KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2010/10777 E., 2010/13087 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, tehdit, kasten yaralama
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02.12.2008 ve 05.04.2010 günlü tebliğnameleri ile Daireye gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yakınana ait evin penceresinin zorlanarak hasar verilmesi suretiyle içine girilip eylemin gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında; sanıklar ... ve ... hakkında zamanaşımı içinde işlem yapılması olanaklı görülmüş, sanık ...’in, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle “Konut Dokunulmazlığını Bozma” ayrıca sabit kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde,
hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.
Aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmalarının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince “Hırsızlık” suçu yönünden 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmıştır.
I-Sanık ... hakkında “Hırsızlık” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, diğer sanık ... ile önceden verdikleri karar doğrultusunda, yaptıkları plan ve işbölümü gereği suça doğrudan katıldığı düşünülmeden, TCK.nun 37/1. maddesi yerine 39. maddesiyle hüküm kurulması, aynı Yasanın 58. maddesinin her bir suç için ayrı ayrı uygulanması gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, sanık ...’in temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında “Konut Dokunulmazlığını Bozma” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Hükmün kurulması ile Mahkemenin yargılamadan el çekmesi nedeniyle temyiz edilen hükümle ilgili kendiliğinden dosyayı ele alıp değişiklik yapamayacağının anlaşılması karşısında; “Konut Dokunulmazlığını Bozma Suçu” ile ilgili 15/08/2006 tarihli Karar Tashihinin yok hükmünde olduğu kabul edilmiştir.
Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği halde,hükmolunan cezanın, TCK.nun 119/1-c maddesiyle artırılmaması, adı geçen sanığın, diğer sanık ... ile önceden verdikleri karar doğrultusunda, yaptıkları plan ve işbölümü gereği suça doğrudan katıldığı düşünülmeden, TCK.nun 37/1. maddesi yerine 39. maddesiyle hüküm kurulması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Temel cezadan TCK.nun 39. maddesiyle yapılan indirim sırasında, 6 ay yerine 1 yıl 3 ay hapis cezasına hükmolunması suretiyle sonuçta fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak,
hüküm fıkrasından, “Sanık ...’in, eyleminin suçun işlenmesine yardım olduğu anlaşıldığından TCK.nun 39. maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında indirim yapılarak 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” ilişkin bölüm çıkarılıp, “Sanık ...’in, eyleminin suçu işlenmesine yardım olduğu anlaşıldığından TCK.nun 39. maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında indirim yapılarak 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık ... hakkında “Hırsızlık”, “Tehdit”, “Kasten Yaralama” ve “Konut Dokunulmazlığını Bozma” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yakınanın aşamalardaki anlatımlarına dayanılarak sanık ... hakkında, “suç konusu eve girip birer adet kol saati, altın künye ve parayı aldığı ve kendisine engel olmak isteyen yakınana, konutunun içinde bıçak doğrultarak üzerine gelmemesi aksi takdirde öldüreceği yönünde tehditte bulunarak suç eşyası ile birlikte kaçtığı” iddiasıyla kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, sübutu halinde eyleminin TCK.nun 149/1-a-d-h maddesindeki yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin kanıtları takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, adı geçen sanıkla ilgili yargılamaya devamla yazılı biçimde karar verilmesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/10777, K. 2010/13087, 7 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama