KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/5020 E., 2025/7880 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/278 Esas, 2024/572 Karar
- Dava tarihi
- 20.10.2015
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.107 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu sitenin birden fazla parsel üzerinde kurulu ve kooperatif olduğunu, kooperatif üyesi olan davalının 113 parselde bulunan 55 nolu bağımsız bölümün yanında park ve ortak alana müdahale ettiğini, üzerinde barbekü inşa ettiğini, tüm alanı kapatarak kendisine özgülediğini, bu nedenlerle davalının izinsiz olarak bağımsız bölümün yanında park ve ortak alanı kapatarak kendisine özgüleme, üzerinde barbekü ve oturma alanı inşa etme şeklindeki müdahalesinin ayrıca ortak alana yapılan diğer tüm müdahalelerin önlenmesine ve kal'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.02.2016 tarihli ve 2015/584 Esas, 2016/103 Karar sayılı kararı ile davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan inceleme sonucunda, sitenin birden fazla parsel üzerinde kurulu olduğu, değişen yasa gereğince toplu yapı yönetimine geçilmediğinden, davada kat mülkiyeti hükümleri tatbik edilemez ise de ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal gelişme ile nüfus artışının doğurduğu işyeri ve konut ihtiyacının karşılanması amacıyla kooperatifler eliyle inşa edilen toplu yapıların yasal prosedür tamamlanmadan kullanıma başlandığının bilinen bir gerçek olduğu, bu nitelikteki toplu yapılaşmalarda maliklerin ortak kullanımına ayrılmış tesis ve alanlarda ısıtma, aydınlatma, temizlik yapılması ve bu yerlerin bir disiplin içinde bakılıp, onarılması,
sonucu itibarıyla yönetilmesi ve yönetim giderlerinin karşılanması gerektiği, bu tür yapıların yönetimiyle ilgili uyuşmazlıklarda 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (634 sayılı Kanun), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun toplu mülkiyete ilişkin hükümleri veya 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle;
özellikle yönetim ve davada taraf olabilme ehliyeti yönünden doğan yasal boşluğun doldurulmaması tüm maliklerin birlikte dava açabileceğinin veya masrafı yapan kişinin diğer maliklere karşı rücu davası açabileceğinin kabul edilmesi uyuşmazlıkları çözümsüzlüğe terk etme sonucunu doğuracağı, bu durum karşısında benzer kurum ve kuruluşlar için yasalarımızda öngörülen düzenlemelerden örnekleme yoluyla yararlanarak hak ve adalete, usul ve dava ekonomisine uygun, toplu yapı içinde sosyal barışı sağlayıcı bir çözüm bulunması gerektiğinde duraksanmaması gerektiği, tüm bu nedenlerle;
mahkemece öncelikle davacı işletme kooperatifinin, kat malikleri kurulunca yönetim işlerini yapmak üzere görevlendirilip görevlendirilmediğini tespit ederek, ayrıca davayı açmak üzere kat malikleri kurulunca davacı tarafa verilmiş bir yetki olup olmadığını değerlendirilmek sureti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı olduğu şekilde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının aktif husumet ehliyeti olmadığını, sitede, toplu yapıya geçilmediğini, toplu yapı yönetim planının olmadığını, bu nedenle de davacının dayandığı 28.07.1997 tarihli Genel Kurul kararı ve 25.06.2016 tarihli Genel Kurul Toplantısının 12 nci gündem maddesinin bu davayı açma dayanağı olamayacağını, müdahalenin meni için yazılı olarak ihtarın gerekli olduğunu, böyle bir ihtarın da davacıya çekilmediğini, müdahalenin men'ini ve kal'inin istendiği yerde sitenin ortak kullandığı temiz su kuyusunun da mevcut olmadığını,
mahkemece taleple bağlılık ilkesini aşarak davacının talebi dahilinde olmayan alanlarda da müdahaleninin menine ve kaline karar verdiğini, müdahalesinin meni ve kal'i istenen yerde tahsis amacına aykırı bir imalat ve kullanım da olmadığını eğreti denilebilecek ... basit çitler yerleştirildiğini, davacı kooperatifteki tüm bağımsız bölümlerin önündeki bahçeler, bağımsız bölüm kat maliklerine bizzat davacı kooperatif tarafından özgülenmiş olup, fillen de tüm kat malikleri tarafından kullanıldığını,
davacı kooperatifin diğer 244 kat malikine karşı herhangi bir dava ikame etmeyerek sadece davacıya karşı iş bu davayı ikame etmiş olması da eşitlik ve adalet ilkesine aykırı olduğunu, mahkemenin davcının talebi dışına çıkaran hatalı tespit ve hesaplamalarda bulunmuş olan bilirkişi raporunu hükmüne esas aldığını, davacı tarafından yaptırılmayan sitenin deniz tarafındaki taş duvarları da, müvekkilin müdahalesi olarak rapor edip, yanlış ve hatalı rapor düzenlendiği, ek rapor alınması gerektiğini belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; kat mülkiyetli ana taşınmazdaki müdahalelerin önlenmesi ve eski hale getirilmesinin istenildiği anlaşılmakla, her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de ana taşınmaza ait mimari proje getirtilerek müdahale edilen alanların, projede ne nitelikte ve nasıl göründüğü ve bu alanların davalıya tahsis edilip edilmediği belirlenmemiştir.
Ana taşınmaza ait mimari proje ilgili belediye ve tapu müdürlüğünden getirtilerek , yönetim planı ve tapu bilgisi birlikte değerlendirilmek sureti ile uyuşmazlık konusu alanların davalıya ait olup olmadığının yahut ortak alan niteliği bulunup bulunmadığının tespiti ile müdahalenin tespit edilmesi halinde eski hale getirme kararı verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesinde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3.Mahkemece davanın kabulüne karar verilir iken davalı tarafın mimari projeye aykırılıklarının krokiye bağlanmak sureti ile ne şekilde eski hale getirileceğinin belirtilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece keşif yapmak sureti ile alınan bilirkişi raporunda da yapılan imalatların projesine aykırı olduğu belirtilmiş ancak eski hale getirme bakımından yapılacak işlemler krokiye bağlanmak sureti ile anlatılmamıştır.
6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine göre mahkemece verilen kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve verilen karar ile iki tarafın leh ve aleyhine hükmedilen görev ve hakların gayet açık ve anlaşılır biçimde yazılması gerekmektedir.
Mahkemece projeye aykırılıkların ve müdahalelerin neler olduğunun ve ne şekilde eski hale getirileceğinin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açıkça belirtilmemesi doğru görülmemiştir.
5.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 30 uncu maddesinde bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair ilamların infazı düzenlenmiş olup, mahkemece yapılacak işe hükmedilmesi ve hükmedilen işin yapılması için 634 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi gereğince uygun bir süre verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, kararın infazı aşamasında gözönünde bulundurulacak eski hale getirme masraflarının davalı tarafından tahsil edilmek üzere davacı tarafından icra ile infazına hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/5020, K. 2025/7880, 20 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama