İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Ceza Dairesi

YARGITAY · 6. CEZA DAİRESİ

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/124 K.2010/156

6. Ceza Dairesi 2010/6-124 E., 2010/156 K.

Esas2010/124Karar2010/156Tarih22 Haziran 2010Okuma7 dk · 1.442 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/124
Karar No
2010/156
Karar tarihi
22 Haziran 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.442 kelime·7 dk okuma·4 bölüm

6. Ceza Dairesi 2010/6-124 E., 2010/156 K.

MÜDAFİİN GÖREVLENDİRİLMESİ

YARGITAYCA TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİ

5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 150 ]

1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 317 ]

"İçtihat Metni"

Hırsızlık suçundan sanık B...H...'ın, 765 sayılı TCY'nın 493/2, 522 ve 523. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Konya 3. Asliye Ceza mahkemesince verilen 08.01.2003 gün ve 31-390 sayılı hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 15.09.2005 gün ve 16500-7461 sayı ile;

"Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak; sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/2, 522, 523. maddelerine göre cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/2-d, 143, 168/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında sanık yararına olması ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması" isabetsizliğinden bozulmuştur.

Bozmaya uyan yerel mahkemece 20.03.2006 gün ve 752-195 sayı ile, sanığın bu kez 5237 sayılı TCY'nın 142/2-d, 143, 168/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık müdafiinin hükme ilişkin temyiz istemi Yargıtay 6. Ceza Dairesince 24.12.2008 gün ve 24130-24410 sayı ile;

"Yasal süre içinde temyiz başvurusunda bulunmayan sanık B...H... savunmanının bu konudaki isteğinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi gereğince" reddedilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise, 25.05.2010 gün ve 93305 sayı ile;

"Bozma üzerine yeniden duruşma açan mahkemenin isteği üzerine sanığa CMK'nun 150/3. maddesi gereğince Konya Barosu tarafından Av. Ahmet Avcı müdafii olarak tayin edilmiştir.

Sanığa bozma ilamı sonrası yapılan duruşma tebliğ olunamamış ve duruşmaya katılmayan sanık, müdafii tarafından temsil edildiğinden başka bir yolla da haberdar edilmemiştir.

Zorunlu müdafii yüzüne karşı açıklanan yerel mahkeme hükmünü 29.03.2006 tarihinde temyiz etmiş olup, temyiz istemi yasal süresi içinde yapılmadığından Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 24.12.2008 gün ve 2007/24130-2008/24410 sayılı kararı ile temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.

Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2006 tarihli ve 2005/752-2006/195 sayılı kararı sanığın kendisine tebliğ olunmamıştır.

İnfaz aşaması sırasında sanık tarafından kanun yolu başvurusu niteliliğinde olan 26.11.2009 ve 04.12.2009 tarihli dilekçeler verilmiştir. 26.11.2009 tarihli dilekçesinde lehe olan hükümlerin uygulanması isteminde bulunmuştur. 04.12.2009 tarihli dilekçede ise sonuç olarak; tebligat yapılmadığı için temyiz hakkını kullanamadığını, doğrudan cezaevine gönderildiğini, süreyi kaçırmada kusuru olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 tarihli ve 2008/7-56 sayılı kararında da açıklandığı üzere, zorunlu müdafiin yüzüne karşı yapılmış olan tefhim kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar edilmeyen sanık açısından hukuki sonuç doğurmaz" görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Dairenin temyizin reddi kararının kaldırılması ve dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesi isteminde bulunmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, zorunlu müdafii huzurunda verilmiş bulunan kararın kendisine zorunlu müdafii görevlendirildiğinden haberi olmayan sanığa ayrıca tebliğ edilmesinin gerekip gerekmediği ve buna bağlı olarak sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyizin süresinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Özel Dairenin 15.09.2005 tarihli bozma ilamı üzerine yerel mahkemenin, 22.11.2005 tarihinde düzenlenen tensip tutanağıyla birlikte sanığa müdafii tayini için baroya yazı yazdığı, Konya Barosu'nun 24.11.2005 gün ve 6709 sayılı yazısı ile müdafii olarak Av. Ahmet Avcı'nın görevlendirildiği, bozma sonrası 20.03.2006 tarihli ilk oturuma sanık müdafiinin katıldığı, ancak sanığın katılmadığı, bu oturumda yüzüne karşı tefhim edilen hükmü müdafiinin süresinden sonra 29.03.2006 tarihinde temyiz ettiği, bu temyiz isteminin de Özel Daire tarafından 1412 sayılı CYUY'nın 317. maddesi uyarınca reddedildiği,

gerekçeli kararın ve zorunlu müdafii görevlendirildiği hususunun sanığa tebliğ edilmediği, sanığın cezaevinden mahkemeye hitaben gönderdiği 26.11.2009 tarihli dilekçesinde.

"5237 sayılı TCK'nun lehe olan hükümlerinin uygulanmasını" istediği, yine 04.12.2009 tarihli dilekçesinde ise; "kendisine tebligat yapılamadığı için hükmü temyiz edemediğini, temyiz hakkını kullanmak istediğini, CYY'nın 40-42. maddeleri uyarınca isteminin değerlendirilmesi gerektiğini" belirttiği, yerel mahkemenin de 08.12.2009 tarihinde infazın durdurulmasına karar verdiği anlaşılmaktadır.

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.03.2008 gün ve 7-56 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında vurgulandığı üzere; 5271 sayılı Yasanın 150. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları ve aynı Yasanın 2. maddesindeki tanım uyarınca, ceza yargılamasında, zorunlu veya istek üzerine atanan müdafii ile vekaletnameli müdafii arasında herhangi bir fark öngörülmemiş, 5271 sayılı CYY'nın 150/son madde ve fıkrasında zorunlu müdafiilik ile ilgili sair ayrıntılar çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır.

Bu konuda çıkarılması öngörülen ve 02.03.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" ise, gerek sanığa müdafii görevlendirildiği tarihte, gerekse hüküm tarihi itibarıyla henüz yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle sorunun çözümünde, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere itibar edilmesi gerekir.

5271 sayılı CYY'nın zorunlu müdafiliğe, tebligata ve yasa yollarına başvuruya ilişkin hükümler, 1412 sayılı CYUY'nın halen geçerliliğini koruyan temyize ilişkin hükümler ile 7201 sayılı Tebligat Yasası'nda yer alan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; sanığa haber verilmeden zorunlu müdafii atanmasında, bu müdafiinin sanığın bulunmadığı hallerde görev yapmasında ve tefhimin bu müdafie yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı, başka bir deyişle olayımız açısından müdafie yapılan tefhimin geçerli olduğu,

bu nedenle de müdafiinin temyiz dilekçesinin süreden sonra olması itibarıyla, sanık açısından temyiz davası açma olanağının yitirildiği sonucuna varılabilir ise de; uyuşmazlık konusu, vazgeçilmez ve gözardı edilemez nitelikteki savunma hakkı ve daha geniş anlamda da adil yargılanma hakkı ile ilgili olduğundan, çözümün savunma hakkına ilişkin düzenlemelerden yola çıkılarak aranması isabetli olacaktır.

Anayasanın 36. maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "adil yargılanma hakkını" düzenleyen 6. maddesinin 3. fıkrasının b ve c bentlerinde ise; "her sanığın en azından,

...b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;

c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek…

…" hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buradan çıkarılması gereken sonuç; savunma hakkının, temel insan hakları arasında yer alan hak arama özgürlüğünün bir gereği olduğu ve avukat tutma hakkının da savunma hakkından ayrı düşünülemeyeceği gerçeğidir.

Mevzuatımızda zorunlu müdafiilik sistemini öngören yasanın amacı, kendisini savunmak için yeterli maddi olanağı bulunmayanların, bu hakkı kullanamamalarından kaynaklanabilecek olası hak kayıplarının önlenmesi, dolayısıyla da savunma hakkının etkin kullanılabilmesinin sağlanması suretiyle adil yargılamanın gerçekleştirilmesidir.

Bunun doğal sonucu olarak, maddi olanakları elverişli olan sanık nasıl ki vekâletname vermek suretiyle dilediği avukatı serbestçe tayin edebiliyorsa, maddi olanağı bulunmayan sanığın da aynı şekilde müdafiiliğini üstlenecek avukatını serbestçe belirleyebilmesi, en azından kendisine tayin edilen avukatı değiştirme hakkının bulunması, daha da ötesi, görülmeye başlayacak davada kendisine müdafii olarak bir avukat atanacağının sanığa bildirilmesi gereklidir.

Kendisine müdafii atandığını dahi bilmeyen ya da kendisine müdafii atanmakla birlikte bu avukatın değiştirilmesini isteme hakkına sahip bulunmayan bir sanığın, atandığını dahi bilmediği veya beğenmediği halde muhatap olmak zorunda kaldığı müdafiin tüm tasarruflarından sorumlu tutulması gerektiğini veya bu müdafiin yaptığı tüm işlemleri peşinen kabul etmiş sayılacağını söylemek nasıl mümkün değilse, böyle bir durumda savunma hakkının tam anlamıyla kullanılabileceğini düşünmek de olası değildir.

Kendisine zorunlu bir müdafii görevlendirileceğinin sanığa bildirilmediği ve sanığın bu konudaki iradesine değer verilmediği ya da başka bir ifadeyle sanığın bu konudaki iradesinin dosya kapsamından anlaşılamadığı durumlarda, hükmün müdafii yanında sanığın kendisine de tebliğinin, adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu kabul edilmelidir.

Bununla birlikte, kendisine zorunlu müdafii atanacağının sanığa bildirildiği ve sanığın da buna herhangi bir itirazının bulunmadığı durumlarda; zorunlu müdafie yapılan tefhim veya tebliğ işlemlerinin aynen vekâletnameli müdafide olduğu gibi geçerli olacağı ve gerek tefhime, gerekse tebliğe bağlı olan sürelerin işlemeye başlayacağı hususunda duraksama yaşanmamaktadır. Dolayısıyla, böyle durumlarda Tebligat Yasasının 11. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekeceğinden, tebligat asile değil, vekile (müdafie) yapılmalıdır. Aksi halde, zorunlu müdafiliğe yasanın arzu etmediği anlamda simgesel bir anlam yüklenmiş olur ki, bu kabul birçok kargaşayı da birlikte getirir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığa mahkemenin istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiinin yüzüne karşı yapılmış olan tefhim, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar edilmeyen sanık Bilge Horasan açısından hukuksal sonuç ifade etmediği gibi, temyiz süresini de başlatmayacağından; sanığın öğrenme üzerine verdiği 26.11.2009 ve 04.12.2009 tarihli temyiz iradesini içeren dilekçelerine istinaden temyiz davasının incelenmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin "temyizin reddine" ilişkin kararının kaldırılmasına ve sanığın öğrenme üzerine verdiği dilekçeler nedeniyle temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 24.12.2008 gün ve 24130-24410 sayılı sanık müdafiinin temyizinin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, sanık Bilge Horasan'ın temyiz dilekçesine dayalı olarak temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2010 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/124, K. 2010/156, 22 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Müdafiin Görevlendirilmesi
  4. Yargıtayca Temyiz İsteğinin Reddi
  5. Türk Milleti Adına
  6. Ceza Genel Kurulu Kararı
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/124
Karar No
2010/156
Tarih
22 Haziran 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/124 K.2010/11846
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/125 K.2010/7419
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/125 K.2010/11323
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2010/126 K.2010/4294
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2010/126 K.2010/7328
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/126 K.2010/7420

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.