KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/5223 E., 2025/16283 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3298 Esas, 2025/343 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/344 Esas, 2022/319 Karar
Karar Metni
742 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; .. ili, ..., .. Mahallesi 4132 parsel sayılı taşınmaza yol yapılarak el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarının fahiş olup bu yönüyle davanın kabulünün mümkün olmadığını, davanın kamulaştırmasız el atma davası olduğunu, fiiliyatta taşınmazın ne kadarına müdahale edildiğinin tespit edilmesi gerektiğini, kamulaştırma planında gösterilen miktarın tamamına el atılmamış olabileceğini, taşınmazın el atma tarihindeki niteliklerine göre dava tarihindeki değerinin belirlenmesi gerektiğini, idare tarafından el atıldığı sabit olduğu taktirde taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescili ve yol olarak terkinini talep ettiğini,
ayrıca el atmanın kısmi olma durumunda kalan kısımın daha geniş ve ana arter niteliğinde yola kavuşacağı için kalan kısımda değer artışı meydana geleceğinin muhakkak olduğunu, dolayısıyla bu değer artışının tazminattan düşülmesi gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulüne uygun olarak yapılmış uzlaşma başvurusunun bulunmaması durumunda davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken kabul edilmiş olduğunu, dava konusu taşınmazın el atma tarihindeki vasfı belirlendikten sonra buna göre değerlendirme yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat bedeli yüksek olup dava konusu taşınmaza rayicinin üzerinde bir değer takdir edildiğini, vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamının hep birlikte değerlendirilmesi neticesinde.
İlk Derece Mahkemesince taşınmaza el atma tarihinin 1983 sonrası kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu taşınmazın Belediye Başkanlığının yazı cevabı, keşif mahallinde yapılan tespitler ve bilirkişi raporları nazara alındığında arsa vasfında kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan emsal taşınmazın özel amacı olmayan satış olduğu satış tarihinin dava tarihine yakın olduğu Dairelerinin diğer dosyalarında aynı bölgeden gelen dosyalarda kabul edilen emsal olduğu, emsal taşınmazın ve dava konusu taşınmazın özellikleri nazara alındığında emsal kıyaslaması ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki .. ili, ..., .. Mahallesi 4132 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/5223, K. 2025/16283, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama