KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2010/26700 E., 2013/20319 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan Üsküdar 3. Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
482 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 6-2008/113389 sayılı ve 23/10/2010 tarihli eksikliğin tamamlandığına dair yazısı ile Dairemize gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın ... kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.
Aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, kasıtlı suçtan hükümlülüğü de bulunan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında suçun adı yazılmamış ise de, yerinde ilavesi mümkün görüldüğünden. 5560 sayılı Yasa ile 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesinde yapılan değişiklik ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.12.2006 günlü 2006/8-317, 2006/319 sayılı kararı karşısında; hükmün tefhim edildiği son oturumda, sanığın savunmanı bulundurulmaksızın karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 150/3, 151/1, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması, sonuca etkili olmadığından.
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması, 5237 sayılı TCY'nın yapılan uygulama karşısında açıkça lehe olması karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceler benimsenmemiş.
5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1.maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, hırsızlık suçunun, gece vakti yakınana ait iş yerine ait pencere demir korkuluklarının kırılıp iş yerine girmek suretiyle işlenmiş olması nedeniyle; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra anılan Yasanın 116/2-4, 119/1-c.
151/1. maddelerinde düzenlenen iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması; sanığın, kesintisiz takip olmaksızın, devriye görevini ifa etmekte olan kolluk görevlilerince içerisinde bulunduğu aracın başka bir cadde üzerinde şüphe üzerine durdurulmak istenip kovalamaca sonucu yakalandığı, çalınan paranın bir kısmının da yakalanamadığı için açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen sanığın suç ortağı tarafından götürülmüş olduğunun anlaşılması karşısında; hırsızlık suçunun tamamlandığı gözetilmeden, yazılı şekilde kalkışma hükümlerinin uygulanması,
karşı temyiz olmadığından; sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmemiş ise de, hükümlülüğün yasal sonucu olarak infaz aşamasında dikkate alınması olanaklı görüldüğünden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/26700, K. 2013/20319, 25 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama