KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/818 E., 2025/12108 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1080 Esas, 2024/2839 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/681 Esas, 2022/434 Karar
Karar Metni
926 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların maliki olduğu İstanbul ili, ..., ....
Mahallesi 1071 parsel (yeni 193 ada 3 parsel) sayılı taşınmazın 59 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında orman tahdit sınırları dışında kalan sarı alan olarak tabir edilen tarım arazisi olduğuna karar verildiğini, işbu kararın 26.05.1987 tarihinde ilan edildiğini, akabinde Orman Genel Müdürlüğü tarafından söz konusu kararın iptali ile dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğunun tespiti ile Hazine adına tescili istemiyle açılan davanın kabulle sonuçlanıp temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini,
taşınmazın orman vasfında olduğundan bahisle tapusunun iptal edilmesi nedeniyle davacıların zarara uğradıklarını, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek taşınmazın bedelinin zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaz 1971 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında eski tapu kaydına dayalı olarak dava dışı kişiler adına paylı olarak tespit edilmiş ise de Tapulama Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu tespit edilerek 1991 yılında orman olarak tescil edildiği, dava dışı kişiler adına tespit yapılsa bile adlarına kadastro sonucu herhangi bir tapu kaydı oluşmadığı, taşınmazın revizyon gören eski tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği,
4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince hukuki değerini yitiren tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilemeyeceği, hükmün kesinleştiği 23.09.1991 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğramadığını, taşınmazın tapu sicilinde satın alındığı tarihte orman vasfında olduğunu gösteren herhangi bir şerh bulunmadığını, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davanın kabulü gerektiğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olup hükme esas alınamayacağını, taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davacılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğramadığını, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 1071 parsel sayılı taşınmazın 1971 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tapu ve zabıt kayıtlarına dayalı olarak dava dışı gerçek kişiler adına tespit edildiği,
bir kısım davacılar ile murisleri ....ve .... tarafından 1071 nolu parsele uygulanan tapu ve zabıt kayıtlarına dayalı 1989 ve 1991 yılları arasında muhtelif tarihlerde hisseli olarak yer iktisap edilmiş ise de davacıların ve murislerinin dava konusu taşınmazın kadastro mahkemesinde davalı olduğunu ve hukuki vecibelerini kabul ederek yer iktisap ettikleri, bu nedenle öncelikle eldeki tazminat talebi yönünden iyiniyetli olmadıkları, ayrıca tapulama mahkemesince yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu tespit edilerek taşınmazın 1991 yılında orman olarak tescil edildiği,
taşınmaza revizyon gören eski tapu kaydı hukuki değerini yitirmiş olup 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince hukuki değerini yitiren tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilemeyeceği, hükmün kesinleştiği 23.09.1991 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, davanın açıldığı tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi kararlarında öngörülen makul süre içerisinde açıldığının kabulünün de mümkün olmadığı,
yine davacılar tarafından tapunun iptaline ilişkin olduğu iddia edilen Gaziosmanpaşa (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 1988/6 Esas, 2013/12 Karar sayılı kararının, 59 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 3302 sayılı Kanun uyarınca yapılan aplikasyon ve 2/b uygulamasına itiraza ilişkin olduğu, tapunun iptaline ilişkin olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekillerinin ayrı ayrı istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/818, K. 2025/12108, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama