilmeye muhtaç olduğunu, kendileri tarafından sunulan emsallerin değerlendirme dışı bırakıldığını,
sit alanında olan emsal ile konut alanında kalan emsalin mukayese edildiğini, objektif değerlendirme yapılmadığını, taşınmazın falezler üzerinde bulunması sebebi ile topoğrafik yapı olarak tehdit altında olduğunu, falezlerde her geçen gün denize doğru kayma ve göçmeler kopmalar bulunduğunu, bu durumun değerlendirilmediğini emsal taşınmazın düzgün fonksiyonel ve avantajlı olduğunu, taşınmazın çok ortaklı olması ve kullanımının zorluğunun değerlendirilmediğini, emsal taşınmazın ulaşım bakımından da çok avantajlı olduğunu, çevresel gelişmişlik bakımından da raporda belirtildiği şekilde farklılık bulunmadığını,
taşınmazların eşit olarak değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın fonksiyonsuz ve kullanımı kısıtlı olduğunu, taşınmazın nitelikli doğal koruma alanı ve doğal sit alanı olması emsal taşınmazın ise bulvar üzerinde olması nedeni ile çok daha avantajlı olduğunu, puanlama farkının emsal taşınmaz lehine artırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın ilk el atma tarihindeki nitelikleri ve özelliklerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, belirlenen tazminat miktarının fahiş olduğunu, ayrıca ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği halde bu hususun dikkate alınmadığını,
yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de hukuka aykırı ve hatalı olduğunu belirterek resen dikkate alınacak nedenlerle de kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...
Plan ve Proje Müdürlüğünün yazısına göre davaya konu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında semt spor sahası alanında kaldığı dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucunda düzenleme ortaklık payı kesilerek oluşturulan imar parseli niteliğinde olduğu, mahallinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 15 inci maddesi gereğince oluşturulan bilirkişi heyeti ile birlikte yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda alınan bilirkişi raporları, rapora ekli fotoğraflar ve uydu görüntüleri birlikte değerlendirildiğinde davalı ... tarafından kısmen park kısmen yürüyüş yolu suretiyle taşınmaza fiilen el atıldığı,
her ne kadar taşınmazın bir kısmına el atılmayıp boş bir şekilde bırakıldığı anlaşılmakta ise de proje bütünlüğü nazara alınarak taşınmazdaki davacı hissesinin tamamına yönelik olarak tazminata hükmedilmiş olmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda davaya konu taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik bulunmadığı,
taşınmazın korunması gereken alanda ve doğal sit alanında kalması sebebi ile değerinin düşük olacağını bu hususun da değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürülmekte ise de Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli ve 2017/33823 Esas, 2019/11326 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere taşınmazın sit alanında kalmasının kamulaştırma bedeline etkisi olamayacağı, davanın kamulaştırmasız el atmaya yönelik tazminat davası olması nedeniyle, değerlendirmenin davanın açılış tarihine göre yapılıp,
faize de dava tarihi itibarıyla hükmedilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı idare vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştrir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Antalya ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin belirlenmesine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davacıların maliki olduğu arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Buna karşın; eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası. “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları.
"09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
5. İstinaf Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının nispi harca ilişkin bölümüne dokunulmaksızın istinaf isteminin şekli olarak esastan reddine karar verildikten sonra “ek 4 ncü maddenin uygulanması gerekir“ gerekçesiyle istinaf harcının maktuya çevrilerek nispi harcın bakiyesinin iadesine karar verilmesi suretiyle 1983 sonrası fiili el atma nedeniyle açılan tazminat davalarında Ek Madde 4 e dayanarak maktu harç alınması gerektiği yönünde irade ortaya konulmuş ancak kamu düzenine ilişkin ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken ve İlk Derece Mahkemesince nispi alınan harcın yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle
düzeltilmesi yoluna gidilmemesi, harca yönelik Yargıtay uygulamasının 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrasının kullanılması suretiyle etkinliğinin ortadan kaldırılarak Yargıtay'ın içtihat birliğini sağlamak görevinin devre dışı bırakılması suretiyle hukuki öngörülebilirlik ve hukuki güvenliğin zedelenmesi sonucunu doğurduğundan kararın bozulması gerekir.
Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin hükümden çıkartılması, yerine 'Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Harçlar Tarifesine göre hesap edilen 649.045,06 TL harçtan peşin alınan 162.180,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 486.864,50 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,'' cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11848, K. 2025/9094, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama