KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/2913 E., 2024/8894 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/210 Esas, 2023/2587 Karar
- Dava tarihi
- 06.08.2018
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ağrı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/604 Esas, 2021/1031 Karar
Karar Metni
869 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin ve ecrimisilin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın tazminat talebi yönünden kabulüne, ecrimisil talebi yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ağrı ili, ..., Aşağı Küpkıran köyü 232 parsel sayılı taşınmazın dere yatağı haline geldiğini, fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın söz konusu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, dava konusu edilen taşınmazın 1960 yılına ait vaziyet planı incelendiğinde dere yatağı haline gelmediğinin ve üzerinde bir çok ev bulunduğunun açıkça görüleceğini, idarenin meydana gelen somut durumun gerçekleşmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, nehir yatağı içerisinde bulunan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını, davalı kurum tarafından taşınmaza hiçbir şekilde fiilen el atılmadığınından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın tazminat talebi yönünden kabulüne, ecrimisil talebi yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, hak düşürücü sürenin geçmiş olmasından ötürü davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, görevli yargı yolunun idari yargı olduğuna dair yapılan itirazların dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taşınmaz bedelinin fahiş oranda yüksek hesaplandığını, nehrin doğal hareketlerinden dolayı taşınmaz üzerindeki zararlardan sorumlu tutulamayacağını, ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmaza fiilen bir el atması olmadığını, bilirkişi raporlarının objektiflikten uzak olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza kanal yapılmak suretiyle el atılmış olduğu ayrıca kanal dışında kalan yol, şev,set üstü yola ait şev alanlarının da kanal sebebiyle davalı kurum tarafından yapıldığından sorumluluğun davalı kurumda olduğu da gözetilerek arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak kamulaştırmasız el atma bedelinin hesaplanmasında, Yargıtay denetiminden geçen metrekare birim bedeli dikkate alınarak istinafa gelenin sıfatına göre bir isabetsizlik görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olmadığını ve davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/2913, K. 2024/8894, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama