KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/8715 E., 2026/3820 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2026
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/402 Esas, 2025/438 Karar
- Karar
- Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Şirvan Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/174 Esas, 2024/263 Karar
Karar Metni
852 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabul kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Siirt ili, ... ilçesi, ... köyü 1 20... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı incelemeler içerdiğini, taşınmazın sulu tarla olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının hatalı ve düşük uygulandığını, objektif değer artış oranının hatalı ve yüksek uygulandığını, taşınmazın inşaat açısından değerlendirmesinde hata bulunduğunu, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeya dayalı olup usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının hatalı olarak hesaplandığını, kapama meyve bahçesi birim fiyatının eksik hesaplandığını, dava konusu taşınmaza ekilebilecek ürünlerin hasat zamanındaki kilogram satış fiyatları üzerinden değer biçilmesi gerektiğini, kapitalizasyon faiz oranının yüksek uygulandığını, objektif değer artış oranının eksik uygulandığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak buğday/saman ve sebze (domates, patlıcan, biber) münavebesi ile değer biçilmesine, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 başvuru numaralı ve 23.10.2018 tarihli kararı, Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı ve 09.05.2019 tarihli kararı dikkate alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin usul ve kanuna uygun bulunduğu,
ancak Mahkemece verilen ilk kararda hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda taşınmaz üzerindeki ağıl bedelinin 3.030,72 TL tespit edildiği ve yapı bedelinin kaldırma nedeni yapılmadığı, işbu hususun davacı idare lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden kaldırma kararı sonrası alınan ve ağıla 5.592,40 TL değer biçen rapor doğrultusunda hüküm kurulmasının isabetli bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabul kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca kamulaştırma bedeline işletilen faizin kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri üzerinden bilimsel yolla değerinin tespit edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğrudur.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/8715, K. 2026/3820, 4 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama