KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/4179 E., 2025/2669 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/3190 Esas, 2024/137 Karar
- Karar
- Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Şirvan Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/386 Esas, 2021/819 Karar
Karar Metni
1.240 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Siirt ili, .......ilçesi, ..... köyü 117 ada 26 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın gerçek kamulaştırma bedelinin belirlenmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ve taşınmazın baraj gölü sahası içerisinde kalması sebebiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16 ncı maddesinin (c) bendi uyarınca tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 2020 yılında açılmış olmasına rağmen, bilirkişi raporunda 2021 yılında yayımlanan birim fiyatlar üzerinden hesaplama yapıldığını, dava konusu taşınmazın kuru tarla olarak kabul edilmesi gerektiğini, kapitalizasyon faiz oranının %6 olarak uygulanması gerektiğini, objektif değer artışı uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların bedelinin eksik hesaplandığını, taşınmazın bedelinin olması gerekenden düşük tespit edildiğini, objektif değer artış oranının düşük, kapitalizasyon faiz oranının ise yüksek belirlendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sulu kapama karışık meyve bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru olduğu gibi, taşınmazın vasfı, konumu, bilirkişi raporunda belirtilen özellikleri ve aynı bölgeden intikal eden dava dosyaları gözetilerek kapitalizasyon faizinin % 5 oranında alınmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir;
ancak dava konusu taşınmazın yeri, konumu, ana yollara, karayoluna ve en yakın yerleşim alanlarına uzaklığı, özellikle aynı bölgeden intikal eden dava dosyaları da dikkate alınarak gelir metoduna göre tespit edilen çıplak metrekare birim fiyatına %30 oranında objektif değer artışı uygulanması gerekirken bu oranın %50 olarak belirlenerek fazla bedele hükmedilmesi hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kuru tarla olarak kabul edilmesi gerektiğini, kapitalizasyon faiz oranının %6 olarak uygulanması gerektiğini, objektif değer artışı uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı lehine ilk karar tarihinde uygulanan tarifeye göre vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi kararı gereği dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinin 4 ay sonrasından yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, fark bedele kararın kesinleşmesine kadar faiz işletilmesi gerektiğini ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Kapama karışık meyve bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi doğru olduğu gibi dava konusu taşınmazın belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranında bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Ne var ki dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. İlk Derece Mahkemesi tarafından 36.774,35 TL kamulaştırma bedeline hükmedildiği, tarafların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yeniden yapılan hesaplama neticesinde 32.221,52 TL kamulaştırma bedeli belirlenerek yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu, davacı idare tarafından fazla bloke edilen 4.552,83 TL bedelin davalı tarafından bankadan çekilmişse çekildiği tarihe kadar varsa işlemiş nemaları ile davalıdan alınarak davacıya iadesine, çekilmemişse işlemiş nemalarıyla davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken iade kararının hatalı şekilde yazılması doğru değildir.
6. 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 16 ncı maddesinde (04.04.2023 tarihli ve 7451 sayılı Kanun'un 11 inci maddesiyle) yapılan değişiklik ile davacı idare harçtan muaf olduğu hâlde, aleyhine harca hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; a) (1-d) numaralı bendinde bulunan cümlenin çıkartılması, yerine "Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın istek halinde yatıran tarafa iadesine",
b) (1-c) bendinde bulunan cümlenin çıkartılması, yerine "Davacı idare tarafından fazla bloke edilen 4.552,83 TL bedelin davalı tarafından bankadan çekilmişse çekildiği tarihe kadar varsa işlemiş nemaları ile davalıdan alınarak davacıya iadesine, çekilmemişse işlemiş nemalarıyla davacıya iadesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan yatırılan temyiz harçlarının istek halinde iadesine, davalıdan peşin alınan temyiz harçların Hazineye irad kayedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4179, K. 2025/2669, 27 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama