KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/28343 E., 2010/20720 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Yağma, kişiyi hürriyetten yoksun kılma, kredi kartını kötüye kullanma, suç delillerini gizleme
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanık ... hakkında, özgürlüğü kısıtlama ve kredi kartının kötüye kullanılması, sanık ... hakkında yağma ve özgürlüğü kısıtlama suçlarından açılmış kamu davası ve kurulmuş bir hüküm bulunmadığından, o yer C.Savcısının anılan eylemlere yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE;
Sanık ... Yurtseven hakkında, kredi kartının kötüye kullanılması ve sanık ... hakkında TCY.nın 278/1. maddesi uyarınca zamanaşımı içinde soruşturma yapılması olanaklı görülmüştür.
Sanık ... ve ... hakkında yağma, özgürlüğü kısıtlama ve kredi kartının kötüye kullanılması suçları ile sanık ...’un kredi kartının kötüye kullanılması suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; sanıklar ... ve ... ile sanıklar ... ve ... savunmanları ile o yer C.Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükümlerin tebliğname gibi ONANMASINA
Sanık ... Yurtseven hakkında suç delilini gizleme suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Tüm dosya içeriğinden, sanık ... ile suç arkadaşı ...’in olaydan iki ay önce tanıştıkları ve sanık ...’un evinde karı – koca gibi yaşamaya başladıkları, sanık ...’ın bir iş nedeniyle tanıştığı sanık ...’in, eylemden yaklaşık 3 hafta önce, suça konu ...’in çalıştığı imalathanede hırsızlık yapmayı planlamaya başladıkları ve bu amaçla sanık ...’ın sık sık, sanık ...’ın çalıştığı işyerine gelip gittiği ve suçtan elde edilecek malzemelerin saklanması için bir hafta önce sanık ...’ın arkadaşının annesi olan tanık ...
Sözüşen’i arayıp, kocası olarak tanınan sanık ...’ın bir alacağına karşılık verilecek malzemeleri koymak için deposunu kullanmak istediklerini bildirdiği, tanık ...’in de kabul ettiği, suçun işlendiği gün, sanık ...’ın olaydan haberi olan sanık ...’u arayıp buluştukları ve ...’tan... ile ...’ın hırsızlık yapacakları yeri göstermelerini istediği, birlikte işyerinin önüne gittikleri ve sonra tekrar ...’un evine döndükleri, olay sonrası, sanıklar... ve ...’ın elde ettikleri eşyaları taksiyle tanık ...’in deposunun olduğu yere saat 23.30 sıralarında götürdükleri, sanık ...’ın, tanık ...’i arayıp malzemelerin geldiğini haber verdiği,
bunun üzerine eşyaların depoya konulduğu, sonrasında, sanıklar ... ile...’ın, sanık ... ve ... ile buluştukları, ...’ın, yakınan ...’den yağmaladıkları üç farklı bankaya ait kredi kartlarını sanık ...’a verip, elini yüzünü gizleyip gidip para çekmesini istediği ancak ...’ın sarhoş olması nedeniyle bu kez kartları alıp sanık ...’a vererek banka şubelerinden para çektirdiği, çekilen parayı... ile ...’ın paylaştığı, bir gün sonra da, sanık ... ile...’ın çaldıkları malzemelerle birlikte ...’e gidip, ev kiralayarak eşyaları bu eve koyup birlikte yaşamaya başladıkları ve sonrasında yakalandıklarının anlaşılması karşısında;
işyerinde bulunan yakınan ...’in yağmalanacağından bilgisi olduğuna ilişkin dosya arasında kanıt bulunmayan sanık ...’ın, sanıkların hırsızlık yapacaklarını başından beri bildiği ve elde edilecek malların konulması için yer temin ettiği, bu şekilde hırsızlık suçuna TCY.nın 39/2 maddesi kapsamında katıldığı gözetilmeden anılan suçtan mahkumiyeti yerine, yağma suçundan açılan davanın suç delillerini gizleme suçuna dönüştüğü kabul edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/28343, K. 2010/20720, 15 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama