KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/12168 E., 2025/9555 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/4268 Esas, 2024/2080 Karar
- Karar
- Esastan ret
Karar Metni
1.282 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.06.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü yetki belgesine istinaden davalı vekili Avukat ... gelmiş, davacı vekili duruşmaya katılmamıştır.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Köyü Mahallesi 3574 parselde kayıtlı taşınmazda 130 nolu blokun 27 nolu bağımsız bölüm maliki olduğunu, davalının da 131 A blokun 13 nolu bağımsız bölümünün maliki olduğunu, davalının mimari projeye aykırı olarak ve yönetim planının ilgili hükümlerine aykırı olarak balkonunu camekanla kapattığını belirterek yapılan müdahalelerin önlenmesine ve eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; projede gömme balkon olarak görünmekte olan balkonlarda herhangi bir kullanım fazlalığı yaratmayacak ana taşınmazın sağlamlığına ve statiğine olumsuz bir etki yaratmayacak şekilde katlanabilir cam ve pvc kullanıldığını, daireyi satın aldığında bu kapamaları mevcut olduğunu, söz konusu değişikliğin balkondan azami faydanın alınabilmesi, olumsuz hava şartlarında dahil balkonun kullanılması, kuşların yuva yapmaması ve ... suyunun zarar vermemesi için zaman içinde doğmuş olan ihtiyaç sebebiyle gerçekleştirildiğini, site içerisindeki maliklerin büyük bir çoğunluğunun benzer ihtiyaçlar sebebiyle davacının apartmanında da olmak suretiyle balkonlarını kapattığını, komşularının muvaffakanamesinin bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dubleks mesken niteliğindeki bağımsız bölümünün balkonlarının mimari projesinde açık balkon olarak projelendirildiği, alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere alt ve üst katta bulunan balkonların camekan ve pvc doğrama ile kapatıldığı, balkonların kapatılmasının taşınmazın mimari projesine uygun olmadığı, bu hususun 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 18 inci ve 19 uncu maddeleri ile 11.08.2000 tarihli yönetim planına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu balkonun pvc kaplanmasına ilişkin imar barışına başvurulduğunu, yapı kayıt belgesi alındığını, mahkemece yapı kayıt belgesinin dikkate alınmadığını, Yargıtay kararları çerçevesinde de davalının balkonunun balkon ve odalar arasındaki duvar yıkılmadan yalnızca camekanla kapatıldığını, duvarın yıkılması ihtimalinde mimari projeye aykırılık oluşturacağını, davalının balkonunda duvar yıkılması söz konusu olmadığından mimari projeye aykırılık da bulunmadığını, 3574 parselde bulunan blokların bitişik ve ayrı nizamlardan oluştuğunu,
dava konusu balkonların 130. blokta bulunmakta olup davacının bloğundan ayrı olduğunu, söz konusu balkonun kapatılmasında da 130. bloğun kat maliklerinin muvafakati alındığını, bu nedenle davacının iddia ettiği yönetim planına aykırılığın davalının bulunduğu blok maliklerinin muvafakati ile bertaraf edildiğini, site yönetiminin 30.08.2020 tarihli olağan genel kurulunda kat maliklerinin 4/5 oy çoğunluğunun sağlandığını,
Site Yönetim Planı Kat Malikleri Hakları ve Yükümlülükleri başlığı altında yer alan Bağımsız Bölümlere İlişkin Hak ve Yükümlülükler alt başlığının b maddesinin hh fıkrasında değişiklik yapılmasınin oybirliği ile kabul edildiğini, ilgili fıkranın güncel halinin; "hh) Bütün kat malikleri oybirliği ile müsaade edilmedikçe, binanın ön, arka ve yan cephelerine, bağımsız bölümlerinin pencere, balkon veya teraslarına dışardan görünen veya dışarı sarkan levha ve tabela asamazlar.
Bütün kat malikleri, oybirliği aranmaksızın balkonları ve terasları kapalı balkona (plastik, alüminyum doğrama, cam balkon) çevirebilir. Ancak pencere, balkon veya teraslara, binanın genel görünüm ve güzelliğini bozacak şekil veya renkte güneşlik koyamazlar. Güvenlik önlemleri alamazlar.
Kısıtlamalar villalar için de aynen geçerlidir.” olarak değiştirildiğini, bu nedenle dava konusu dayanak site yönetim planı hükmünün geçerliliğini yitirdiğini, mahkemece ilgili husus araştırılmadan karar tesis edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın yönetim planın III-1-b/hh maddesinde; "bütün kat malikleri oybirliği ile müsade etmedikçe, binanın ön, arka ve yan cephelerine, bağımsız bölümlerinin pencere, balkon veya teraslarına dışarıdan görünen veya dışarı sarkan levha ve tabela asamazlar, balkonları ve terasları duvar veya camekanla kapatamazlar.
Pencere, balkon veya teraslara, binanın genel görünüm ve güzelliğini bozacak şekil veya renkte güneşlik koyamazlar. Güvenlik önlemleri alamazlar. Kısıtlamalar villalar için de aynen geçerlidir." hükmünün düzenlendiği, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davalının 131.
A Blok, 13 numaralı dublex niteliğindeki bağımsız bölümün alt ve üst katında bulunan balkonları mimari projeye aykırı olarak camekan ve pvc doğrama (pimapen) ile kapattığı, bu hususun 634 sayılı Kanun'a ve yönetim planına aykırılık teşkil ettiği, imar affı kapsamında yapı kayıt belgesi alınmasının 634 sayılı Kanun'a aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, kazanılmış bir hak oluşturmayan yapı kayıt belgesinin geçici bir belge niteliğinde olduğu, yapının imara uygun hale getirilmesi için ya da kentsel dönüşüm uygulamasına kadar verilen bu belgenin geçici nitelikte hazırlandığı,
bu nedenle de yargılamada sunulmuş olsa dahi geçici nitelikteki bu belgenin dikkate alınması gerekmediği, ayrıca davacı tarafça yönetim planı hükmünün karar tarihinden önce yapılan 30.08.2020 tarihli olağan genel kurulunda yönetim planının ilgili hükmünün kat maliklerinin 4/5 çoğunluğu ile değiştirildiğini iddia edilmişse de, bu hususta yönetim planı değişikliği olsa dahi dava tarihinde yürürlükte bulunan yönetim planı hükmüne göre değerlendirme yapılması gerektiği, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 634 sayılı Kanun'a tabi taşınmazın ortak yerlerine yapılan müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere uyuşmazlığın hukukî nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2. İlk Derece Mahkemesince müdahale yönünden davanın kabulüne karar verilir iken, davalı tarafın mimari projeye aykırılıklarının krokiye bağlanmak sureti ile ne şekilde eski hale getirileceğinin belirtilmediği gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda da eski hale getirme işlemlerinin binanın statiğine zarar verip vermeyeceği hususu değerlendirilmemiştir.
6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine göre mahkemece verilen kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve verilen karar ile iki tarafın leh ve aleyhine hükmedilen görev ve hakların gayet açık ve anlaşılır biçimde yazılması gerekmektedir.
3.Mahkemece dava konusu taşınmazla ilgili statikten anlayan uzman inşaat bilirkişisinden, yapılacak olan eski hale getirme işlemlerinin binanın statiğine zarar verip vermeyeceğinin tespiti yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi ve projeye aykırılıkların ve müdahalelerin neler olduğunun ve ne şekilde eski hale getirileceğinin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açıkça belirtilmesi gerekirken eski hale getirmenin binanın statik durumuna etkisini değerlendirmeyen bilirkişi raporunu hükme esas almak suretiyle ve yapılan müdahale ve projeye aykırılıkların mimari projesine uygun olarak nasıl eski hale getirileceğine dair hüküm kurulmaması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12168, K. 2025/9555, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama