KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2010/31046 E., 2013/16846 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık, uyuşturucu madde kullanmak
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık hakkında uyuşturucu madde kullanmak suçundan kurulan hükmün incelemesinde
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarih ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİ,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelemesinde
Gerekçeli karar başlığına sanığın tutuklama ve tahliye tarihlerinin yazılmaması, yerinde eklenmesi olanaklı kabul edilmiştir. Sanığın, yakınanın, cebinden parasını çekip alması şeklindeki eylemi, 5237 sayılı TCK'nın, 142/2-b maddesine uyduğu halde, aynı Yasa'nın 142/2-d maddesi ile uygulama yapılması, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-) 5275 sayılı Yasa'nın "Mükerrirlere özgü infaz rejmi ve denetimli serbestlik tedbiri" başlıklı 108/2. maddesinde "tekkerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz" hükmüne yer verilmiş olup, bu hüküm nedeniyle birden fazla tekerrüre esas alınabilecek nitelikte sabıka bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması ve tekerrüre esas alınan hükmün de açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca sanık hakkında Adana 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2001/1711 Esas 2004/978 Karar ve Ankara 7.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/206 Esas 2005/735 Karar sayılı ilamları hüküm kısmında gösterilip bunlardan hangisinin tekerrüre esas alındığının gösterilmemiş olması, diğer taraftan sanığın, tekerrüre esas alındığı belirtilen Adana 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2004 gün ve 2001/1711 Esas 2004/978 sayılı kararının 765 sayılı TCK'nın 404/2. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde kullanmak suçuna ilişkin olduğu,
söz konusu ilamla ilgili olarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde denetimli serbestlik tedbiri öngörülmesi karşısında, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2-) Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerine “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesinin.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/31046, K. 2013/16846, 9 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama