KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2013/4667 E., 2013/21965 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
1.935 kelime·10 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı Av.... tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... hakkında yağma eylemi yönüyle duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede; Diğer Temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir.
Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Olayın faillerinin kim olduğu ve bunların ceza hukuku karşısındaki sorumlulukları öncelikle olayın belirlenmesi ile mümkündür.
Olay ise delliler ile öğrenilebilir. Delillerin gösterdiği objektif bakımından bir (ihtimal) dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Yani belirliliğe şüphenin yenilmesi ile ulaşılır.
Ceza Muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Maddi gerçeğe ulaştıracak araç ise delillerdir. Deliller; sanık açıklamaları, tanık açıklamaları, sanık ve tanıktan başka kişilerin açıklamaları, kolluk, savcı ve hakim tutanakları, özel yazılı açıklamalar, görüntü ve (veya) ses kaydeden araçlarla açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilir. Deliller yeterince araştırılmamış veya soruşturma eksik ise bu hususlar giderilmelidir.
Soruşturma evresinde toplanmamış delilleri mahkemenin toplaması gerekir. Hakimin sanık lehine ve aleyhine olan delilleri araştırıp; tam bir inanışla özgürce değerlendirerek kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşması gerekir. Kuşkular yenilmelidir. Yani hükümde varsayıma dayalı kuşkulu kalan hususlar olmamalıdır. Maddi gerçeğin olayın bir bütünü veya parçasını temsil eden kanıtlardan ortaya çıkarılması gerekir.
Bir takım varsayımlara dayanılarak karar verilmesi ceza muhakemesinin amacına kesinlikle aykırıdır. ... ve çelişki yenilmeden karar verilemez. Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığı belirlenmesi için eylemin önce işlenip işlenmediğinin sorunu çözülerek başlanır. Bu da kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığını, yorum ile nasıl bir kanıya ulaştığını, kararının gerekçesinde göstermek zorundadır.
Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizin ise iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu, ... kabul edilen eylem; ihlal edilen norm, normun yorumu ve en nihayet ulaşılan sonuç olan hüküm şeklinde olmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek;
Yakınanın 28.11.2006 günü gerçekleşen olaydan 5 gün sonra Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe verdiği, buradaki dilekçesinde ... plakalı aracı 18.500 TL karşılığında, peşin olarak ödenmek üzere ...’a satıp noterden de devir işlemini yaptığını, ancak alan tarafın bankadan para çekip vereceklerini söylemelerine rağmen sudan bahaneler ile kendisini oyalamaları üzerine dolandırıldığını anladığını, bunların yanından ayrılmak istediğinde ise kendisini bir yere kapatıp burada tuttuklarını, sanıkların birbirleri ile tehdit içerikli onuşarak korkmasını sağladıklarını, bir ara güvenlerini temin edip çorba içme bahanesi ile ellerinden kaçtığını,
kendisine ait çantası, kağıtları ve araca karşılık verdikleri ... adına düzenlenmiş 18.500 TL bedelli senedin onlarda kaldığını, aracını sattığı ... ile eşi olarak tanıtan ..., ... ve ... isimli kişilerden şikayetçi olduğunu belirttiği, yakınanın müracaat dilekçesinin Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2006 tarihli havalesi ile İlçe Emniyet Müdürlüğüne katılan tarafından elden takipli
olmak üzere havale edildiği, evrakın 04.12.2006 tarihinde ...
Mahalle karakol kayıtlarına girdiği, katılanın anılan karakol görevlilerince alınan 08.12.2007 günlü ifadesinde olayı dilekçesindeki gibi anlattığı, tutulduğu yeri gösterebileceğini söylemesi üzerine kolluk görevlileri tarafından alınarak olay yerini göstermesi istendiği ancak yakınanın söz konusu yeri ve dolayısıyla sanıkların adresini gösteremediği, buna dair evrak tanzim edildiği, 26.02.007 tarihinde evrakın sanıkların tespit edilemediğine dair üst yazı ile iade edildiği, dosya içerisinde çağrıldığı anlaşılamayan yakınanın 21.03.2007 günü kendiliğinden savcılığa müracaat ederek olayla ilgili yeniden beyanda bulunduğu,
bu kez önceki beyanlarında tehditin ve alıkoymanın satış işleminden sonra olduğunu anlatmasına karşın bunlar ile çelişir biçimde; satım için sanıklar ile sabah buluştuğunu, borcu yoktur kağıdında önceki sahibinin ismi yazması sebebi ile Gebze noterinde sorun çıktığı için satışı ertelemeyi önerdiğinde aralarında gerginlik olduğunu, kendisine basit bir senet verdiklerini ve bunu çantaya koyduğunu sonra sanıklar ile tartıştıklarını, kendisinin başını eğerek Gebze ilçesinde ... camisi tarafında bir yere götürdüklerini, oraya gidince sokaktan ve çevreden tehdit sesleri geldiğini,
çevreyi görmemesi için etrafına doluştuklarını o şekilde otobana kadar götürdüklerini ve orada 01 plakalı bir minibüse bindirdiklerini, otobanda araç değiştirdiklerini, Ümraniye Noterine arabası ile gittiklerini, kendisine “aracı anahtarı ile bırak ayrıl “dediklerini, olanları kimseye söyleyemediğini, telefonunun da sanıkların ellerinde olduğunu, noter evrakları hazırlarken noterle aralarında konuşma geçtiğini, senetlerin araçta, aracında sanıklarda olması sebebi ile kendisini tehlikeye atmadığını söylemekle birlikte ifadesinde geçen noter ile konuşmasının bir anlam bütünlüğü taşımadığı,
yakınanın daha sonra Kadıköy Cumhuriyet Savcılığına başvurarak yine olayı anlatıp tehdit edildiğinden bahisle, can güvenliği olmadığından şikayetçi olduğu, bu şikayeti üzerine alınan 13.08.2007 günlü beyanlarında incelememize konu olay ile ilgili de anlatımda bulunduğu; bu kez Gebze’deki noter satışından sonra 8 kişinin kendisini bir binaya sokmak istediğini, direnirken ... isimli bir şahsın silah çektiğini, silahı bu şahıstan almaya çalışırken elinde patladığını, bu sebeple avucunun içinde yanık olduğunu söylediği,
yakınanın anlatım bütünlüğü taşımayan ifadesininde bu çelişkilerin “yakınana sorulmadığı halde Söğütlü ... camisinin şadırvanının teknik özellikleri hakkında bilgiler aktarmaya başladığı, sorulan sorulara açık ve somut yanıt veremediği bazen konudan konuya geçerek şikayeti ile ilgili olmayan olayları anlattığı “şeklinde ifade tutanağına geçirildiği anlaşılmıştır.
Alım satım sözleşmesinde alıcı olan ve noterdeki bu işlemdeki kimlik bilgilerinden kendisine ulaşılan ...’ın talimat yolu ile İzmir ilinde savunmalarının alındığı, savunmasında adı geçen ve dolandırıcılık suçlarından cezaevinde olan ... ve ...’in fotoğraflarının temin edildiği, yakınana 20.05.2008 tarihinde sadece ... ve ...’in fotoğrafları gösterilerek ifadeli teşhis tutanağı tanzim edildiği, yakınanın da ... olarak tanıdığı kişinin ..., ... olarak bildiği ve elinde silah olan kişinin ise ... olduğunu söylediği görülmüştür.
Gebze Cumhuriyet Savcılığı tarafından verilen Yetkisizlik kararına istinaden soruşturmayı yürütmeye başlayan Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığında da 07.10.2008 günü yakınanın beyanları alınmış buradaki ifadesinde ise; buluştuklarında aracı satmaktan vazgeçince ... ve ...’in kendisini kapalı bir yere götürüp işkence ettiklerini, ...’ı kendisine gösterip aracı ona devredeceğini söylediklerini, kendisi aracı icradan aldığı için devir işlemini Gebze’den yapamadıklarını, zorla Ümraniye noterine götürülerek satış yaptığını, buna rağmen kendisini bırakmadıklarını, Gebze’ye geri gittiklerinde ise kapalı bir yere götürmek istediklerini,
direnince ...’ın kendisini elinden yaraladığını, sonra çorbacıya gittiklerini, oradan kaçtığını söylediği yine Ümraniye Savcılığında aynı soruşturma numarası ile bu kez 20.08.2009 tarihli beyanında ise buluştuktan sonra aracı satmaktan vazgeçince ... ve ...’in kimliği belirsiz 4 kişi ile birlikte kendisini minibüse bindirdiklerini, “biz bu aracı zorla alıyoruz, devretmezsen seni öldürürüz” diyerek Ümraniye’ye götürüp baskı altında satış işlemini yaptığını, geri Gebze’ye gittiklerinde kendisini kapalı alana soktuklarını, direndiğini, ...’in elinden silahı aldığını ancak şarjörü düşünce bir şey yapamadığını, kendisini dövdüklerini,
uzlaşmak zorunda kaldığını, sonra bir yolunu bulup Gebzedeki ... karakoluna sığındığını söyleyip, olaydan 10 gün sonra rapor aldığını tedavi evraklarını sunduğu ve kesin raporunun alınmasını istediği, son olarak mahkeme aşamasındaki beyanlarınında da hem aracın alımı öncesi hem aracın satımı sonrası zor kullanıldığı yönündeki beyanlarını tekrarlayıp zor kullanılması hususunda ayrıntılara girerek;
satış sonrası Gebze’ye geri götürüldüğünde ...’in elinde tabanca olduğunu, kapalı mekana sokmak istediklerinde direndiğini, uzakdoğu savunma sporlarını bildiği için ...’in bir eliyle tabanca olan elini bileğinden tuttuğunu diğer eliyle de tabancanın kapağını tuttuğunu, tabanca iki el ateşlendikten sonra tabancayı ...'in elinden aldığını hatta ... ve arkadaşlarına doğru ateş etmesine karşın şarjör düştüğü için bir şey yapamadığını, bu kez geri gelip sopalarla kendisini dövdüklerini söyleyip devir işlemleri için götürdüklerini ve deviri yaptıktan sonra Gebze’deki eve gittiklerini burada zorla bir gece tutulduğunu,
ertesi günü ...’in çorba bahanesi ile kendisini evden çarşıya götürdüğünü öğleden sonra fenalaştığını sonra evin kapısını açık görünce kaçtığını ve emniyete sığındığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Yakınanın tedavileri ile ilgili olarak 07.12.2006 tarihli Kızılay Altıntepe Tıp Merkezi ortopedi servisince düzerlenen reçete ile röntgen çekildiğinde dair faturayı ve 28.06.2007 tarihli Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi ... kliniğince düzenlenen reçeteyi sunduğu, 07.12.2006 tarihli muayeneyi yapan doktor Hayrettin Uzuner’in alınan beyanlarında, imzanın kendisine ait olduğunu verdiği ilaçların bel ağrısı ile ilgili olduğunu darp ve cebir izi hatırlamadığını ancak olayın adli vaka olmadığını, zira bu durumda
bildirimde bulunmaları gerektiğini, olayın öyküsü ve hastanın yakınmasını hatırlamadığını, ağırlık kaldırma ya da eline vurulması kaynaklı olsa da bu ilaçları vereceğini söylediği, Adli Tıp kurumunun ise 07.01.2010 tarihli raporunda dosyadaki mevcut bilgilerden 28.11.2006 tarihinde meydana gelen yaralanma ile ilgili tıbbi bir kanaate varılamadığını olayın adli soruşturma ile aydınlatılabileceğini söylediği anlaşılmıştır.
Sanıkların alınan savunmalarının inkara dayalı olduğu, ...’ın 31.01.2008 tarihli savunmalarında yakınan ile alım satım işlemini doğruladığını, ... ile arasında arkadaşlık ilişkisi olduğunu sonra arabasını satın aldığını ayrılınca iftira attığını aracı kendisine dayısının oğlu ...’in peşin para ile aldığını, ... diye biri olmadığını, ...’in bu ismi kullandığını, eşinin ise bu olay ile ilgisi olmayan ... olduğunu söylediği,
...’in ise yakınanın bir kez İzmir.... şubesinde görevli ve kendisi hakkında işlem yapması sebebi ile tanıdığı ...isimli polis memuru ile yanına geldiğini, akrabası olduğunu öğrendiği ...’a araç sattığı ve parasını alamadığı için yardım istediğini, ancak kendisinin yardımcı olamayacağını söylediğini başka bir ilgisi olmadığını, yardımcı olmadığı için sanığın iftira attığını, yakınanın ...’in ismini kendisinden ...’in ...’ın eşi olduğunu söylemesi üzerine öğrendiğini beyan ettiği, ...’in ise sanığı hiç görmediğini olay ile ilgisi olmadığını savunduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca yakınanın bir internet sitesinde “kayıp bilezikler bulundu”haberi üzerine sanıklar olduğunu düşündüğü kişilerin yakalandığı inancıyla, haberin geçtiği Konya iline gittiği burada yakalanan ve internet sitesindeki haberdeki kişilerin sanıkların kullandığı kıyafetleri kullandığından emin olduğunu söyleyip sanıkları teşhis etmek istediği ancak teşhis edemediği, Konya Cumhuriyet Savcılığının müracaat ile ilgili yetkisizlik kararı verdiği görülmüştür.
Yakınanın çeşitli tarihlerde olayda görev alan Yargı makamları ile kolluk görevlileri hakkında valilikler, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayet dilekçeleri verdiği, dilekçelerinde yer, zaman, mekan ayrıntısı içermeyen olay ile ilgisi olmayan soyut anlatımlara yer vermekle birlikte, zor gördüğünü, dövüldüğünü bir şekilde kaçıp karakola sığındığını, 4 gün karakolda kaldığını ancak kendisi ile ilgilenilmeyince buradan kaçıp sorarak savcılığı bulduğunu ve dilekçe verebildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır,
Yağma suçları çoğu kez tanığı bulunmayan mağdurun beyanları ile bu beyanlar neticesinde ulaşılan sonuçlara göre karar verilen suçlardandır, Mağdurun bu beyanlarının da kendi içerisinde istikrarlı birbiri ile örtüşen ve delillerle doğrulanan nitelikte olması gerekir.
Hal böyle olunca, Yakınanın ilk müracaatında ve beyanlarında belirtmediği ancak suçun vasfına ve sübutuna etkin olan bir takım hareket tarzlarına, aşamalardaki anlatımlarında yer verdiği, bu anlatımlarındaki beyanlarının değişerek geliştiği ve birbirleri ile de çeliştiği, buna karşın bu farklılıklarının giderilmediği de dikkate alındığında, öncelikle yakınana tüm beyanları okunup, müracaatındaki gecikme ile ifadelerindeki çelişkilerinin ve sopayla dövülmesi, silahla yaralanması ve tehdidin zamanı gibi olayın oluşuna dair esaslı anlatımlarına neden ilk ifadelerinde yer vermediğinin açıklatılması,
daha sonra yakınanın suç yeri olduğunu belirttiği Gebze ilçesi ... karakoluna veya başka bir karakola olay günü veyahut savcılığa gitmesinden önce bir müracaatı olup olmadığı araştırılıp, var ise buna ilişkin belgelerin dosyaya konulması, yakınanın kendisi ile ilgilenmediğini söylediği karakol görevlileri ile ilgili şikayet dilekçelerinin akibetinin belirlenmesi,
yakınanın 07.12.2006 tarihli reçete ve röntgen çekildiğine dair belgeleri sunduğuna göre bu belgelerin ait olduğu sağlık kurumundan tüm tedavi evraklarının getirtilip, iddia ettiği nitelikte bir yakınması olup olmadığının tespiti,
ayrıca yakınan satışa çıkarttığı aracını almak amacıyla telefon ile arandığını ve bunun üzerine sanıklar ile buluştuklarını söylediğine göre yakınanın ve sanıkların suç tarihindeki telefon numaralarının tespiti ile hem yakınanın hem de sanıkların olaydan bir hafta önce ve bir hafta sonrasını kapsar şekilde arayan ve aranan numaralar ile kullanılan baz istasyonlarına ait dökümlerin tespitinden sonra delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek,
akıllardaki duraksama ve şüpheleri ortadan kaldıracak şekilde olayın gerçekte nasıl olduğu saptanıp, yakınanın aşamalarda değişen ve bir bütünlük arzetmeyen anlatımlarına hangi sebeplerle üstünlük tanındığı da yeterli ve inandırıcı gerekçeler ile açıklanmadan eksik soruşturma ile yetinilip duruşmaya devamla yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile suç normu tayini ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/4667, K. 2013/21965, 6 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama