KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1156 E., 2025/11493 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/66 Esas, 2024/342 Karar
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.328 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı idare ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .... ili, ..., .... köyü ... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; idarece hazırlanan kıymet takdirinde ağaçların sayısı ile muhdesatlara ilişkin maddi hataların düzeltilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.02.2015 tarihli ve 2011/433 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davalılar ... (....) ile ...'ın murislerine ait olduğu belirtilen 60,25 m² alanlı yapının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetlerine ilişkin tebliğe göre sınıfının 3-A olarak kabul edilip buna göre değer biçilmesi, Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı yapı ile metruk taş deponun davalılar ... (....) ile ...'ın ortak murislerine ait olduğu kabul edilerek, belirtilen yapıların bedellerinin bu iki davalıya ödenemesine karar verilmiş;
ancak bedeli ... (....)'e ödenmesine karar verilen ağaçlar yönünden ortak murislerine ait olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmadığı anlaşılmakta, bu hususta araştırma yapılarak ağaçların davalıların murislerine ait olduğunun tespiti halinde ağaç bedellerinin de miras payları oranında bahsi geçen davalılara ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, davalılar ... ve ... (.....)'in ortak murislerine ait olduğu belirtilen tek katlı üzeri kiremit örtülü yapı ile taş deponun toplam bedelinin 6.334,51 TL olarak belirlendiği,
belirlenen bu bedelin iki mirasçıya eşit olarak paylaştırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçların yaş ve cinslerine göre 2011 yılı itibarıyla rayiç fiyatlarını gösterir listenin İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden getirtilip bilirkişi raporunun denetlenmesi ve bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedel bakımından 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Birinci Karar
Mahkemenin 07.12.2022 tarihli ve 2022/142 Esas, 2022/131 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 07.12.2022 tarihli ve 2022/142 Esas, 2022/131 sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda. Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm fıkrasında, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçlar yönünden 25.12.2020 tarihli raporda yapılan hesaplama sonucu 8.930,00 TL olduğunun kabulüyle karar verildiği ve buna göre toplam kamulaştırma bedeli 1.096.387,88 TL olduğu hâlde, hüküm fıkrasının birinci bendinde tespit edilen kamulaştırma bedelinin gerekçesi gösterilmeden fazla yazılması,
davalı ...'ın payına düşen zemin ve muhtesat bedeli yönünden bozma yapılmadığı yine diğer davalılar yönünden sadece tek katlı yığma binanın sınıfı ve yapı ile muhdesat için belirlenen bedelin işbu davalılara eşit olarak paylaşımı yönünden bozma yapıldığı hâlde, davacı idare yönünden oluşan usulî kazanılmış hak ihlal edilmek suretiyle Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelini de aşar şekilde yapı ve muhtesatlar yönünden fazla kamulaştırma bedelinin davalılara ödenmesine karar verilmesi ve Mahkemece bozma öncesi tespit edilen bedele ilk karar,
bozma sonrası tespit edilen fark kamulaştırma bedeline son karar tarihine kadar ve ayrıca davacı idarece bankaya bloke edilen faiz bedelleri yönünden mükerrer ödemeye neden olmayacak şekilde ödeme yapılması hususu ihtar edilerek faize ilişkin hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm muhdesatlar için hatalı inceleme ile yüksek bedel belirlendiğini, davalı ... yönünden bozma yapılmadığını, keza diğer davalılar hakkında verilen karar bozma ile kesinleştiği hâlde, muhdesatlar yönünden lehlerine oluşan usulî kazanılmış hak ihlal edilmek suretiyle fazla bedele hükmedildiğini, davalılar lehlerine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; iade hüknünün hatalı olduğunu, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı nazara alınarak faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Davanın niteliği gereği davalılar vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 30.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken 165.494,26 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan ''165.494,26'' sayısının hükümden çıkartılması, yerine ''30.000'' sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı ...'dan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
17.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda temyiz eden davalı vekilinin faiz uygulamasına ilişkin olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalı ... vekilinin 13.01.2025 tarihli temyiz dilekçesi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest somut davada temyiz eden davalı vekilinin faiz hükmüne yönelik temyiz talebine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı ve Dairemiz "Düzeltilerek Onama" kararının "Değerlendirme" bölümünün 2 No.lu bendinde gerekçesi yazılı çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 17.09.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1156, K. 2025/11493, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama