KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1402 E., 2025/12033 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/984 Esas, 2024/1796 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/97 Esas, 2023/74 Karar
Karar Metni
1.137 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı ... yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davacı ...'a ödenmesine karar verilen tazminat bedeli yönünden davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ... yönünden ödenmesine karar verilen tazminat bedeli yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların tapu kayıtlarına güvenerek .... ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 4434 ada 7 parsel (yenileme öncesi 6 parsel), .... Mahallesi 4352 ada 30 parsel (yenileme öncesi 939 parsel) ve 4354 ada 13 parsel (yenileme öncesi 852 parsel) sayılı taşınmazları satın aldıklarını, taşınmazların yüzölçümünün Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu neticesinde azaldığını belirterek düzeltme işlemi ile oluşan eksikliğin tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın sebebini oluşturan olayın, ilk kadastro (1950'li yıllar) sırasındaki teknik yetersizliklerden kaynaklanan hatalı yüzölçümü hesaplaması olduğunu, söz konusu kadastro işleminin kesinleştiği tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasında 10 yılı aşkın bir zaman bulunduğunu, zarar doğurucu olay bahsi geçen tarihlerde vuku bulduğu için 10 yıllık zamanaşımının gerçekleşmiş olduğunu, bu nedenle zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşmeye ilişkin düzenlediği hükümlerde, esaslı hata durumunda sözleşmenin feshi imkanının tanındığını,
dava konusu taşınmazın da yüzölçümünün hatalı olduğu dikkate alındığında davacı tarafın satış sözleşmesini fesih imkanı veya ayıplı mala ilişkin hükümler çerçevesinde başvurabileceği hukuki yollarının bulunduğunu, davacı tarafın bu gibi girişimler yerine Devletin garantisi altında olmayan bir hata nedeniyle bu davayı açmasının yerinde olmadığını, dava dilekçesinde taşınmazın fiili ve geometrik yüzölçümünün değiştiğine dair bir iddia bulunmadığını, yenileme çalışmalarında taşınmazın fiili yüzölçümüne yönelik çalışma yapılmadığını, gelişen teknololjik imkanlardan yararlanarak yüzölçümünün daha isabetli ölçülmesinin amaçlandığını,
davacı tarafın görerek satın aldığı taşınmazın fiili yüzölçümünün değişmedini, bu nedenle lehlerine tazminat hakkı doğmadığını, dava değeri olan tazminat miktarının taşınmazın değerine göre değil tapuda belirtilen satış değeri üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının satın aldığı tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan düzeltme işleminden kaynaklı Hazineden tazminat istenemeyeceğini, taşınmazın yüzölçümündeki azalmayı davacının bilmemesinin mümkün olmadığını, davasını ayıplı mala ilişkin hükümler uyarınca satın aldığı kişilere yöneltmesi gerektiğini, 1950 yılında yapılan kadastro sırasında teknik imkansızlıklar sebebiyle yüzölçümü farklılığı oluştuğunu, taşınmazın zemindeki sınırlarında değişiklik bulunmadığını,
4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki koşulların oluşmadığını, tazminatın taşınmazın değerine göre değil tapuda belirtilen satış değeri üzerinden hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını taşınmazın değerinin yüksek tespit edildiğini, objektif değer artış oranının soyut olarak yüksek tespit edildiğini, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazın değerinin net gelir yöntemine göre tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, davacıların tapu siciline güvenerek satın aldığı taşınmazda oluşan azalmadan tapuya ... ilkesi gereğince Devletin sorumlu olduğu saptanarak yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; eski usul ve yöntemlere göre yapılan tespit ve çalışmaların o döneme ait koşullar ve teknoloji içinde değerlendirilmesi gerektiğini, içinde bulunduğu döneme ait kanun ve yönetmelik hükümlere uygun yapılan uygulamalar nedeniyle Hazinenin sorumlu tutulamayacağını, ayrıca tazminatın sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davaya konu .... ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 4434 ada 7 parsel (yenileme öncesi 6 parsel), ....
Mahallesi 4352 ada 30 parsel (yenileme öncesi 939 parsel ) ve 4354 ada 13 parsel (yenileme öncesi 852 parsel) sayılı taşınmazlarda Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin (a) bendine göre uygulama yapıldığı, uygulama kesinleştikten sonra yüzölçümünlerinde azalma olduğu, ancak parselin mevcut sınırlarında bir değişiklik olmadığı,
oluşan farklılığın tesis kadastrosu yapılırken kullanılan ölçü ve hesap tekniğinden kaynaklandığı fen bilirkişi raporu ile anlaşılmış olup davacılar tarafından taşınmazın yüzölçümlerinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile eldeki davanın 08.06.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
3. Kadastro Müdürlüğünce yapılan yenileme kadastrosu nedeniyle yüzölçümü azalan arazi niteliğindeki taşınmazlara net gelir yöntemine göre değer biçilmesinde alınan rapor uyarınca bedelin davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Hazine Temsilcisinin Davacı ...'a İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B.Davalı Hazine Temsilcisinin Davacı ...'a İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı Hazine temsilcisinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1402, K. 2025/12033, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama