KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/12030 E., 2025/10777 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/744 Esas, 2024/1101 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/47 Esas, 2023/168 Karar
Karar Metni
1.465 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın davacı idare adına tesciline ilişkin asıl dava ile kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin karşı davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı- karşı davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı- karşı davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu İstanbul ili, Fatih ilçesi, ... Mahallesi 1850 ada 44 parsel sayılı taşınmazın imar planında yolda kalıp uzun yıllardır da fiilen yol olarak kullanıldığını, 1954 yılından beri dava konusu taşınmazdan geçen ... caddesi mevcut olup 221 sayılı Kanun uyarınca dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap ve karşı dava dilekçelerinde özetle; İstanbul ili, Fatih ilçesi, ... Mahallesi 1850 ada 44 parsel sayılı taşınmazın 1957 yılnda başlayan inşai faaliyetler sonucu şimdiki adı ile ... Caddesi yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 221 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- karşı davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı- karşı davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk kararda asıl davanın 135 m2 yönünden kabulüne karar verilmiş olup istinaf kaldırma kararı sonrası yargılamada sadece kaldırma kararına konu hususlarda inceleme yapılması gerekirken davanın tamamen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 221 sayılı Kanuna ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal kararının eldeki dosyada uygulanamayacağını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından Mahkemece yapılan değerlendirmede herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davalıların açmış oldukları karşı davaya ilişkin olarak kamulaştırmasız el atıldığı sübuta eren arsa niteliğindeki taşınmaza hükme esas alınan bilirkişi raporuyla emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, dava konusu taşınmazın konum ve niteliğine göre dava tarihi itibarıyla belirlenen bedelin adil ve hakkaniyete uygun olduğu,
böylece mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı- karşı davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın davacı idare adına tescili ve kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı- karşı davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu 1850 ada 44 parsel sayılı taşınmazın ... Caddesinden gelen ve (A) harfi ile gösterilen 135,00 m2’lik kısmına el atma tarihinin 1956 yılı öncesi olduğu, bakiye 234,10 m2’lik kısmına ise 1957 yılında yapılan yol genişletme çalışmaları sonucu el atıldığı, dava konusu taşınmazın 17.11.1955 tarihinde kadastro ile davalı- karşı davacılar murisleri adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
4. 221 sayılı Kanun’un 1 inci ve 7 nci maddeleri ile 2942 Sayılı Kanun'un geçici 4 üncü maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar, 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında, 221 sayılı Kanun’un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas,
2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihinin 04.05.2023 olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetildiğinde, 09.10.1956 tarihinden önce fiilen el atılan ve kamuya tahsis edilen taşınmazlar ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına kamulaştırılmış ve dava konusu taşınmazın mülkiyeti 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705/2 nci maddesi gereğince tescilden önce kazanılmış sayılacağından,
mahkemenin vereceği tescil kararının yenilik doğurucu değil daha önce meydana gelmiş bir hukuki durumu tespit edici (bildirici) nitelikte bulunmasından dolayı dava konusu taşınmazın 08.06.2020 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 135,00 m²’lik kısmı yönünden tescile ilişkin asıl davanın kabulüne ve 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu,
Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
5. Dava konusu taşınmazın 1957 yılında yapılan yol genişletme çalışmaları sonucu el atıldığı tespit edilen bakiye 234,10 m²’lik kısmı yönünden ise asıl davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de. 5999 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6 ncı madde uyarınca fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınıp dava tarihindeki değerinin belirlenmesi gerekir.
Dava konusu taşınmazın el atıldığı tarihte 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı kapsamında olup olmadığı, etrafının meskun olup olmadığı, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup bulunmadığı ve belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ilgili Belediye İmar Müdürlüğünden sorulup istenildikten sonra, taşınmazın el atma tarihindeki niteliği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
6. Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde vakıf şerhi bulunduğu, ... Genel Müdürlüğünün cevabî yazısında dava konusu taşınmazın "... Vakfından İcareli" olduğu, bu vakfın da dönemin hukuk kurallarına göre kurulmuş sahih vakıf ve mazbut vakıf olarak idare edilen vakıflardan olup taviz bedeline tabi olduğu ve kamulaştırma bedelinin %10'unun taviz bedeli olarak ödenmesi gerektiği belirtildiğinden, ... Genel Müdürlüğü davaya dahil edilerek taviz bedeli hususu değerlendirilip taviz bedelinin bu idarenin hesabına aktarılması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
7. Kabule göre de; dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen ...
Mahallesi 188 ada 46 parsel sayılı taşınmazın satışı gerçek kişiler arasında yapılan bir satış olsa da emsalin üzerindeki ticarethane/işyeri binası ile birlikte satıldığı, bu yapı bedeli düşülerek hesap yapılmış ise de ticari amaçlı olan bu satışın emsal olarak değerlendirilmesi doğru olmadığı gibi,
emsal taşınmazın bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden sorulup alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın eksik ve üstün yönleri karşılaştırılmadan ve değer oranı belirtilmeden denetime elverişli olmayan şekilde taşınmaza değer biçen rapor hükme esas alınacak nitelikte değildir.
8. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın;
imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek,
dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerlendirme tarihinin dava tarihi alınması suretiyle değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı- karşı davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı ve karşı davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12030, K. 2025/10777, 8 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama