KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1326 E., 2025/12887 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/285 Esas, 2024/120 Karar
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.144 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Şırnak ili, ..., ... köyü 1 82... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.08.2015 tarihli ve 2014/138 Esas, 2015/470 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 18.08.2015 tarihli ve 2014/138 Esas, 2015/470 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın kıymet takdirinde fidanın bulunmadığı, acele el koyma dosyasında üzerinde 3 yaş 53 adet ..., 52 adet kayısı, 48 adet armut fidanı bulunduğu ve Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise üzerinde 3 50... yaşında zeytin fidanı olduğu kabul edildiğinden, bu konudaki çelişki giderilmeden fidanlarla ilgili yazılı şekilde hüküm kurulması, acele el koyma dosyasında tandırın bulunmadığı, taş duvarın 18,00 m² olduğu, Mahkemece alınan kök raporda taş duvarın 263,00 m² olduğu, 3 m²lik tandırın bulunduğu, birinci ve ikinci ek raporlarda ise taş duvarın 18,00 m² olduğunun belirtildiği,
tandıra ilişkin ise hesaplama yapılmadığı, bu konudaki kök ve ek raporlar arasındaki çelişki giderilmeden yapılarla ilgili yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davanın niteliği gereği idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; acele kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesi ve fark bedele ise son karar tarihine kadar faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, objektif değer artış oranı uygulanmasının yerinde olmadığını, taşınmazın kuru tarım arazisi vasfında olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının %6 uygulanması gerektiğini, münavebe ürünlerinde verim ve satış fiyatı yüksek, üretim masrafının ise düşük alındığını, münavebe ürünlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini, kapitalizasyon faiz oranının yüksek, objektif değer artış oranının ise düşük belirlendiğini, bilirkişi raporunda taşınmazın bulunduğu bölgede mutat olarak ekilen münavebe ürünlerine yer verilmediğini, buğday samanının birim fiyatı ve verimi resmî verilere göre düzenlenmediğini, taşınmaz üzerinde bulunan yapıların değerinin eksik hesaplandığını, davacı idare tarafından usulüne uygun askı ilanı yapılmadığından yapı ve ağaç bedellerine hükmedilmesi gerektiğini, 2013 yılı verilerine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir.
3. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "İptal kararları geriye yürümez." hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesi hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Tespit edilen bedel ilk karar ile tespit edilen bedelden düşük olduğundan fark bedele ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, acele kamulaştırma bedeline ilk karar tarihine, fark bedele ise son karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi doğru görülmemiştir. 6. Davacı idare tarafından ilk karar ile fazladan depo edilen miktarın gerekçeli kararda açıkça belirtilmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi uyarınca 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinin 7 nci bendi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının;
a) (6) nolu bendinin ilk paragrafının hükümden çıkartılması,
b) (6) nolu bendinin ikinci paragrafında yer alan ''ikinci karar tarihi olan 25/01/2024'' ibaresinin hükümden çıkarılması, yerine ''ilk karar tarihi olan 18.08.2015" ibaresi yazılması,
c) (7) nolu bendinde yer alan “bedel var ise” ibaresinin çıkartılması, yerine “5.553,50 TL bedelin” ibaresi yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle konuyla ilgili olan 30.04.2024 tarihli önceki “Karşı Oy” gerekçemizde de açıkça belirttiğimiz gibi somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekilinin 27.10.2024 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında,
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 15.10.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1326, K. 2025/12887, 15 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama