KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/9987 E., 2025/5354 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/422 Esas, 2024/296 Karar
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
995 kelime·5 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemsinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi karannın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bir kısım davacılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacılar Mehmet Gökbudak vd yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, kesinlik, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların murislerinin Kocaeli ili, ..., ... 9075 parsel sayılı taşınmazı uzun yıllar boyunca tarla olarak kullandığını; ancak daha sonra taşınmazın tapu kaydına İzmit Tapu Müdürlüğü tarafından ''Orman Tahdit sınırı içinde kalmıştır'' şeklinde şerh konulduğunu, tapu kayıt maliklerinin Orman Genel Müdürlüğü tarafından tapu iptal ve tescil davası açılmasını beklemeye gerek olmadan kesinleşmiş orman kadastrosu çalışmaları nedeniyle tamamı orman sınırları içerisinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile mülkiyet hakkının kaybından doğacak zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2019 tarihli ve 2019/23 Esas, 2019/209 Karar sayılı kararı ile her ne kadar taşınmaz tapuda davacılar adına kayıtlı ise de taşınmazın orman vasfında olması ve tapu kaydında orman şerhi bulunması nedeniyle davacıların mülkiyet hakkının kısıtlandığı kanaatine varılarak taşınmazın değeri oranında tazminata hükmedilmesi gerektiği, tapu sicilinin tutulmasında da Devletin sorumluluğu bulunduğundan emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle tespit edilen bedelin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.10.2020 tarihli ve 2020/264 Esas, 2020/684 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda; emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla;
hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazın ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi,
yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulmak suretiyle davacılar Mehmet Gökbudak vd. yönünden davanın kısmen kabulüne, bir kısım davacılar yönünden ise Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/1000 Esas, 2023/9346 Karar sayılı kararı ile payları kesinlik sınırı altında kalan davacılar yönünden temyiz istemi reddedildiğinden bu davacılar bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece, bozma öncesi kararla verilen hükümde payları kesin olan davacılar yönünden Yargıtayca temyiz dilekçesinin reddedildiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükmün bu haliyle infaz edilemeyeceğini, ayrıca payı kesin olan davacılar yönünden de vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bu yönlerden düzeltilmesini istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazın arazi vasfında olduğunu, bilirkişi raporunun denetlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Mahkemece verilen ilk kararın Dairemiz bozma kararı ile ortadan kalktığı gözetilerek tüm davacılar yönünden infaza elverişli bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde infazda tereddüt oluşturacak şekilde, bir kısım davacılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Ne varki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Hazine vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinin hükümden çıkartılması, yerine ''Davacı ... ile davacı muris ...'ın mirasçıları ...., . ..., ... tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 140.721,38 TL'nin davacı ...'a, 28.144,28 TL'nin davacı ...'a, 28.144,28 TL'nin davacı ...'a, 28.144,28 TL'nin davacı ...'e, 28.144,28 TL'nin davacı ...'a, 28.144,28 TL'nin davacı ...'e olmak üzere dava tarihi olan 10.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
davacıların fazlaya ilişkin talebinin reddine, 1.111.055,46 TL'nin ise davalı Hâzineden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle alınarak yukarıda adı geçen davacılar dışında kalan davacılara tapudaki hisseleri ve veraset ilamındaki payları oranında ödenmesine'' cümlesinin yazılması, davacı tarafa vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin 8. paragrafta geçen ''22.515,42'' sayısının hükümden çıkartılması, yerine ''183.174,80'' sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9987, K. 2025/5354, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama