KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2007/1880 E., 2010/21218 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
275 kelime·1 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Adli sicil kaydına göre , silinme şartları oluşmamış kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 gün ve 2007/9-7-2008/56 sayılı kararında açıklandığı üzere; zorunlu müdafiinin yüzüne karşı yapılmış olan tefhimin, kendisine zorunlu müdafi atandığından haberdar edilmeyen sanık ... hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı gibi; Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca sanık savunmanının yüzüne karşı tefhim edilen hükümde, başvurulabilecek yasa yolu, başvuru şekli ve süresinin de bildirilmediğinin anlaşılması karşısında, adı geçen sanığın 03.07.2006 tarihli dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilmekle teblinamedeki red düşüncesi benimsenmemiştir.
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve geceleyin konut dokunulmazlığını bozma eylemler nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulmuş ise de; her iki Yasa hükümlerinin bir bütün olarak olaya uygulanması sonucunda, 765 sayılı Yasa
hükümlerinin sanık yararına bulunduğunun anlaşılması karşısında; sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/1880, K. 2010/21218, 23 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama