KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/364 E., 2025/12306 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/3628 Esas, 2024/2674 Karar
- Karar
- Usulden ret / Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/198 Esas, 2023/164 Karar
Karar Metni
822 kelime·4 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli ve ecrimisilin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ecrimisil istemi yönünden istinaf başvurusunun miktar itibarı ile kesin olduğundan usulden reddine, kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat istemi bakımından istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 378.290,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup, bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Mahkemece davacı lehine hükmedilen ecrimisil bedeli Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davacı lehine hükmedilen ecrimisil bedeli yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idare vekilinin kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 5917 ada 1 parsel sayılı taşınmazda malik olduğunu, davalı idare tarafından kamulaştırma işlemi yapılmadan köy ana bağlantı yolu geçirilmek suretiyle fiilen el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atma bedelinin ve ecrimisilin davalı idareden yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; yolun köy ihtiyar heyeti ve köy muhtarının vermiş olduğu 21.05.1980 tarihli taahhütnameye binaen açıldığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; yolun köy ihtiyar heyeti ve köy muhtarının vermiş olduğu 21.05.1980 tarihli taahhütnameye binaen açıldığını, davalı idarenin el atmasının bulunmadığını, 12 metre altında genişliği olan yollardan ilçe belediyesinin sorumlu olduğunu, fen bilirkişi raporunun infaza elverişli olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ecrimisil yönünden verilen tazminat miktarı kesinlik sınırının altında kaldığından davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin usulden reddine karar verilmiş, kamulaştırmasız el atma bedeli yönünden ise dava konusu taşınmaza fiilen yol ve şev olmak üzere 12 metre genişliğinde yol olarak el atıldığı ve davalının sorumluluğunda olduğu belirtilerek arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği,
ancak fen bilirkişi raporu ölçekli ve koordinatlı olmadığından hükmün infaz kabiliyeti bulunmadığından fen bilirkişisinden koordinatlı ek rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğundan alınan fen ek rapor ve krokisine göre eksiklik tamamlanarak bu ek rapor doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği ve fiilen el atılan kısımların yol vasfı ile terkinine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin davalı idareden tahsili ile davacı tarafa ödenmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
A. Davalı İdare Vekilinin Ecrimisile İlişkin Temyizi Yönünden
Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/364, K. 2025/12306, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama