KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/2628 E., 2025/14506 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1676 Esas, 2024/560 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Mersin 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/117 Esas, 2021/95 Karar
Karar Metni
1.020 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 25... parsel sayılı taşınmazda kamulaştırılan 490,00 m² lik yerin kamulaştırma bedelinin tespitine ve davalıya ödenecek bedel karşılığında taşınmazın kamulaştırılan bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı kurum adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırılmak istenilen alanın, yeri itibarıyla arsanın kullanımını zorlaştıracak durumda olduğunu, acele kamulaştırma sırasında 17 adet zeytin ağacının davacı kurum tarafından kesildiğini, tarlanın gerçek bedelinin ödenmesini, taşınmazında kamulaştırma yapılmasına muvafakatinin olmadığını ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmaz arazi vasfında olduğu hâlde, arsa olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaza uzak mesafede bulunan taşınmazın emsal olarak alınmasının hatalı olduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, kıymet takdir raporundaki bedel ile çelişkili olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın imar durumu, bulunduğu konum, TAKBİS sorgulama ekranından yapılan sorgulama ve bilirkişi rapor ve krokisindeki tespitlere göre taşınmazın ana yollara komşu olması, ulaşım imkanın iyi olması, şehir merkezine ve yerleşim yerlerine yakın oluşu, taşınmaza yakın yerde karayollarına ait hizmet binası ve lojmanların oluşu, taşınmazın şehrin gelişme istikametinde oluşu nazara alınarak arsa olarak kabulü ile arsalara özgü emsal kıyaslaması yöntemi ile taşınmazın değerinin hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı,
istinaftan geçen kamulaştırma dosyalarında da kabul edilen somut emsal olarak Akdeniz ilçesi, ...
Mahallesi 58 22... parsel sayılı taşınmazın 08.01.2013 tarihli satışı esas alınarak yapılan karşılaştırma neticesinde dava konusu taşınmazın emsalin %55i oranında değere sahip olabileceği kabul edilerek metrekare birim bedelinin değerinin belirlenmesi ve taşınmazdaki muhdesatların bedelinin kamulaştırma bedeline eklenerek toplam kamulaştırma bedelinin hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Yargıtay tarafından benimsenen Bakanlar Kurulunun 28.02.1983 tarihli ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca taşınmazın arsa sayılabilmesi için imar planı içerisinde iskan sahası olarak ayrılmış bulunması, imar planı dışında ise belediye mücavir alan sınırları içinde kalıp meskun yerler arasında bulunması ve belediye hizmetlerinden yararlanması gerekmektedir.
4. Bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da alınan raporlar hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki, dosyaya alınan Belediye cevabi yazısı yetersiz olup, öncelikle dava konusu taşınmazın arsa mı, arazi mi olduğunun belirlenmesi gerekir.
Bunun için de taşınmazın değerlendirme tarihinde belediye imar planı içinde olup olmadığı, imar planı içerisinde ise tarihi, ölçeği ve türü (1/1000, 1/1500, 1/25000 uygulama, nazım...) araştırılarak, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde olmadığının tespiti durumunda belediye veya mücavir alan sınırları dahilinde bulunup bulunmadığı,
belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ve etrafının meskun mahal olup olmadığı hususları Belediye Başkanlığından ayrıntılı olarak sorulup, alınacak yazı cevabına göre taşınmazın vasfı belirlendikten sonra taşınmazın niteliğine göre oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde mahallinde keşif yapılarak;
a) Arsa ise 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca yakın tarihte satışı yapılan emsallerle dava konusu taşınmazın üstün ve eksik yönleri belirtilmek suretiyle mukayese yapılıp dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen 2020 yılı emlak vergisine esas olan metrekare değerleri de ilgili Belediye Başkanlığından istenip, dava konusu taşınmazın emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden ve dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihinde,
bilirkişi kurulunca somut emsal kabul edilecek taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden sorulup düzenleme ortaklık payı düşülüp düşülmeyeceği hususunda bilirkişi raporu denetlenerek,
b) Tarım arazisi ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca; o yörede mutat olarak ekilen münavebeli ürünleri ve münavebeye alınan ürünlerin dekar başına verim miktarları İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden, değerlendirme tarihi olan 2020 yılı dekar başına üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kg satış fiyatlarının da ilgili resmî kuruluşlardan sorulmasından sonra taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirine göre varsa objektif değer artırıcı unsurlarda gözetilmek suretiyle bedel belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile açıklanan hususlarda değerlendirme yapılmadan taşınmaza arsa olarak değer biçen rapor doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
5. Kabule göre de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza 8 km mesafede ve farklı mahallede bulunan taşınmaz emsal alınarak değer biçildiğinden rapor inandırıcı değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/2628, K. 2025/14506, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama