KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/13118 E., 2025/10378 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/747 Esas, 2024/1207 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Geyve 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/105 Esas, 2023/684 Karar
Karar Metni
1.054 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar murisi ... dava dilekçesinde özetle; dava konusu Sakarya ili, ..., ... Mahallesi 569 parsel (yeni 143 ada 2 parsel) sayılı taşınmazın murisi ... adına kayıtlı olduğunu, söz konusu taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın karayolu nedeniyle el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza ilişkin kamulaştırma işlemlerinin Sakarya Vilayet Makamının ... tarihli ... sayılı Menafi-i Umumiye Kararına göre gerçekleştirildiğini, taşınmaza 31.07.1953 tarihinde el atıldığını, bu kapsamda kamulaştırmanın 1956 yılında önce yapılmış olması nedeniyle 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun (221 sayılı Kanun) uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle.
221 sayılı Kanun’un iptali sonrasında yasal bir düzenleme yapılmamasının müvekkilleri aleyhine bir hak kaybına sebebiyet vermemesi gerektiğini, mülkiyet hakkının Anayasa’da koruma altına alındığını, dava konusu taşınmazla ilgili olarak 1956 yılında kamulaştırma işlemine başlanmış ise de sonuçlandırılmadığını, müvekkilleri murisi ...’a tebligat yapılmadığını, kamulaştırma işlemleri tamamlanmadığına ve taşınmaz yol olarak kullanmaya devam edildiğine göre hak düşürücü sürenin sona erdiğinden de söz edilemeyeceğini,
dava konusu taşınmazın müvekkilleri murisi adına 10.11.1958 tarihinde tespit edildiğini ve tespit kararının 13.03.1959 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu uyuşmazlığın 221 sayılı Kanun kapsamında kalmadığından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri murisi ...’a tebligat yapılmadığından öğrenme tarihinin esas alınması gerektiğini, tebligatın yapılması ile birlikte kamulaştırma bedelinin de nakden ve defaten ödenmesi gerektiği halde 2017 yılına dek herhangi bir ödemenin yapılmadığını, dava konusu taşınmaz hakkında 13.06.1956 tarihinde kamulaştırma işleminin yapıldığını, 05.07.1957 tarihinde müvekkilleri murisi ...’a tebliğ edildiğini, oysa 221 sayılı Kanun’un 05.01.1961 tarihinde yürürlüğe girdiğini, hukukumuzda kanunlar geriye yürümeyeceğinden 221 sayılı Kanun’un uygulanmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tamamımın 13.06.1956 tarihli ve 1956/280 sayılı Menafi-i Umumi Kararı ile yol inşaat ve emniyet sahası yapımı nedeniyle kamulaştırılmasına karar verildiği, taraflar arasında taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin alınan karar konusunda ihtilaf bulunmadığı gibi, tapuda da "Devlet karayolu" niteliğiyle kayıtlı olduğunun görüldüğü, dosya içerisinde bulunan tebliğ evrakından kamulaştırma kararının davacıların murisine bizzat tebliğ edildiğinin görüldüğü, 13.06.1956 tarihinde istimlak işleminin yapıldığı,
dosyaya celp edilen müzekkere cevabında parselle ilgili parsel tespit tutanağının 10.11.1958 tarihinde düzenlendiği, davacıların murisi adına tespitin yapılarak tutanağın 13.03.1959 tarihinde kesinleştiği, 221 sayılı Kanun uyarınca dava hakkının sona erdiği 12.01.1963 tarihine kadar yapılan kadastro tespiti ile malik adına tapu kaydının oluşturulduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı,
09.10.1956 tarihinden önce el atılan taşınmazlar açısından 221 sayılı Kanun kapsamında kalıyorsa da Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, kalan maddelerinin ise 6216 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince iptallerine, iptal hükümlerinin Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş, işbu karar 04.08.2022 tarihli ve 31913 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmış olup, yayımı tarihinden itibaren dokuz aylık süre 04.05.2023 tarihinde dolmuş olup,
221 sayılı Kanun'un uygulanma imkânının kalmadığının anlaşıldığı, halihazırda da iptal edilen 221 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri ile ilgili yasal düzenleme yapılmadığı, yine emsal Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2016/18133 Esas, 2018/8924 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere dava konusu taşınmaza 18.05.2018 tarihli fen raporunda da belirtildiği üzere fiili zemin durumunda yapılan ölçümler neticesinde Devlet Karayollarının yol olarak kullanımının olmadığı,
fiili el atma bulunmadığı gibi davacıların murisi adına tespitin yapılarak tutanağın 13.03.1959 tarihinde kesinleştiği, dava hakkının sona erdiği 12.01.1963 tarihine kadar yapılan kadastro tespiti ile malik adına tapu kaydının oluşturulduğu, neticeten davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu davacılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli, 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli, 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli, 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli, 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas,
2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13118, K. 2025/10378, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama