KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/14116 E., 2025/11151 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/875 Esas, 2024/1594 Karar
- Karar
- Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/664 Esas, 2023/208 Karar
Karar Metni
918 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleştirilen davada dava dilekçelerinde özetle; dava konusu .... ili, ... ilçesi, .... Mahallesi .... ada 25 parsel sayılı taşınmaza davalı idarece usulüne uygun kamulaştırma yapılmadan yol yapılmak suretiyle fiilen el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili asıl ve birleştirilen davalarda cevap dilekçesinde özetle; davacılar vekili tarafından açılan ve birleştirilen davalarda dava konusu taşınmaza kamulaştırma yapılmadan el konulduğu iddiasıyla dava konusu kısım için şimdilik 10.000,00 TL bedelin faizi ile birlikte tahsili talebi ile açıldığını, kanun gereği uzlaşma hususu için ön başvuru yapılması gerektiğini, ancak davacı tarafından yapılmadığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Belediyenin sorumlu olmadığını,
bu nedenle ek beyanda bulunma haklarının saklı kalmak kaydı ile dava konusu taşınmazların davacı hissesi üzerine tapu sicil kaydına devir ve feragatın önlenmesi bakımından Tapu Sicil Müdürlüğüne tescil ve terkin işleminin yapılmasına kadar tedbir konulmasına ilişkin hüküm kurulması gerektiğini, davanın kabulü halinde el atılan kısmın yol olarak kullanılıyor olmaması durumunda yol olarak terkinine, şayet el atılan kısım kullanılabilir bir alan niteliğinde ise müvekkil idare adına tapu kaydına tesciline ve belirlenecek tazminat bedelinin davacının tapu kaydındaki haciz, ipotek,
vakıf icrası vb. tüm takyidatları ve şerekeleri de kapsayacak şekilde bedele yansıtılması ile tüm takyidatların kaldırılarak terkin ve tescil işlemi yapılmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek Madde 4'ü uyarınca harç ve ve vekalet ücretinin maktu olması gerektiğini, takdir edilen bedelin fahiş olduğunu, taşınmazın tamamına el atılmadığını, idareye husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazlara mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmaz ve emsal taşınmazın emlak metrekare rayiç değerlerinin doğru orantılı olduğu, taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre bedelinin uygun olduğu,
ancak aynı hukuki sebebe dayalı olarak açılan asıl ve birleşen davalar için tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekâlet ücreti hesaplanması ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/7134 Esas, 2023/8039 Karar sayılı kararı doğrultusunda 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 Sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanma imkanı bulunmadığı gözetilmeden,
nispi harç yerine maktu harca hükmedilmesi hatalı olduğundan davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal taşınmazların uygun olmadığını, taşınmazın bir kısmının lojistik firması tarafından kullanıldığını, belediyelerince el atıldığının kabulünün hatalı olduğunu, taşınmaza soyut ölçütlerle değer biçildiğini, davacı ...’ın hisse miktarının hatalı olduğunu, taşınmazın bedeli belirlenirken düzenleme ortaklık payı kesintisinin yapılması gerektiğini, ayrıca husumetin yanlış yöneltildiğini, ilçe belediyelerinin sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri nedenle sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/14116, K. 2025/11151, 8 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama