KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2008/9551 E., 2010/16665 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2; 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak hükümde, “temyiz mercii ile süresinin başlangıcının” gösterilmemesi suretiyle sanık ... ve hükümlü ... savunmanlarının iradesinin yanıltıldığı, ayrıca adı geçene gerekçeli kararın bu açıklamaları içerir biçimde yeniden tebliğ edilmediği anlaşıldığından, anılan sanık ve hükümlü savunmanının temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
I-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 492/10-son maddesinde belirtilen suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddeleri ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/1-a, (sanık ... için 43/1, 31/3), 66/1-e, (sanık ... için 2), 67/3-4; 152/1-a, (sanık ... için 31/3), 66/1-e, (sanık ... için 2), 67/3-4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, 5237 sayılı Yasanın 7/2; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 7655 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerindeki 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımının, suç tarihi olan 17/07/2002 ile inceleme tarihleri arasında geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar ..., ... ve ... hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Hükümlü ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2003 gün ve 2002/102-2003/172 sayılı hükme ilişkin, sanıklar ..., ... ve ... savunmanları ile sanık ...’nun yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 26/12/2005 tarihli bozma kararı ile, lehe hükmün belirlenmesi için Mahkemesine iade edildiği,
hükümlü ...’ın yokluğunda açıklanan hükmün, adı geçene yöntemine uygun olarak tebliğ edildiği ve temyiz edilmeyerek kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle, lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip,
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca ayırma kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam olunarak hükümlü ... hakkında yazılı biçimde karar verilmesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/9551, K. 2010/16665, 27 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama