KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/13927 E., 2025/14708 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/513 Esas, 2024/980 Karar
- Karar
- Esastan ret/ Yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/12 Esas, 2023/282 Karar
Karar Metni
1.675 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunun 19.12.2024 tarihli ve 2024/417 Esas, 2024/417 Karar sayılı kararı ile dava dilekçesinde davaya konu taşınmazda sonradan yapılan yüzölçümü düzeltilmesi nedeniyle oluşan zararın sebepsiz zenginleşme ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 inci maddesi uyarınca tahsili talep edilmiş olup, temyize konu kararda davalı Hazine yönünden 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 inci maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak karar verilmiş, anılan karar davacı tarafça bu yönü ile de temyiz edilmiş olduğundan temyiz incelemesi için Dairemiz görevlendirilmiştir.
Taraflar arasındaki, davalı Hazine yönünden, uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini, diğer davalılar yönünden sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın, davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek davanın davalı ... ve davalı Hazine yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı idare vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.11.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve davalı Hazine vekili Avukat ... ile yetki belgesine istinaden davalı ... vd. vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 12.645 m² yüzölçümlü 1449 sayılı parsel sayılı taşınmazda davacı idareye ait 11320/12646 hissenin, 1/3'üne tekabül eden 5660/18969 hissesinin davalı ...'a, 1/3'üne tekabül eden 5660/18969 hissesinin davalı ...'e, 1/3'üne tekabül eden 5660/18969 hissesinin davalı ...'a 19/10/2011 tarih ve ... yevmiye nolu işlem ile satılıp devredildiğini, daha sonra 1449 sayılı parselin ...
Belediyesi yol kamulaştırması sahası içinde kalan kısmının kamulaştırıldığını ve bu işlem sonucunda taşınmazın ifraz edilerek 10912, 109 13... numaralı parsellerin oluştuğunu, yapılan ifraz işlemi sırasında 1449 sayılı parselin 12.645 m² olan tapu alanının 24.296,91 m² olarak hesaplandığını, yüksek bulunan miktarın ifraz sonrası oluşan 109 12... sayılı parsellere yüzölçümleri oranında dağıtıldığını, bu kapsamda 10912 parselin 4092,95 m² olan yüzölçümünün 9281,55 m² olarak düzeltildiğini, 10913 parselin 5098,47 m² olan yüzölçümünün 11561,78 m² olarak düzeltildiğinin anlaşıldığını,
tapu kayıtlarının incelenmesinden de anlaşılacağı üzere davacı idarece davalılar ..., ... ve ...'a 12.645 m² yüzölçümlü 1449 sayılı parseldeki 11320/12646 hissesinin satılıp devredildiğini, ancak daha sonra taşınmazın gerçek yüzölçümünün 24.296,91 m² olduğunun tespit edildiğini ve tapu kaydının buna göre düzeltildiğini, davalıların 12.6 45... 'lik taşınmazın 11320/12646 hissesi için bedel ödemiş olmalarına rağmen taşınmazın gerçek yüzölçümünün 24.296,91 m² olduğunun tespit edilmesi ve davalılar adına kayıt yapılmasıyla davacı idarenin zarara uğratıldığından ayrıca,
4721 sayılı Kanun'un 1007 inci maddesi kapsamında Hazine de sorumlu olduğundan yüzölçümü miktarı arasındaki farkla ilgili olarak uğranılan zararın davalılardan, dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine ve diğer davalılar vekili cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada birden fazla rapor alındığını, taşınmazın konumunun dikkate alınmadığını, değerlendirme tarihinin 19.10.2011 olarak alınmasının yanlış olduğunu, m² birim bedelinin düşük belirlendiğini, değerlendirmenin dava tarihine göre yapılması gerektiğini, davalı ...’in de sorumlu olduğunu, faizin dava tarihinden başlatılmasının doğru olmadığını, aleyhe nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumetin kendilerine düşmediğini, taraflarına sorumluluk yüklenemeyeciğini, sebepsiz zenginleşme davasında taraf olamayacaklarını, raporlara itirazlarının dikkate alınmadığını, ıslah ile arttırılan miktarın zamanaşımına uğradığını, ıslahtan faize hükmedilmesi gerektiğini, lehe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kök parsel olan 1449 parselin tapulama yoluyla 12.645 m² ile dava dışı ..., ... ve ... ... adlarına tescilli iken sonrasında yapılan devir ve intikallerle aynı yüzölçümle 11320/12646 hissesinin davacı adına tescil edildiği, davacı tarafça ilgili hissenin 19.10.2011 tarihli işlemle davalılar ..., ... ve ...'e satış suretiyle temlik edildiği, davalılardan ...’in satın aldığı hissesini 27.3.2013 tarihinde diğer davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiği, taşınmazın kısmen imar uygulamasına dahil edilerek 10912, 109 13... parsellere ifraz gördüğü,
9.8.2017 tarihinde ilgili taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan alan düzeltme işlemi neticesinde davalılardan ... lehine 6.953,30 m², diğer davalı ... lehine ise 3.476,94 m²lik miktar oranında yüzölçümde artış olduğu,
davacı tarafça söz konusu artış uyarınca sebepsiz zenginleşme ve 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre uğradığı iddia edilen zararın davalılardan tahsili amacıyla eldeki davayı açtığını, taşınmazın davacının elinden, devraldığı miktar ile çıkmış olup, başka deyişle davacı taşınmazı devir aldığı tarihte tapuda hangi yüzölçümü miktarıyla kayıtlı ise, mülkiyeti davalılara devrettiği tarihte de aynı miktarla kayıtlı olduğundan tazminat isteğine dayanak taşınmazın yüzölçümü kadastro sırasında hatalı olarak tespit edilmiş ise de, davacının bu işlem nedeniyle zararının olduğunu söyleyebilme olanağı olmayıp,
her ne kadar tapu işlemleri kadastro işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden sıralı işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan dolayı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olacağı kabul edilmiş ise de, bu madde kapsamında Devletin sorumluluğu için salt tapu sicilinin veya tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemlerinin hatalı olması yeterli olmayıp,
öncelikle bir zararın ve bu zararın tapu sicilinin tutulması veya kadastro işleminden doğması veya kaynaklanması da gerekli olduğundan somut olayda 4721 sayılı Kanunun 1007 nci maddesine dayalı tazminat isteğine dayanak dava konusu kök 1449 parsel sayılı taşınmazın, davacının elinden, adına tescil edilen yüzölçümüyle çıktığından davacının anılan madde uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan veya kaynaklanan bir zararı bulunmamakta olup (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/5-1124 Esas,
2024/146 Karar sayılı 06.03.2024 tarihli kararı aynı yöndedir.) belirtilen nedenlerle davacı tarafça davalı hazine aleyhine açılan davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmediğinden, taşınmazda davacıdan alınan hissenin davalılardan ... tarafından 27.3.2013 tarihinde diğer davalı ...’a satış suretiyle temlik edildiği, sebepsiz zenginleşmeye dayanak teşkil eden alan düzeltme işleminin ise 9.8.2017 tarihinde meydana geldiği, dolayısıyla davalı ...’in taşınmazı devraldığı metrekare ile elinden çıkarması nedeniyle sebepsiz zenginleşmesi bulunmadığından mahkemece bu davalı yönünden verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek,
davacının davalı ... dışında diğer davalılar aleyhine sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak açtığı davada ise, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/5-1124 Esas, 2024/146 Karar sayılı 06.03.2024 tarihli kararı uyarınca davacının taşınmazı devraldığı tarihte tapuda hangi yüzölçümü miktarıyla kayıtlı ise, mülkiyeti devrettiği tarihte de aynı miktarla kayıtlı olması nedeniyle fakirleşme koşulunun davacı yönünden gerçekleşmediği,
sadece dava konusu taşınmazın ilk tespit malikinin gerçek miktardan daha az yüzölçümü ile taşınmazın tapuya kaydedilmiş olması ve daha küçük yüzölçümü ile satmış olması nedeniyle fakirleştiğinin kabulü ile sebepsiz zenginleşme ilkesine dayanarak taşınmazı satın alan kişiye dava açma hakkı bulunduğu gözetildiğinde davacının ilk tespit maliki olmaması nedeniyle fakirleşme olgusunun davacı yönünden gerçekleşmediğinden davanın bu davalılar yönünden reddi gerekirse de aleyhine hüküm kurulan davalıların karar aleyhine istinafa gelmemiş olmaları nedeniyle mahkemenin kararı sonucu itibariyle yerinde görülmek suretiyle,
davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek davanın davalı ... ve davalı Hazine yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazı tüm hak ve yetkileriyle devralmış olduğundan karardaki fakirleşme koşulunun gerçekleşmediğine ilişkin değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığını, taşınmaz ... Bankasına ait iken idarelerine devredilmiş olduğunu, Hazinenin de sorumlu olduğu hususlarını ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehe nispi vekâlet ücretinin hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davalı Hazine yönünden, uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini, diğer davalılar yönünden sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkin ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Değerlendirme tarihinin, zararın oluştuğu tarih olan (davacı tarafından yapılan satış tarihi) 19.10.2011 olarak kabulü ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve davalıların temerrüde düşürüldüğüne dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından sebepsiz zenginleşme nedeniyle hüküm altına alınan bedele dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden, kısmen kabul kararı verilen davalılar lehine reddedilen miktar üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olduğu gibi, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 üncü maddesine göre maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi halinde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, davalı Hazine yararına maktu vekâlet ücretinin hüküm altına alınması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı ve davalı Hazine vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aleyhine temyiz olunan davalı ve ... vd. yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenlerden alınmasına,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13927, K. 2025/14708, 18 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama