KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2011/4746 E., 2013/21417 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık, Yalan beyanda bulunma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
T.C.Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak, kanun yoluna başvurma tarihinin ne zaman başladığı hususunda çelişki bulunduğu anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Sanık ... hakkında yalan beyanda bulunma suçu nedeniyle verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın adli sicil kaydında, tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ün temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak, yerine “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına,
aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında hırsızlık suçu nedeniyle verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanığın adli sicil kaydında, tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın yakınanların otomobillerinin kapı kilitlerini aletle zorlayarak açtığının belirlenmesi ve bu işlem sırasında anahtar ya da başka bir aleti anahtar gibi kullandığına ilişkin kanıt bulunmadığının anlaşılması karşısında; eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 142.maddesinin 1-b fıkra ve bendine uyduğu gözetilmeden, aynı yasa maddesinin 2-d. fıkra ve bendi ile uygulama yapılması,
2-Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2011/4746, K. 2013/21417, 4 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama