KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/12360 E., 2025/11588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1030 Esas, 2023/963 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/5 Esas, 2021/152 Karar
Karar Metni
1.190 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... ili, ..., ... köyü, .. Cilt, ... Sayfa, ... sıra numaralı taşınmazın 50.000 m²lik kısmını ... yevmiye No ile 25.06.1979 tarihinde tapu kaydı ile satın aldığını, 1980 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın makilik niteliği ile ... adına tescil edildiğini, tespite itirazın Antalya Kadastro Mahkemesinin 1982/50 Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, davanın reddine karar verilerek kararın kesinleştiğini, davacının iyi niyetli 3. kişi olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince müvekkilinin uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek ve davasını belirsiz alacak davası olarak niteleyerek fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak 45.000 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olup reddinin gerektiğini, dava konusu taşınmazın davacıya intikalinden itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacıların iddia ve savunmalarının yerinde olmadığını, dayanak yapılan tapu kaydının dava konusu 229 parsel sayılı taşınmaza uymadığını, başka taşınmazlara uygulanarak tedavül gördüğünü, diğer kadastro işlemleri ile hukuki değerini yitirdiğini, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarına 1.838.000 m² olarak itibar edilmesi gerektiği, bu tapu kaydına dayalı olarak kişiler adına 3.931.926 m² yer verildiği,
tapu maliklerinin fazladan yer aldıkları, dayanılan tapu kayıtlarının daha önce başka parsellere revizyon gördüğünü, ayrıca yüzölçümü düzeltilmesine ilişkin işlemlerin Hazineyi bağlamadığını, davacının talepleri de bu nedenlerle yerinde görülmeyerek,
Hazine adına verilen tescil kararının Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, davacıların dayandığı tapu kaydı nedeniyle Hazineden tapu sicilinin tutulması nedeniyle tazminat istemesinin mümkün olmadığını,....parsel sayılı (... ... ada 2 parsel) mülkiyeti Hazineye ait bu taşınmazın Mahkeme kararı ile doğrudan Hazine adına tescil edilmiş bir taşınmaz olduğunu, şahıs adına olan tapunun iptali ile Hazine adına tescil edilen taşınmazlardan olmadığını, 2/B uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden de olmadığını,
... .... parselin hükmen Hazine adına tescilinden dolayı taşınmaz bedelini Hazineden isteme hakkı bulunmamakta ise de davacının ancak taşınmazı satın alırken verdiği bedeli denkleştirici adalet ilkelerine göre iadesini isteyebileceğini, taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli isteyemeyeceğini ve rayiç bedele de hükmedilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ait taşınmazın tapusunun yolsuz şekilde oluşmasında Devlet organlarının sorumluluğu olduğunu, iptal edilen tapu senedinde davacının paydaş olarak malik olduğunu, mülkiyetin korunmasıyla kamu çıkarı arasındaki dengenin bozulduğunu, mülkiyeti tapunun aleniyet ilkesine göre iktisap edenin sicilin daha önceki aşamalardaki evraklarını tetkik etme zorunluluğu olmadığını, yolsuz tescil gereği davacının tazminat alması gerektiğini ve taşınmaza zilyet olmak zorunda olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tapusunu kök tapudan değil revizyon gören ifraz ve taksimle oluşan tapu kaydından aldığını, davacının iyi niyetle tapuyu satın aldığını, dava konusu taşınmazın evveliyatının tapulu olup, özel mülkiyete konu yerlerden olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufundan olan bir yer olmadığını, tapunun bir kısmının .....
229 parsel içerisinde kalmadığı gerekçesi ile davanın reddinin de doğru olmadığını, davacının resmi tapusunun yolsuz tescil nedeni ile yok sayıldığını, tapusunun nerde kaldığının bir önemi olmadığını, devletin resmi kurumu tarafından verilen bir tapunun yok sayılmasında Devletin kusursuz sorumluluğu olduğunu, gerekçede belirtilen fiilen kullanılan yer olmadığı hususunun da resmi tapu kaydı karşısında bir anlamı olmadığını, bu gerekçenin dahi yerel mahkemenin davayı yanlış nitelendirdiğinin göstergesi olduğunu,
bizzat yüksek daire kararlarında belirtildiği üzere aynı kök taşınmazın ifrazı sonucu oluşan taşınmazdan davacı gibi yer satın alıp Kadastro tespiti sırasında Varsak ve Koyunlara revizyon gören kişilerin tapuları geçerli sayılarak verilmesine rağmen davacı ve onlar gibi bir kısım tapu maliklerinin tapuları başka bir parsele revizyon görmediği hâlde, tapunun miktarından fazla dava dışı parsellere revizyon gördüğü gerekçesi ile tapu verilmemesine karar verildiğini, bu durumun Anayasa Mahkemesi ile güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ilkesine,
hukukun herkese eşit uygulanması ilkesine de açıkça aykı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden davacının .... ... tarla mevkii geldisi cilt no: ..., sıra no ... ve ... olan tapu kaydından muhtelif tarihlerlerde, faklı oranlarda hisseli alımlar yaptığı, 1980 yılında yapılan tapulama çalışmalarında davacıya ait tapunun hiçbir başka parsele revizyon görmemesi sebebi ile uğranılan zararın tazmini istemi ile eldeki davanın açıldığı, yapılan incelemede taşınmazların geldisi olan taşınmazın kayden 1.838.000 m² yüzölçümlü iken 1926 yılında ortaklığın giderilmesi davası açıldığı,
açılan davada, Mahkemece 11.01.1940 tarihli ve 1940/15 Esas, 1940/1 Karar sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği; ancak kararda tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil, hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m²lik kısmın satışına karar verildiği, ilama dayalı olarak yapılan açık artırmada taşınmazın 23/40 hissesinin ... .... ve .... adına, 17/40 hissesinin de ... adına tescil edildiği, tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tabi tutulduğu, yapılan ifrazlar sonucu taşınmazın çok fazla parçaya bölündüğü,
davacının bu taşınmazlardan hisse satın almak suretiyle taşınmazı edindiği, taşınmazın 1975 yılında orman kadastro çalışmaları ile 229 parsel nosu ile orman vasfıyla Hazine adına tespit gördüğü, tespite yapılan itiraz neticesinde Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı dosyası ile 229 parselin bütün olarak Hazine adına tesciline dair verilen karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin temyiz denetiminden geçerek 01.07.2008 tarihli ve 2007/3956 Esas, 2008/2954 Karar sayılı kararı ile kesinleştiği ve eldeki davanın 04.01.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu ise de somut olayda 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12360, K. 2025/11588, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama