Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 gün ve 2008/9-7-56 sayılı kararında açıklandığı gibi, kendisine zorunlu savunman atandığından hükümlünün haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılmış bulunan tefhim veya tebliğin, kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağının ve bu nedenle hükümlüler ..., ... ve ...'a kararın tebliğ edilmesi gerektiği, bu doğrultuda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca dosyanın iade edildiği, mahkemesince sadece ilgili karar ve savunmanların temyiz dilekçeleri hükümlülere tebliğ edilerek 7 gün içinde kararı temyiz edebileceklerinin tebliğ edildiği,
yapılan tebligatta savunmanlarının yaptıkları temyize muvafakat edip etmeyeceklerine ilişkin bir şerhin düşülmediği gibi hükümlerin bu yönde bir dilekçe vermedikleri gözetildiğinde yapılan temyiz istemine rıza gösterdiklerinin kabulü gerektiği düşünülmekle tebliğnamedeki temyiz istemlerinin reddine yönelik görüş benimsenmeyerek yapılan incelemede;
Uyarlama yargılaması istisnai bir yargılama faaliyeti olup, amacının; kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması ile sınırlı olduğu, bir başka ifade ile bu yargılama faaliyetinin, kesinleşen hükümle kabul edilen eylemin sayısı ve buna yönelik delil değerlendirilmesinin tartışılmasına olanak vermediği, sadece kabul edilip kesinleşen eylem ve/veya eylemlere yönelik 765 sayılı yasa ile uygulanan normların, 5237 sayılı Yasa bakımından karşılığının tespitinden ibaret olduğu, kaldıki içtihat değişikliklerinin bu durumlara etkin olmadığı değerlendirilmekle, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre hükümlüler ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin, kısmen istem gibi kısmen isteme aykırı olarak ONANMASINA, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.