KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/8790 E., 2025/15885 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1587 Esas, 2025/817 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/286 Esas, 2023/151 Karar
Karar Metni
1.396 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın .. 2. Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;.. ili, .. ilçesi, .. köyü, . Mevki, 21 58... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın .. 2. Organize Sanayi Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından teklif edilen bedelin düşük olduğunu, kamulaştırma bedeli belirlenirken taşınmazın konumunun nazara alınması gerektiğini, kamulaştırma yapılan bölgeye yaklaşık 15 km mesafede .. .. Otoyolunun bulunduğunu, davacı idarenin belirlediği bedelin 2021 yılına ait olduğunu ve geçerliliğinin kalmadığını, taşınmazda objektif değer artışı meydana geldiğini beyan ederek hakkaniyete uygun bedel tespiti yapılmasını, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait taşınmazın dava öncesinde pazarlıkla satın alma usulü ile satın alınmaya çalışıldığını; ancak taşınmaz için belirlenen değerin olması gerektiğinden çok düşük olduğunu, bu nedenle taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığını, taşınmazın halihazırda mevcut organize sanayi bölgesine yakın olması,
taşınmazın konumu, merkezi hizmetlere erişilebilirliği (ulaşım, elektrik, tesisat vs) taşınmazın yapılacak yapı veya kamulaştırma amacına uygunluğu, taşınmazın büyüklüğü ve bütünlüğü, serbest alım-satım imkanının olanaklığı gibi sebepler ve tespitler ile birlikte bedel tespiti yapılması gerektiğini beyan ederek taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile belirlenen bedelin faizi ile birlikte müvekkilinin hissesi oranında müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile .. 2. Organize Sanayi Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdiri raporunda belirlenen bedel ile bilirkişi raporu belirlenen bedel arasında fahiş fark bulunduğunu, dava konusu taşınmaz tarla vasfında iken arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaza belirlenen bedelin fahiş olduğunu, dava konusu taşınmazın belediye hizmetlerinden yararlanmadığını, meskun mahalde bulunmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının bedel yönünden kaldırılarak hakkaniyete uygun bedel belirlenerek taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesi gerektiği beyan edilmesine ve hesaplama yöntemi olarak emsal karşılaştırma yöntemi kullanılmasına rağmen davaya konu taşınmazın bedel tespiti yapılırken tarla vasfındaki taşınmazın emsal olarak kabul edilmesinin çelişki içerdiğini, müvekkillerine ait taşınmazın çok daha değerli olduğunun kabul edilmesi gerekmekteyken yerel mahkeme tarafından mezkur şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taşınmazda arta kalan alan için belirlenen değer düşüklüğü oranının çok düşük olduğunu,
emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmaz arasındaki karşılaştırma tablosunun keyfi şekilde düzenlendiğini, dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçların bedellerinin hatalı hesaplandığını, ağaçların değerlerine ilişkin olarak kullanılan verilerin 2022 yılı olması gerekirken 2021 yılı verilerinin kullanılmasının hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından kararın verildiği itibarıyla davanın açılmasının üzerinden 11 ay gibi bir süre geçtikten sonra müvekkillerinin kamulaştırma bedellerine ulaşabildiklerini, hükmedilen kamulaştırma bedelinin 5-10 katına dahi davaya konu taşınmazın satın alınabilmesinin güncel piyasa fiyatlarında mümkün olmadığını,
taşınmazın belirlenecek değerine işletilecek yasal faiz ile paranın enflasyon karşısındaki değeri kıyaslandığında; müvekkilin mülkiyet hakkı ihlali sonucu doğduğunu, kamulaştırma bedellerinin hukuka uygun şekilde tespitine, yargılama harç ve giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olmasına rağmen tarla vasıflı emsal alınmasının hatalı olduğunu, emsal seçiminin hatalı olduğunu, dosyada bulunan uydu fotoğrafında ağaçlık alanın dava konusu taşınmazın sınırında olduğunu, dava konusu taşınmazda mevcut ağaçların tespitin hatalı yapıldığını bilirkişi heyetinin objektif değer artışı ile enflasyon kaybı ve diğer lehe hususların değerlendirmeye dahil edilmediğini, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında erdiğini bu nedenle en yüksek yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, tüm yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak üzerindeki ağaçlara ise maktuen değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar ... vd. vekilinin 20.05.2025 tarihli ve davalı ... vekilinin 02.06.2025 tarihli dilekçelerindeki “faize” ilişkin talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli,
32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 02.12.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/8790, K. 2025/15885, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama