KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1490 E., 2025/11881 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/309 Esas, 2024/1910 Karar
- Karar
- Yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/191 Esas, 2022/660 Karar
Karar Metni
1.015 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleştirilen davada dava dilekçelerinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 1121 ada 202 parsel sayılı taşınmaza yol ve kaldırım yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzlaşma şartının yerine getirilmediğini, arta kalan kısımda varsayıma dayalı olarak değer azalışı verilmesi gerektiğine ilişkin tespitin yerinde olmadığını, bedelin fahiş olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi taşınmazın imar durumu ve bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre bedelin uygun olduğu, dosya kapsamına göre taşınmaza yol genişletmesi nedeni ile 1983 yılı sonrası el atıldığından uzlaşmanın dava şartı olmadığı,
Yargıtay içtihatları ve bilirkişi raporunda yer alan gerekçeye göre bedelden objektif değer düşüklüğü indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak dava konusu taşınmaza 1983 yılı sonrası el atıldığından karar harcının nispi olarak hesaplanması gerektiğinin düşünülmemesi ve Mahkeme kararında atıf yapılan bilirkişi raporu 01.02.2020 tarihli olmasına rağmen tarihi hatalı yazılarak infazda tereddüt oluşturulması,
tapu kaydında davacı ... payındaki takyidatların bedele yansıtılmamış olması hatalı olduğundan davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin davalı idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Hükme esas alınan 04.10.2022 tarihli raporda; dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkide “yerinde dönüşüm” suretiyle ekonomik ömrünü tamamlamış binaların yıkılarak yerine yeni binaların yapıldığı, dava konusu taşınmazın elverişli yapılaşma şartlarına sahip olduğu, ileride dava konusu taşınmaz üzerinde ki yapının yıkılıp yeniden yapılması halinde yeni binada toplam inşaat alanında azalma olacağı bu nedenle arta kalan kısma % 8 oranında değer azalışı verilmesi gerektiğine ilişkin tespit yapıldığı anlaşılmakla varsayıma dayalı olarak değer azalışı verilmemesi gerekirken bu husus gözardı edilerek fazla bedel tespiti doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
5. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre arsa niteliğinde kabulü ile emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz ile emsal kabul edilen taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas metrekare değerlerinin karşılaştırılmasında, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha az değerli olduğu anlaşıldığı hâlde, ters orantı kurularak emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu kabul edilmek suretiyle değer biçildiğinden rapor inandırıcı görülmemiştir.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmazlara yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imâr ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması,
ayrıca dava konusu taşınmazın imâr planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek,
dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
6. Dava konusu taşınmaza fiilen hangi tarihte el atıldığı (ay, gün ve yıl olarak) taraflardan veya sorumlu olduğu belirlenen idareden sorularak, tespit edilecek el atma tarihinin 09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasında olduğunun anlaşılması halinde maktu, el atma tarihinin 04.11.1983 tarihinden sonra olduğunun anlaşılması hâlinde nispi vekâlet ücreti ile nispi harca hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1490, K. 2025/11881, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama