KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2008/21140 E., 2010/5003 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2010
Karar Metni
678 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yağma suçundan sanıklar, ... ve ...'nun, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1, 81/1-3-4 maddeleri gereğince 10 yıl 1 gün ve 10 yıl 10 ay ağır hapis cezaları ile cezalandırılmalarına dair, KOZAN Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2004 tarihli ve 2004/61 esas, 2004/211 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine,
yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun daha lehe olması sebebiyle, anılan Kanun'un 149/1, 150/2 maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 58/7. maddesi uyarınca cezalarının özgü infaz rejimine göre cezanın çektirilmesi hususunun infaz sırasında değerlendirilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 21/07/2005 tarihli ve 2004/61 esas, 2004/211 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 18/09/2008 gün ve 48391 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 15/10/2008 gün ve KYB.2008/199261 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 03/11/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması,
herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde,
2- Sanıklara verilen ceza üzerinden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/2 maddesi uyarınca yan oranında indirim yapılmış ise de, anılan maddedeki "malın değerinin azlığı" kavramının 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme imkanı varken, yalnızca ihtiyacı kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma hâlinde, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, kanunî ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, somut olayda şartları bulunmadığı halde, 150/2. madde uyarınca indirim yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
3- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." 3. fıkrasında "Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç;
infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır." şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 1997/404-1214 sayılı mahkûmiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanıklar aleyhine hüküm doğuracak surette, haklarında hükmedilen hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi hususunun infaz sırasında değerlendirilmesine karar verilmesinde,
isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜ RKMİLLETİADINA
Hükümlüler ... ve ... hakkında Mahkemesince verilen 21/07/2005 günlü hüküm, adı geçen hükümlülere tebliğ edilmesine karşın, temyiz yasa yoluna başvurmadıkları; ilkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin belirtildiği, anılan kararda yasa yolları, “... tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere…” biçiminde belirtilmek suretiyle temyiz başvurusunun hangi makamlara ve ne biçimde yapılacağı gösterilmediği, bu nedenle hükümlülere yapılan tebligatın kendisine bağlanan sonuçları doğurmayacağı ve kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında;
Kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek;
1- Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin 21/07/2005 tarih ve 2004/61 – 211 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/21140, K. 2010/5003, 28 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama