KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2011/3456 E., 2013/21649 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
451 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık ... hakkında kurulan hükmün İncelenmesinde:
Sanıklar ... ve ...'nün hırsızlık suçundan cezalandırılmasına ilişkin ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03.06.2004 gün ve 2003/1161-2004/458 sayılı kararı, sanık ... ve savunmanının temyizi üzerine Yargıtay 10.Ceza Dairesince incelenerek bozulmuştur.
Yerel Mahkeme bozmaya uyup yargılamaya devam etmiş ve sanıklar ... ve ...'nün 765 sayılı TCK'nın 493/1-2, 522, 55/3, 59/2. maddeleri uyarınca 1'er yıl 5'er ay 23 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Mahkemenin bu hükmü sanıklar savunmanları tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir
Temyiz davasının açılabilmesi için bu konuda bir isteğin bulunması gerekir. Sanıklardan birinin temyiz istemi, diğerinin de istemi yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru talebi yoksa verilen karar kesinleşerek, kesin olmanın hukuki sonuçlarını doğurur.
Temyiz etmeyen sanıkların, hükmü temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılması adalete aykırı olduğundan, yasa koyucu, adli yanılgıları önleme ve adaleti sağlamak için genel kurallardan ayrılmış; temyiz isteminde bulunulmuş gibi inceleme yapılmasında yarar görmüş ve “bozmanın sirayeti” müessesesini kabul etmiştir.
Sirayetin söz konusu olduğu durumlarda, bozma ilamı üzerine verilen uyma kararı ile temyiz etmemiş sanıklar duruşmaya çağırılarak (lehe bozmalarda tebligat yapılarak) haklarında kesin hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul
edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.
Hal böyle olunca,
Sanık ... için hırsızlık suçundan kurulan 24.12.2007 tarihli hüküm temyiz edilmeden kesinleştiğinden ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24.12.2007 ve 2005/102-2007/1211 sayılı kararı ile kurulan hükmü temyiz etme olanağı bulunmadığından, sanık ... savunmanının bu konudaki isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
2-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine 5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesine aykırı biçimde “müteselsilen tahsiline” biçiminde karar verilmesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2011/3456, K. 2013/21649, 5 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama