KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/3743 E., 2025/10894 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/82 Esas, 2024/2195 Karar
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.187 kelime·6 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri dava dilekçelerinde özetle; İstanbul ili, Eyüp ilçesi, ... Mahallesi 9 parsel ve 38 parsel sayılı taşınmazlara askeri tesisler yapılmak suretiyle fiilen el atıldığından kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin davalı idareden tahsilini, el atmanın tespit edilememesi halinde ise dava konusu taşınmazdaki tüm şerhlerin kaldırılarak veraset ilamındaki payları oranında tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2019 tarihli ve 2016/85 Esas, 2019/255 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2019/2602 Esas, 2021/1509 Karar sayılı kararı ile davacılar ... vd. vekili yönünden esastan reddine, davacılar ... vd. vekili yönünden ise kısmen kabulü ile dava konusu 9 parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından 1983 yılından önce el atıldığı halde davacılar tarafından uzlaşma için başvurulmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vd. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu ... Mahallesi 38 parsel sayılı taşınmaz davacılar murisi ... adına kayıtlı iken, malik tarafından imzalanan 06.05.1985 tarihli ve 3292 yevmiye numaralı resmî senet ile Maliye Hazinesine satıldığı anlaşıldığından 38 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ise de, aynı yer 9 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan incelemede davacı vekili ... tarafından 11.10.2021 tarihli dilekçe ile uzlaşma yoluna başvurulduğu ... Lojistik Genel Müdürlüğünün 21.06.2022 tarih ve 1372762 sayılı yazıları ile belirtildiğinden bu davacılar yönünden işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak asıl ve birleştirilen davanın 38 parsel yönünden reddine, 9 parsel yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; metrekare birim fiyatının düşük belirlendiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 38 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında fiili el atmanın olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmamış ise de taşınmazın tapu kaydına askeri güvenlik bölgesi içinde bulunduğuna dair şerh işlendiği gibi, idarenin fiilen el attığı alan içinde kaldığını, hukuken el atıldığı kararının eksik olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı idarenin el atmasının dava tarihinde devam ettiğini, bilirkişi raporlarına itirazları dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunda 348.600,00 TL belirlendiği hâlde, hükümde 305.025,00 TL el atma bedeline hükmedilmesinin rakam hatasına dayalı olduğunu, belirlenen bedelin düşük olduğunu, kök raporla hükme esas raporun çelişkili olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 9 parsel sayılı taşınmaza fiili olarak el atma gerçekleşmediğinden davanın reddi gerektiğini, 1961 yılında alınan kamulaştırma kararına istinaden kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun olarak tamamlandığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dava konusu 9 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiş ise de, bilirkişi kurulunca emsal alınan taşınmazların satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların 2016 ve 2017 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla;
hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kabul edilen taşınmazların ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihleri itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmediği gibi, dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan ... köyü 17 parsel (ifraz ile 164 parsel) sayılı taşınmaz için İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/468 Esas,
2019/372 Karar sayılı dosyasında 25.09.2014 değerlendirme tarihi itibarıyla 750,00 TL/m² değer biçildiği ve bu bedelin Dairemizin 08.06.2022 tarihli ve 2020/9545 Esas, 2021/2102 Karar sayılı kararı ile denetimden geçerek onandığı dikkate alındığında dava konusu taşınmaz için 23.02.2016 tarihi itibarıyla 600,00 TL/m² değer biçilmesi inandırıcı görülmediğinden bilirkişi kurulundan benzer konumda bulunan taşınmaz için tespit edilen metrekare birim fiyatından ayrılma nedenleri konusunda ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması ve asıl dava tarihi 23.02.2016,
birleştirilen dava tarihleri 06.01.2017 ve 25.05.2017 olduğu halde tamamına asıl dava tarihi itibarıyla değer biçilmesi bozmayı gerektirir.
4. Dava konusu 9 parsel sayılı taşınmaz yönünden; uzlaşma dava şartı yokluğundan davanın reddine ilişkin ilk karar, birleştirilen dava davacıları ..., ... ve ... dışındaki davacılar vekilince temyiz edilmekle adı geçen davacılar yönünden davanın reddine dair kararın davalı idare lehine kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilerek, birleştirilen dava davacıları ..., ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tüm davacılar yönünden bedele hükmedilmesi hatalıdır.
5. Davacılar vekilleri tarafından ıslah dilekçesi sunulmadığı ve bu yönde bir beyanda bulunulmadığı halde talep aşılmak suretiyle hüküm kurulması yerinde değildir.
6. Dava konusu 9 parsel sayılı taşınmazın ilçe adı güncel tapu kaydında “Eyüpsultan” olarak yazılı olduğu hâlde, infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm fıkrasında ”Eyüp” olarak yazılması kararın bozulmasını gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Asıl dava davacıları ile birleştirilen dava davacılarından peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3743, K. 2025/10894, 10 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama