KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/13980 E., 2025/10400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/599 Esas, 2024/379 Karar
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.561 kelime·8 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, Karacabey ilçesi, ... Mahallesi 827 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için acele kamulaştırma dosyasında belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın sanayi imarlı parsel niteliğinde olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan ekonomik değerini yitirdiği gözetilerek bu kısmın da kamulaştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.07.2018 tarihli ve 2017/45 Esas, 2018/693 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle değerinin tespit edilmesi yöntem itibariyle doğru olduğu, kök raporda bilirkişi heyetince dosyada emsal kaydı olmaması sebebiyle başka dosyalarda kullanılan emsal esas alınmış, itirazlar üzerine tarafların bildirdiği emsaller tek tek değerlendirilerek bildirilen emsallerden ...
Mahallesi 341 ada 4 parsel sayılı taşınmazın emsal olarak seçildiği, dava konusu 827 ada 1 parsel sayılı taşınmazın metrekare birim değerinin 392 TL/m², 827 ada 2 parsel sayışı taşınmazın ise 378 TL/m² olarak belirlendiği, sonuç değerin bölge koşullarına uygun olup, tarafların istinaf başvurusunun bu bağlamda yerinde görülmediği,
ayrıca her iki parsel birbirleriyle komşu olsa da 1 parselin halihazırda bulunan devlet karayoluna diğer parsele göre yakın olması ve lokasyonu itibarıyla öteki parselden 14 TL de olsa daha değerli bulunmasının ekonomik hayatın gereklerine ve taşınmazın arsa vasfına uygun düştüğü, davacı taraf kısmi kamulaştırmadan dolayı değer azalışı olacağını öne sürmüşse de; taşınmazın yüzölçümü, kullanım amacı gözetildiğinde kamulaştırılmayan kısımlarda değer azalışı olacağına yönelik değerlendirme isabetli olup değer kaybı oranlarının Mahkemece aynen benimsenmesinde de hata yapılmadığı,
yine dava konusu taşınmazlardan 827 ada 2 parselde bulunan binaya Bayındırlık Birim Fiyatları ve yapı maliyet cetveline göre tespit edilip binanın yaşı, türü ile diğer etmenler dikkate alınarak uygulanan yıpranma oranının hukuka uygun olduğu, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak zeminine; resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı da düşülerek 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapıya ve ağaçlara değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği,
dava konusu taşınmazın konumu ve niteliğine göre belirlenen bedelin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, tespit edilen bedele faiz yürütülmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, böylece İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2019 tarihli ve 2018/3591 Esas, 2019/2824 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değerinin tespitinde emsal olarak incelenen taşınmazın uzak bölgeden ve yüzölçümü itibarıyla dava konusu taşınmaza göre çok küçük olması nedeniyle, bu emsali hükme esas alan raporun inandırıcı ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı,
dava konusu 827 ada 2 parsel sayılı taşınmazda kamulaştırmadan arta kalan ve bedeline hükmedilen 5.107,19 m²lik bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmediği ve karar kesinleştiğinde hak sahibine ödenmesine karar verilen fark bedele kararın kesinleşme tarihine kadar faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2020/547 Esas, 2021/513 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davacı taraftan tahsil edilerek davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesini 06.07.2021 tarihli ve 2020/547 Esas, 2021/513 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; aynı bölgeden intikal eden ve Dairemiz denetiminden geçen Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/205 Esas sayılı dava dosyasında 24.03.2017 değerlendirme tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazlara yakın konumda olup aynı amaçla kamulaştırılan benzer nitelikteki 258 ada 738 parsel sayılı taşınmazın metrekaresine 435 TL/m² değer biçildiği tespit edilmiş olup, dava konusu taşınmazların yakınında yer alan söz konusu parsel için Dairemiz denetiminden geçerek kesinleşen dosyadaki bedelden ayrılma nedeni konusunda ayrıntılı ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davacı taraftan tahsil edilerek davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararında aynı yerden gelen dosyalardan ayrılma sebebi sorulduğunu, bilirkişilerce açıklama yapılmadan o dosyalardaki bedelin uygulandığını, dava konusu 827 ada 2 parsel sayılı taşınmazdan arta kalan kısımların tamamının bedeli ödendiği halde bu kısımların müvekkili idare adına tesciline karar verilmediğini, müvekkili idare harçtan muaf olduğu halde aleyhine harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2022/83 Esas,
2223/69 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin yasal dayanağının kalmadığını, müvekkili idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin düşük olduğunu, dava konusu 827 ada 2 parsel sayılı taşınmazdan arta kalan kısımların kamulaştırılması isteklerinden feragat ettiklerini, davacı idarenin de bu kısımların kamulaştırılması yönünde talebinin bulunmadığını, bu kısımların bedelinin iadesi ile davacı idare adına tescil işleminin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki Bursa ili, Karacabey ilçesi, ... Mahallesi 827 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.
4. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Dava konusu 827 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırmasından arta kalan ve tamamının bedeline hükmedilen 1.559,90 m²lik kısma ilişkin hesaplamada maddi hata ile fazla bedel belirlenmesi doğru olmadığı gibi, aynı parsel üzerinde yer alan ve bozmaya konu edilmeyen yapılar için bozma sonrasında yeniden hesaplama yapılmak suretiyle fazla bedele hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "19.599.844,54" ve "21.397.874,80" sayılarının hükümden çıkartılmasına, yerlerine sırasıyla "19.578.039,69" ve "21.376.069,96" sayılarının yazılmasına, hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Davacı idare tarafından fazla depo edilen 21.804,85 TL'nin davalı tarafça bankadan çekilmiş olması halinde varsa çekilme tarihine kadar işlemiş nemaları ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, çekilmemişse birikmiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13980, K. 2025/10400, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama