KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2007/18586 E., 2010/15161 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Önceki hükmün aynen infazına
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hem 21.07.2006 tarihli ek kararda hem de hükümlünün temyiz isteğinin reddine ilişkin olan ek kararda yasa yoluna başvuru yönteminin açıklanmamış olması 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından, hükümlünün temyiz başvuruları yasal sürede kabul edilerek temyiz isteğinin reddine ilişkin karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir.
Somut olayın incelenmesine gelince:
Hükümlü ...’in, 27.2.1995 günü tam olarak bilinemeyen ancak sanık tarafından "saat 05.00 ile 06.30 sıraları, hava aydınlanmak üzere idi" olarak anlatılan saatte, yakınanın evinin önündeki kaldırıma direksiyon ve tekerleğini zincirle kilitleyerek bıraktığı mobiletini çaldığı sabit görülerek, Susurluk Asliye Ceza Mahkemesinin 14.6.1996 gün ve 1995/238-1996/28 sayılı kararı ile hükümlülüğüne karar verildiği, bu kararın diğer sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozulmasına karar verildiği, bu aşamadan sonra yeniden sanık ...'i de kapsayacak şekilde 1997/29-182 sayılı kararın verildiği.
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun uyarlanması istendiğinde hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde düzenlendiği, suçun yaptırımının alt sınırının 2 yıl olduğu, suçun gece işlenmesi halinde 143. maddeden 1/3 oranında artırılacağının öngörüldüğü,
tekerrür nedeniyle aynı Yasanın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanarak cezanın 3/4'ünü çekeceği, 151/1 ve 62.maddelerinin uygulanması halinde 3 ay 10 gün hapis cezası olacağı ve iki eylemden sonuçta 2 yıl 9 ay 10 gün hapis olacağı, bu durumda eski hükmün hükümlü yararına olduğu kabul edilerek dosya üzerinden uyarlama isteminin reddine karar verilmiş ise de;
1- Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşü alınmadan karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 33. maddesine aykırı davranılması,
2- Olay günü güneşin saat 06:42'de doğduğunun anlaşılmasına ve sanık savunmalarına göre, eylemde 5237 sayılı TCY.nın 143/1.maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
3- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesine uyan hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylem nedeniyle verilecek temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, mala zarar verme suçunda uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi için duruşma açılarak hüküm kurulması gerekirken, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilmesi,
4- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 493/1, 59/2, 81/2-3.maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 62/1, 53, 151/1, 62/1, 5271 sayılı CMK'nun 253-254. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında 5237 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olduğunun gözetilmesi zorunluluğu,
5- Maddi ceza yasalarının kendi aralarında, infaz yasalarının da kendi aralarında ayrı ayrı karşılaştırılıp değerlendirilmesi gerekirken, maddi ceza yasasına ilişkin lehe uygulamanın infaz yasası gözetilerek reddine karar verilemeyeceğinin düşünülmemesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/18586, K. 2010/15161, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama