KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/7372 E., 2025/7120 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/387 Esas, 2024/139 Karar
- Dava tarihi
- 06.07.2021
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/346 Esas, 2022/604 Karar
Karar Metni
1.255 kelime·6 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne verilmiştir.
Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 378.290,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz.
Davacılardan ..., ..., ... yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen tazminat miktarı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle; adı geçen davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idare vekilinin davacı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, ..., Mahallesi 26 71... parsel sayılı taşınmaz üzerine okul yapmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının isminin tapu kaydında bulunmadığını davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, taşınmazın belediye başkanlığının kararı ile imar planında eğitim alanı olarak tahsis edildiğini, belediyelerce okul alanı olarak belirlenen alanlarda, imar planının hayata geçilmemesi ve herhangi bir kamulaştırma işleminin yapılmamasından belediyenin sorumlu olduğunu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (3184 sayılı Kanun) 10 maddesinin amir hükmü uyarınca imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içerisinde planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar planının hazırlanması gerektiğinden,
bu programın hazırlanıp hazırlanmadığı ve lehine tahsis yapılan müvekkili idarenin görüşünün alınıp alınmadığının tespiti gerektiğinden; dava konusu alana ilişkin olarak yapılan imar uygulaması hakkında idarenin görüşünün alınmadığını, iş bu davada husumetin taraflarına yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine, taşınmazdaki davacılara ait payın tapu kaydının iptali ile iptal edilen payın Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı idare vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle: davacıların tapu kaydında malik olarak görünüp görünmediği mirasçı ise intikal işlemlerinin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın ...
Belediye Başkanlığının kararı ile imar planında okul alanı olarak tahsis edildiğini, sorumluluğun belediyeye ait olduğunu, hüküm altına alınan değerin fahiş olduğunu taşınmazın dava tarihindeki niteliklerinin değil, el atıldığı tarihteki niteliklerinin dikkate alınması gerektiğini, emsal mukayesesinde eksik ve üstün yönler yeterince tartışılmadan genel deyimlerle kıymet takdir edildiğini, 3194 sayılı Kanun’un 10.07.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan değişik 18 nci maddesi gereğince dava konusu parselin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini,
ayrıca toplam bedele dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de doğru olmadığını dava tarihi ve ıslah tarihinin gözetilmesi gerektiğini, davacının ıslah ettiği miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini, müvekkili idare harçtan muaf olduğu hâlde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde harçla sorumlu tutulduğunu, müvekkili idare aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmeden Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek resen gözetilecek sebeplerle de kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda kıyaslamaya esas alınan emsal ile (kıyasi emsal Antalya ili, ..., ... 45... parsel sayılı taşınmaz satışı) dava konusu taşınmazla benzer özelliklere sahip olduğu, emsal alınan satışın dava tarihinden önce, tapuda ve gerçek kişiler arasında yapıldığı, özel amaç taşımadığı buna ilişkin evrakların dosyaya celp edildiği,
bu satışın emsal kıyaslamasına esas alınabileceği, dava konusu taşınmazla, emsal taşınmazın özelliklerinin karşılaştırılması sonucunda emsalin dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu kabul edilmek suretiyle emsalin satış bedeli dava tarihine güncellenerek değerlilik katsayısı uygulandıktan sonra dava konusu taşınmazın düzenleme ortaklık payı kesilmiş imar parseli emsal ise kadastro parseli olduğundan tespit edilen metrekare birim fiyatına düzenleme ortaklık payı oranı da ilave edilmek suretiyle dava tarihi olan 06.07.2021 tarihi itibarıyla taşınmazın metrekare birim fiyatının 3.893,52 TL/m² olarak tespit edildiği,
bilirkişi raporunda yapılan mukayese sonucunda tespit edilen değerlilik katsayısının dava konusu ve emsal taşınmazın emlak vergi değerleri açısından ters orantı oluşturmadığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun denetime açık, ayrıntılı, hüküm kurmak için yeterli olduğu,
nitekim aynı taşınmazın bir başka hissedarı tarafından davalı idare aleyhine açılan kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat davasında aynı emsal mukayese edilmek suretiyle 05.01.2021 tarihi itibarıyla taşınmaza takdir edilen 3.196,41 TL/m² bedelin davalının istinafı üzerine Dairelerince uygun bulunduğu ve verilen hükmün Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/4224 Esas, 2023/11961 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği eldeki dava tarihi itibarıyla belirlenen metrekare birim fiyatının ve davacıların hissesi nispetinde hesaplanan tazminat miktarının fahiş olmadığı,
öte yandan dava kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat istemine ilişkin olup yüksek mahkemenin konu hakkındaki yerleşik içtihatları uyarınca değerlendirmenin dava tarihi itibarıyla yapılması ve faize de dava tarihinden itibaren hükmedilmiş olmasında da bir usulsüzlüğün bulunmadığı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 45 nci maddesi gereğince genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin edindiği taşınmazların Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi gerektiği mahkemece verilen hükmün de bu yönde olduğu,
İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün (5) nolu bendinde davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına ve davacılar tarafından peşin olarak yatırılan harçların iadesine karar verildiği, davalı idare harçtan muaf ise de yargılama giderlerinden muaf olmadığı,
dava kabul edildiğine göre davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline ve kendilerini bir vekille temsil ettiren davacılar lehine vekâlet ücreti takdirine dair verilen kararda usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin belirlenmesine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; A. Davalı İdarenin Davacılar ..., ..., 'e İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Davalı İdarenin Davacılar ...'e İlişkin Temyizi Yönünden
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/7372, K. 2025/7120, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama