KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/4108 E., 2025/641 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/106 Esas, 2024/132 Karar
Karar Metni
996 kelime·5 dk okuma·15 bölüm
Avukat ...
DAVA TARİHİ : 10.01.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ
Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
2023/84 Esas, 2023/207 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tekirdağ ili, ..., ... 41 ada 19 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm taleplerinin haksız olduğunu, huzurdaki davanın kamulaştırmasız el atmaya ilişkin tazminata ilişkin olup yazılı usule tâbi olduğunu, basit yargılama olarak belirlemenin tavzihini talep ettiklerini, müvekkili idarenin dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el attığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, taşınmazın hangi kısmına hangi tarihte hangi kurum tarafından hangi amaç ile el atıldığının hava fotoğrafları ile tespit edilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini,
bu itibarla haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilmiş olan davanın öncelikle usule ilişkin savunmaları uyarınca usulen reddine, davanın usulden reddi cihetine gidilmemesi halinde esasa ilişkin savunmaları uyarınca esastan reddine, hava fotoğraflarının celbine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, alınan rapor uyarınca el atma tazminatının ve ecrimisilin tespit edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını, dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, arazi olarak değerlendirildiği takdirde objektif değer artışının % 500 oranında alınması ve münavebeye domates ürününün eklenmesi gerektiğini, kamulaştırmadan arta kalan kısımda değer azalış oranının düşük uygulandığını ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek tespit edildiğini, kapitalizasyon faiz oranının hatalı hesaplandığını, objektif değer artış oranının yüksek uygulandığını, taşınmaza el atma tarihinin belirlenmesi gerektiğini, 2. kez ıslah yapılamayacağını, arta kalan kısımda değer azalışı oluşmayacağını, münavebeye bölgede yetişmeyen ürünlerin alındığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırmasız el atılan arazi niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu net geliri esas alınarak dava tarihindeki değerini belirleyen usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinin doğru olduğu, dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre uygulanan kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde olduğu, değerlendirmeye alınan münavebe ürünlerinin yörenin münavebe sistemine uygun ve resmi verilerle uyumlu olduğu,
mahkemece iade kararı gereğince işlem yapıldığı anlaşıldığından, davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde görülmemiş; taşınmaza 1983 yılından sonra el atıldığından nispi harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden, düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların değerinin biçilmesi bedelinin ve ecrimisilin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı kalan harcın davalı idareden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4108, K. 2025/641, 15 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama