KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/12193 E., 2025/10404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/306 Esas, 2024/1336 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/322 Esas, 2021/417 Karar
Karar Metni
923 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasında görülüp kesinleşen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 22 nci maddesine göre idarenin davacıya geri alım hakkını kullandırması, mümkün olmadığı takdirde geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, Yargıtayca onanarak kesinleşen işbu karara karşı davacı vekili tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan 2018/293 numaralı bireysel başvurunun kabulü ile ihlalin sonuçları ortadan kaldırılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kurum tarafından kamulaştırılan Antalya ili, Manavgat ilçesi, ... Mahallesi 425 parsel (ifraz ve imar uygulaması ile 2532 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma amacının ortadan kalktığını bu nedenle söz konusu taşınmazın geri alım hakkının kullandırılmasını, bunun mümkün olmadığı takdirde, geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kanun'un 38 inci maddesinde yer alan 20 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi şartlarının gerçekleşmediğini, taşınmazın kamulaştırılması ile bedelinin tam olarak davacıya ödendiğini ve davacının mülkiyet hakkını sona erdiğini, yeni malikin taşınmaz üzerindeki tasarruflarını eski malike bildirmek gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin vekâlet ücreti yönünden yeniden yargılama yapılması için gönderme kararı üzerine ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak suretiyle davalılar lehine maktu vekâlet ücretine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu uyuşmazlığa uygulanan 2942 sayılı Kanun’un Geçici 1 inci maddesinde "Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış davalarda bu Kanun hükümleri uygulanır. Ancak bu Kanunla getirilen değişik hükümlerin uygulanması nedeniyle haksız çıkan tarafa harç, yargılama gideri ve avukatlık ücreti yükletilemez." hükmünün mevcut olduğunu, Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davalı idareler lehine hükmedilen nispi vekâlet ücretinin harcı ikmal edilmiş bedel olan 50.000 TL üzerinden hesaplanması doğru olmakla birlikte, Geçici 1 inci madde hükmü gereği davalı idareler lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın hüküm kısmında kabul/ret veya kısmen kabul/kısmen ret şeklinde müspet/menfi bir hüküm kurulmadığını, kesinleşmiş mahkeme kararlarının Anayasa Mahkemesince ne zaman bertaraf edileceği öngörülemediğinden hukuka güven ilkesinin zedelendiğini, davası reddedilen davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekçesinin anlaşılamadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından kesinleşen hükme karşı yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince verilen ihlal kararı kapsamına göre; dava dilekçesinde dava değeri olarak 50.000,00 TL gösterildiği, bu değer üzerinden peşin harç yatırıldığı, her ne kadar yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda dava konusu taşınmazda davacının hissesine düşen değer daha yüksek bir miktar olarak tespit edilmiş ise de bu miktar üzerinden harcın tamamlanmadığı,
ancak Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.01.2014 tarihli ve 2012/8 Esas, 2014/34 Karar sayılı ilâmı ile harçlandırılmayan değer üzerinden 21.318,20 TL vekâlet ücreti takdir edilerek bu vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine karar verildiği, davacı vekili tarafından yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesinin yukarıda açıklanan kararı gereğince Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda hükmün vekâlet ücretine ilişkin kısmının iptali ile harçlandırılan dava değeri üzerinden yazılı şekilde vekâlet ücreti takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
öte yandan Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 15.12.2022 tarihli ve 2022/8886 Esas, 2022/18405 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı çerçevesinde yeni ve ayrı bir inceleme yapılarak karar verildiğinden kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekâlet ücreti takdirinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, dava tarihi dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü yasal düzenlemenin somut olayda uygulama alanı bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek bir hak ihlali bulunmadığını, o nedenle yargılamanın yenilenmesi şartlarının mevcut olay bakımından gerçekleşmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırılan dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davacının geri alım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12193, K. 2025/10404, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama