KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2007/10391 E., 2012/11803 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi
- Suçlar
- Yağma, çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, örgüt adına faaliyette bulunmak, yardım etmek ve suç işleyenleri saklamak
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
986 kelime·5 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2002 ve 30.03.2007 tarihli tebliğnameleri ile Daireye gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanıklar ..., ..., ... ve ... ... hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde:
Sanık ... hakkında suç işleyeni saklamak suçundan 765 Sayılı TCK'nın 269/1, sanıklar ..., ... ve ... ...'ın çıkar amaçlı suç örgütüne yardım etmek suçundan eylemlerine uyan aynı Yasanın 314/1. maddelerinde belirtilen suçların gerektirdiği cezaların türü ve yukarı sınırına göre, aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımını kesici işlemlerden herhangi birisi gerçekleşmeden 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımının, suçların işlendiği 03.03.2000 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında suç örgütü kurmak ve suç örgütü adına faaliyette bulunmak ile yağma suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince:
Yağma suçuyla ilgili olarak kurulan hükümde; yukarda açıklandığı üzere sanıkların yakınan ...'ı zorla kaçırıp üzerinde bulunan para ve değerli eşyayı almaları suretiyle yağma suçunun tamamlandığı, sanıkların yakınanın babası olan yakınan ...'a telefon ederek oğlunun öldürülmesini istemiyorsa fidye vermesi gerektiği söylenerek tehditle para istemelerinin ayrı bir yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu anlaşılmasına karşın, mahkemenin eylemi bir bütün halinde tek suç kabul etmesi karşı temyiz olmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimin takdirine göre; yağma suçunun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve Yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak suçlarıyla ilgili olarak kurulan hükümde: "5237 sayılı TCK'nın 220 ve 4422 sayılı Yasanın 1. maddesinde düzenlenen "Suç işlemek için örgüt kurmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak" suçlarının işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir.
Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişi veya daha fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.
Somut olaya gelince, daha önceden birbirlerini tanıyan ancak birlikte suç işlememiş olan sanıkların hep birlikte sanıklardan ...'nun yönlendirmesiyle kuyumculuk yapan ve ekonomik durumu iyi olan yakınan ...'ı kaçırıp üzerinde bulunan değerli eşyayı yağmalamaya ve babası olan diğer yakınan ...'dan oğluna zarar verecekleri tehdidiyle para istemeye karar verdikleri, 3.3.2000 günü sanıklar ..., ..., ... ve ... isimli şahısların yakınanın önüne çıkarak zorla arabaya bindirdikleri, araçla yolda giderlerken yakınanın üzerinde bulunan cep telefonu ve 40 milyon TL. para ve altın künyeyi aldıkları,
yakınanı ... ilçesindeki sanık ... ...'a ait boş olan tavuk çiftliğine götürdükleri, sanık ...'in arabayla giderek sanık ... ve ...'i olay yerine getirdiği, yakalandığı sırada polisle girdiği silahlı çatışma neticesinde ölen ... isimli şahsın yakınan ...'ı telefonla arayarak 100.000 Dolar ve 1 kg.altını otoban kenarında söyledikleri yere getirmesini, aksi takdirde oğlunu öldüreceğini söylediği, daha sonra sanık ...'in sanıklar ... ve ...'i olay yerinden götürerek ...'ın bir akrabasının evine bırakıp geri döndüğü,
sanıkların yakınanın cüzdanında bulunan kredi ve bankamatik kartının şifrelerine yakınandan zorla öğrendikleri, yakınanın başında sanıklar ... ve ...'u bırakarak, sanık ... ve ... isimli şahısların araçla İstanbul'a gittikleri, ancak bankamatik cihazının kartları yutması nedeniyle para çekemeden bir gün sonra ...'na geri döndükleri, bu sırada bindikleri taksinin kaza yapması üzerine ... isimli şahsın kız kardeşi olan ...'ın evine gittiği, bir iş yaptıklarını,
alacakları paranın bir kısmını da saklaması için kendisine vereceğini ama öncelikle bir taksi bulması gerektiğini söylemesi üzerine ...'ın daha önceden tanıdığı ... isimli ticari taksi çalıştıran şahsı arayarak çağırdığı, araca sanık ... ve ... isimli şahısların bindikleri, yolda da diğer sanık ...'ı alarak yakınan ...'nin parayı bırakacağı yere gittikleri, olay yerine yaklaşık 300 metre mesafede aracı durdurdukları araçtan ... ve ...'un inerek fidyenin bırakıldığı yere geldikleri,
burada olay öncesinde gerekli tertibatı almış olan polisler tarafından durmaları ikaz edilmesine rağmen ... isimli şahsın polislere silah çekmesi üzerine çıkan çatışmada ... isimli şahsın öldüğü ve ... isimli sanığın yakalandığı, bu sırada sanık ...'nun ... isimli şahsı telefonla aradığı, polislerin telefonu sanık ...'a verdikleri, ...'ın telefonda bir sorun olmadığını söylemesine rağmen, durumdan şüphelenen ...'ın mağdur ...'ın başında bekleyen sanıklar ... ve ...'a telefon ederek bir sorun çıktığını olay yerinden ayrılmaları gerektiğini söylemesi üzerine,
... ve ... isimli sanıkların yakınanı ormanlık bir alana götürüp üzerinde bulunan altın zincir, kol saati ve montu alarak yakınanı serbest bırakıp olay yerinden kaçtıkları olayda; sanıkların başka kişilere yönelik eylemlerinin bulunmadığı, bu amaçla bir araya gelmedikleri; örgüt oluşturmak için sayısal yeterlikte oldukları anlaşılmakta ise de, aralarında hiyerarşik ilişki ve suç işleme iradelerinde devamlılık saptanmadığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında uygulama koşullarının bulunmadığı gözetilmeden;
sanık ... hakkında örgüt kurma diğer sanıklar ..., ... ve ... hakkında ise örgüt adına faaliyette bulunmak suçlarından beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
2-5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, 765 sayılı TCY ile 5237 sayılı TCY'nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
Kabule göre de; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 499/1. maddesi uyarınca mahkûmiyetlerine karar verildiği halde 4422 sayılı Kanunun 1/6. madde tatbik edilerek cezalarının artırılması gerekirken uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/10391, K. 2012/11803, 29 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama