KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2007/1426 E., 2010/1096 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Yakınan ...’le ilgili kurulan hükmün incelenmesinde:
Şikayeti devam eden yakınana ait işyerinin kepengindeki asma kilidi ve pencere camını kırarak, içeri girip atılı suçu işleyen sanık hakkında, hırsızlık suçunun yanı sıra 5237 sayılı TCK’nun 116/2-4, 119/1-c ve 151/1. maddelerinde düzenlenen işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından da hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi; karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCY’nın 7/3.maddesinin açık hükmü karşısında, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle aynı Yasanın 58/ 6. ve 7. fıkralarında düzenlenen mükerrirlere ilişkin infaz hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
2-5237 sayılı TCY’nda cezaların toplanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesinde de kesinleşmiş hükümlülüklerin
infaz aşamasında toplanmasını öngördüğü gözetilmeden, hükmolunan cezaların ayrı ayrı yerine getirilmesi yerine birleştirilmelerine karar verilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “tekerrür” ve “cezaların birleştirilmelerine” ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Yakınan ... ’la ilgili kurulan hükmün incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Haklarında ayrı dava açılan sanık ... ’ın suçlamaları kabul etmediği, sanık ...’da araç çalma olayını kabul etmeyerek, sanık ...’un suça konu araçla gelerek kendisini de araca alarak markete gittiklerini savunmuş olması karşısında; sanıklar ... ve ... hakkındaki dava dosyası getirtilip incelenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2-Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın, 493/1, 522; 5237 sayılı TCY’nın 142/1-b, 143, 151/1. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak olaya uygulanarak, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaş- tırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması;
3-5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra, şikayeti devam eden yakınanın aracının camı kırılarak ve düz kontak yapılarak çalınması nedeniyle, anılan yasanın 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçunu da oluşturduğu gözetilerek bu konuda değerlendirme yapılmaması,
4-5237 sayılı TCY’nın 7/3.maddesinin açık hükmü karşısında, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle aynı Yasanın 58/ 6. ve 7. fıkralarında düzenlenen mükerrirlere ilişkin infaz hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
5-5237 sayılı TCY’nda cezaların toplanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesinde de kesinleşmiş hükümlülüklerin infaz aşamasında toplanmasını öngördüğü gözetilmeden, hükmolunan cezaların ayrı ayrı yerine getirilmesi yerine birleştirilmelerine karar verilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/1426, K. 2010/1096, 10 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama