İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Ceza Dairesi

YARGITAY · 6. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/26291 K.2010/6327

Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 53. maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair PENDİK 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2008…

Esas2008/26291Karar2010/6327Tarih13 Mayıs 2010Okuma5 dk · 1.034 kelime

KÜNYE

6. Ceza Dairesi 2008/26291 E., 2010/6327 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
13 Mayıs 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.034 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 53. maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair PENDİK 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2008 tarihli ve 2006/553 esas, 2008/143 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 28/10/2008 gün ve 54114 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 26/11/2008 gün ve 238220 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 15/12/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:

Anılan Yazıda;

Dosya kapsamına göre, sanığın müştekinin çalıştığı işyerine gelerek müşteki ile konuştuğu sırada müştekinin masasının yanında bulunan pantolonunun cebinden cep telefonunu alarak ayrıldığı şeklinde kabul edilerek hırsızlık suçu olarak belirlenen eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1. maddesine uyduğu gözetilmeden, anılan Kanun'un 142/1-b maddesi gereğince yazılı şekilde sanığa fazla ceza tayin edilmesi suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de;

TÜ RKMİLLETİADINA

5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz.

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 günlü 2008/9-7-56, 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 ve 16.06.2009 günlü 2009/57-168 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “Anayasanın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “adil yargılanma hakkını” düzenleyen 6. maddesinin 3. fıkrasının b ve c bentlerinde ise; “her sanığın en azından,

a) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;

b) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek…” hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buradan çıkarılması gereken sonuç; savunma hakkının, temel insan hakları arasında yer alan hak arama özgürlüğünün bir gereği olduğu ve avukat tutma hakkının da savunma hakkından ayrı düşünülemeyeceği gerçeğidir.

Mevzuatımızda zorunlu müdafiilik sistemini öngören yasanın amacı, kendisini savunmak için yeterli maddi olanağı bulunmayanların bu hakkı kullanamamalarından kaynaklanabilecek olası hak kayıplarının önlenmesi, dolayısıyla da savunma hakkının etkin kullanılabilmesinin sağlanması suretiyle adil yargılanmanın gerçekleştirilmesidir.

Bunun doğal sonucu olarak, maddi olanakları elverişli olan sanık nasıl ki vekâletname vermek suretiyle dilediği avukatı serbestçe tayin edebiliyorsa, parası olmayan sanığın da aynı şekilde müdafiiliğini üstlenecek avukatını serbestçe belirleyebilmesi, en azından kendisine tayin edilen avukatı beğenmediğinde değiştirme hakkının bulunması, daha da ötesi, görülmeye başlayacak davada kendisine müdafii olarak bir avukat atanacağının sanığa bildirilmesi gereklidir.

Kendisine müdafii atandığını dahi bilmeyen ya da kendisine müdafii atanmakla birlikte beğenmediği takdirde bu avukatın değiştirilmesini isteme hakkına sahip bulunmayan bir sanığın, atandığını dahi bilmediği veya beğenmediği halde muhatap olmak zorunda kaldığı müdafiin tüm tasarruflarından sorumlu tutulması gerektiğini veya bu müdafiin yaptığı tüm işlemleri peşinen kabul etmiş sayılacağını söylemek nasıl mümkün değilse, böyle bir durumda savunma hakkının tam anlamıyla kullanılabileceğini düşünmek te olası değildir.

Kendisine zorunlu bir müdafii görevlendirileceğinin sanığa bildirilmediği ve sanığın bu konudaki iradesine değer verilmediği ya da başka bir ifadeyle sanığın bu konudaki iradesinin dosya kapsamından anlaşılamadığı durumlarda hükmün müdafii yanında sanığın kendisine de tebliğinin adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle Kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz.

Bununla birlikte, kendisine zorunlu müdafii atanacağının sanığa bildirildiği ve sanığın da buna herhangi bir itirazının bulunmadığı durumlarda; zorunlu müdafie yapılan tefhim veya tebliğ işlemlerinin aynen vekâletnameli müdafiide olduğu gibi geçerli olacağı ve gerek tefhime, gerekse tebliğe bağlı olan sürelerin işlemeye başlayacağı açıktır. Dolayısıyla, böyle durumlarda Tebligat Yasasının 11. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekeceğinden, tebligat asile değil vekile (müdafie) yapılmalıdır.

Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2008 tarih ve 2006/553-2008/143 sayılı kararının sanık ... savunmanın yüzüne karşı tefhim edildiği ve sanık savunmanınca 01.04.2008 tarihinde temyiz Yasa yoluna başvurulduğu, Mahkemenin 01.04.2008 tarihli Ek Kararı ile temyiz isteminin süresi içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, bu kararında savunmana 26.04.2008 tarihinde tebliğ edildiği halde temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, ancak anılan Ek Kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “Dosya ve dilekçe üzerinde yapılan inceleme sonunda talebe uygun olarak temyizi kabil olmak üzere…” dendiği,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği,

ancak Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan Ek kararında hükme karşı başvurulacak kanun yolları, süresi mercii ve şekli ve yöntemi açıkça belirtilmediği gibi, kanun yollarına başvuru süresinin ne şekilde başlayacağının yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı için sanığın iradesinin yanıltıldığı gibi kararın bu açıklamaları içerir biçimde savunmana yeniden tebliğ edilmediği görüldüğünden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık ... hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sırasında adı geçen sanığa 5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesi uyarınca Mahkemenin istemi üzerine Baro tarafından savunman atandığı, ancak atanan bu savunmandan sanığın haberdar edilmediği,

bu nedenle mahkemenin istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiinin yüzüne karşı yapılmış olan tefhim, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar edilmeyen adı geçen sanık açısından hukuksal sonuç ifade etmediği gibi, kanun yararına bozma konusu edilen kararın sanığa tebliğine ilişkin belgeye de dosya içerisinde rastlanamadığından anılan kararın kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceğinin anlaşılması karşısında;

1-) Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2008 günlü, 2006/553- 2008/143 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

2-) Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2008 günlü, 2006/553- 2008/143 sayılı kararının sanık ...’e; aynı Mahkemenin 01.04.2008 günlü Ek Kararı da sanık savunmanı Av. ...’a yasa yollarına başvuru süresini, merciini, yöntemi ve şeklini gösterir biçimde açıklamalı olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belge ile sunarlarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 13.05.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/26291, K. 2010/6327, 13 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/26291
Karar No
2010/6327
Tarih
13 Mayıs 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/26420 K.2010/5468
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/26421 K.2010/5480
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/26425 K.2010/5755
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/26589 K.2010/7704
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/26615 K.2010/5334
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/26633 K.2010/5765

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.