KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/9660 E., 2025/5345 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1204 Esas, 2023/2331 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/29 Esas, 2022/532 Karar
Karar Metni
1.189 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... Mahallesi 3512 ada 1 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığından kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yargı yolu, görev, yetki, husumet, zaman aşımı ve derdestlik itirazında bulunarak, açılan davanın yerinde olmadığını, davacının dava açmakta kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; parselasyon planının 1956 yılında yapıldığını, husumetin ilçe belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, taşınmazın kadastral parsel olarak değerlendirilmesi ve düzenleme ortaklık payı düşülerek bedel belirlenmesi gerektiğini, bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Ankara ili, ..., ...
Mahallesi 3512 ada 1 nolu parselin 3876 m² yüzölçümlü olarak davacılar murisi ile 3.şahıslar adına kayıtlı iken İmar İdare Heyetinin 17.08.1959 tarihli ve 581 sayılı kararı ile onaylanan 40430 nolu parselasyon planı ile uygulamaya alınarak 549 m² zayiat kesildikten sonra 650 m²nin işlenmeyen alan olarak ayrılıp kalan 2677 m²sinin ise imarın 8558 ada 1, 3, 4, 5, 6, 39 ve 40 parsellerine şuyulandırılarak tapuda tescillerin sağlandığı, zayiat olarak ayrılan 549 m² ile işlenmeyen alan olarak ayrılan 650 m²nin toplamından oluşan 1.199 m² tapuda davacı ile 3. şahıslar adına yaşamaya devam ettiği;
ancak 18.08.2018 tarihli ve 36665 yevmiye numaralı işlemle 40430 nolu planda zayiat olarak ayrılan 549 m²lik kısmın tapudan terkini üzerine parselin 650 m² olarak tescilli olduğu, alınan teknik bilirkişi raporuna göre dava konusu 650 m²lik taşınmazın 130 metrekarelik kısmının İlçe Belediyesinin sorumluluğunda olan ... Parkı alanında, geriye kalan 520 m²lik kısmın ise Ankara Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda olan yol genişliği 15 metrenin üzerindeki ...
Caddesi ve kaldırım alanında kaldığının tespit edildiği, dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırmasız el atılması sebebiyle arsa niteliğinde olduğunun kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip davacı idareden tahsiline, yol olarak el atılan bölümdeki davacı payının iptali ile tapudan terkinine dair kararda,
taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Ocak 2018 değerlendirme tarihi itibarıyla imar parseli olarak tespit edilen 1.040,00 TL/m² birim bedelin Dairelerinin 2022/1872 Esas sayılı kararı ile uygun bulunduğu ve istinaf edenin sıfatı da dikkate alındığında bedel ve husumet yönünden bir isabetsizlik görülmeyerek davalı idare vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taslak imar planı değişikliğiyle 3512 ada 1 parselin Vakıf mülkiyetindeki 352 m²lik kısmından %45 yasal düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldıktan sonra geriye kalan yaklaşık 194 m²nin Vakıf mülkiyetindeki 36906 ada 5 parsele aktarımının yapıldığını, mevcut imar planındaki 36906ada 5 parsel ile park alanı kullanımlı 36751 ada 1 parsel arasındaki 10 metrelik servis yolunun ise genişliğinin 5 metreye düşülerek,
kademesinin servis yolu statüsünden yaya yolu statüsüne düşürüldüğünü bu hususlar incelenmeden hüküm tesisinin doğru olmadığını, ayrıca hazırlanan taslak plan kamulaştırmaya ihtiyaç duyulmadan talebi karşılar nitelikte olduğunu, sorunun çözümüne ilişkin çalışmaların yapılmakta olduğu yönündeki idare görüşünün davacıya bildirilmiş olduğu hâlde dava açılmış olmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, dava konusu taşınmazın park alanında kalan bölümünden Mamak Belediye Başkanlığının sorumlu olduğunu, bedelin fahiş olduğunu,
düzenleme ortaklık payının %45 oranında düşülmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesin de, aynı taşınmaza ilişkin Dairemiz denetiminden geçen dosyalar dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası. “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları.
"09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
6. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmaza 1983 yılından sonra fiilen el atılmış olduğundan nispi harcın hüküm altına alınması gerekirken, Mahkemece hatalı değerlendirme yapılmak suretiyle maktu harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, İlk Derece Mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin çıkartılmasına, yerine ‘Alınması gereken 36.587,52 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan 9.147,17 TL mahsup edilerek 27.440,35 TL nin davalı idareden tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan 9.147,17 TL’nin davalı idareden tahsili ile davacıya verilmesine’ cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9660, K. 2025/5345, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama