KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2021/22432 E., 2022/7958 K.
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2022
- Konu
- Finans Hukuku
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Nitelikli yağma ve nitelikli yaralama
- Hükümler
- Mahkumiyet
Karar Detayı
2.322 kelime·12 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; hükmolunan ceza miktarına göre, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesi gereğince duruşmasız olarak yapılan incelemede. I- Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, katılan vekilinin ve sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ve oy birliğiyle ONANMASINA, II- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince.
Sanık ...’in yaklaşık on (10) saatliğine de olsa sakladığı silah yönünden ayrıca 6136 sayılı Kanunun 13. maddesi kapsamında ruhsatsız silah bulundurma ve/veya 5237 sayılı TCK’nın 283/1. maddesi kapsamında diğer sanıkların suç delillerini gizleme suçunu işlediği iddia edilebilir ise de; bu suçlardan dava zaman aşımı süresinin dolmuş olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede.
Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13.06.2012 tarih 2012/1776 soruşturma, 2012/590 esas ve 2012/296 iddianame numarası ile sanık ... hakkında TCK’nın 86/1, 87/3, 86/2, 106/2-a, 53 ve 54/1. maddeleri, sanıklar ... ve ... için TCK’nın 86/1, 87/3, 86/2 ve 53. maddeleri, sanıklar ... ve ... hakkında,“katılanın aldığı darbeler nedeniyle malını koruyamayacak durumda olmasından yararlanmak suretiyle nitelikli hırsızlık suçundan” TCK’nın 142/2-a, 143 ve 53. maddelerinden cezalandırılmaları istemiyle iddianame düzenlenmiştir.
Menderes Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.10.2012 tarih 2012/711 Esas ve 2012/7738 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ...'ün diğer sanıklarla birlikte katılan ...'ın elinde bulunan silahını elinden bırakmasını temin amacı ile saldırıda bulundukları, böylece üzerlerine atılı suçun yağma suçuna dönüşme ihtimalinin bulunduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. ...
5. Ağır Ceza Mahkemesinin de görevsizlik kararı vermesi üzerine çıkan olumsuz görev uyuşmazlığını çözen Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.01.2013 gün ve 2013/13 Esas, 2013/3 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine ... 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanık ... hakkında katılan ...’a yönelik silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarından mahkumiyetine, sanık ...’ın da katılan ...’a yönelik yaralama suçundan mahkumiyetine, sanıklar ... ve ... yönünden ise; nitelikli yağma suçundan dolayı ilk derece mahkemesi tarafından 27.10.2014 tarihli beraatlerine karar verilmiş olup, bu hükmün sanıklar müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine,
Dairemizin 07.07.2020 tarihli, 2018/2675 esas ve 2020/2654 sayılı kararıyla İade, Red ve Onama hükümleri dışında, sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma suçundan verilen beraat; sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarından, sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri, “...
Sanıklar ... ve ...'ın yağma ve nitelikli yaralama, sanıklar ... ve ...'nin ise yağma suçlarından mahkumiyetleri yerine, kanıtların takdirinde ve suçun vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması” gerekçesiyle (oy çokluğu ile) bozulmuştur. ...
5. Ağır Ceza Mahkemesinin Dairemizce verilen işbu bozma kararına uyarak verdiği 11.02.2021 günlü kararla, sanık ... ve ... hakkında TCK’nın 86/1. ve 87/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay hapis cezası (Bu hüküm kararımızın I- no.’lu bölümünde onanmıştır.) ve aynı Kanun’un 149/1-a-c-h ve 168/3. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası, sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 149/1-a-c-h, 168/3 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası hapis ve hak yoksunluğuna mahkûm edildiği, bu kararın da sanıklar ..., ... ve ... müdafiileriyle sanık ... ve katılan ... vekili tarafından süresinde temyiz edildiği incelenen dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Gelinen aşama itibariyle somut olayda nitelikli yağma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı Dairemiz tarafından yeniden değerlendirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı. 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı. 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı.
20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı. 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle.
“5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun temel şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu işlemesi ile yağmada değer azlığı düzenlenmiştir.
Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nın 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur.
Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.
765 sayılı TCK döneminde “gasp” olarak ta adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilâve unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur.
İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır.
Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.” “Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir.
Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır. Yarar sağlamak kavramıyla, sadece mal varlığındaki artışları anlamamak gerekir.
Failin elde etmeyi umduğu her türlü tatmin ve haz yarar kavramının içinde düşünülmesi gerekir. Örneğin, bir kimsenin nişanlısına hediye etmek için bir yüzük, bir bahçeden gül çalması da yarar kapsamında değerlendirilmelidir.
Failin amaçladığı yarar kendisine olabileceği gibi, başkasına da yönelik olabilir (Hasan Tahsin GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5005–5006).” “Cebir ve tehdit, malvarlığına karşı işlenen suçta araç olduğundan, yağma suçuna malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümünde yer verilmiştir (Hasan Tahsin GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5242–5343).” Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 765 sayılı TCK döneminde benzer bir olayda “... sanığın savunmasında,
maksadının jandarmanın silahını gaspetmek olmayıp kaçarken kendisini arkasından vurmasın diye aldığını ileri sürmesine ve mağdura ait başkaca bir eşya dahi almamış bulunmasına göre, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı”na karar vermiştir. Yine 6. Ceza Dairemiz 27.10.2005 10644/9164 esas ve sayılı kararında, benzer bir olay nedeniyle, “...
Sanıklar ile katılan arasında otomobil satımı nedeniyle uyuşmazlık olduğu, olay tarihinden önce de bu yüzden kavga ettikleri, olay gecesi katılanın ...’dan gelip bir lokantada yemek yediğini öğrenen sanıkların, lokantaya gelerek yakınan ile kavga ettikleri, 3 gün iş ve gücünden geri kalacak şekilde yaraladıkları, kavga sırasında yakınanın elini belindeki tabancaya atması üzerine ondan önce davranarak tabancayı alıp ertesi gün savunmaları ile karakola gelip tabancayı teslim ettiklerinin anlaşılması karşısında;
sanıkların suça konu tabancayı mal edinmek ya da yararlanmak kastı ile almadıkları, eylemlerinin etkili eylem suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması”nı bozma sebebi yapmıştır. Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde.
Sanıklar yağma suçuna yönelik olarak alınan bütün savunmalarında ve özetle; katılanın polis olduğunu bilmediklerini, katılanın silahını mal edinme, faydalanma veya kullanma amacıyla almadıklarını, ayrıca sanıklar ... ve ... ayrıca kimseyi darp etmediklerini, olay anında arbede yaşanırken silahın patladığını, sanık ...’nin silahla bir başkasına daha zarar gelmemesini temin amacıyla katılan ...’ın elinden çekerek aldığını ve silahı üzerinde taşımak yerine sakladığını, olay anında alkollü olduğu için polislere teslim etmediğini,
ertesi gün polislere teslim edeceğini ancak henüz teslim edemeden polislerin eve gelmesi üzerine sazlık alanda silahı sakladığı yeri göstererek silahı iade ettiğini savunmuşlardır.
Yapılan yargılama sonunda, alkollü olan sanıklar ..., ..., ... ve ...’ün 27.05.2012 tarihinde gece 02:00 sıralarında olay mahallinde bir iş yerinin camlarını kırdıkları, evinde dinlenmekte olan polis memuru katılan ... ve kardeşi ...’ın gürültü üzerine, yakındaki evlerinden çıkıp olay yerine gelerek sanıklara camı kimin kırdığını sordukları, sanıklarla aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, sanık ...'un bıçak çektiği, katılan ...’ın da tabancasını çekip havaya bir kaç el ateş ettiği, sanık ...'un taksi durağına doğru kaçtığı, katılan ...’ın elindeki tabancayla sanık ...’u takip edip yakaladığı,
burada birbirlerine karşılıklı vurmaları sonucu katılanın burnunun kırıldığı, boğuşma sırasında silahın patlayıp katılanın elinden de yaralanmasına neden olduğu, o sırada sanıklar ... ve ...’in olay yerine geldikleri, sanık ...’in katılanın elinde bulunan tabancayı çekip aldığı ve olay yerinden uzaklaştığı, bilahare Sandı Çayı kenarında bulunan sazlık alanda bir yere sakladığı, aynı gün öğle vakti 12.00 sıralarında polis evine gelince tabancayı sakladığı yeri göstererek bulunmasını ve katılana iadesini sağladığı, dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Dairemiz çoğunluğu, sanıklardan Veli’nin katılana ait silahı alma eyleminde Kanun'un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, diğer sanıkların ise; bu fiile iştirak ettiklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği bu nedenle sanık ... yönünden müsnet suçun manevi unsurunun oluşmadığı, diğer sanıkların ise; tabancanın alınması fiiline iştiraklerinin sabit olmadığı görüşündedir.
Esasen olay yerine sonradan gelen sanık ... aksi kanıtlanamayan ve tersine diğer delillerle desteklenen, bu sebeple de itibar edilmesi gereken savunmasına göre; katılan ...’nın elinde bulunan silahı, başkalarına zarar vermemesi amacıyla çekip alırken katılanın şahsına karşı güç kullanmadığı gibi, katılanı yaralayan sanıklar ... ve ... ile diğer sanık ...’yle birlikte hareket ettiği de kanıtlanamadığından mahkumiyet hükmü ve iddianamedeki nitelendirmelerden farklı olarak TCK’nın 142/2-b maddesi kapsamında nitelikli hırsızlık suçunu işlediği düşünülebilirse de;
korunma içgüdüsüyle, kendisine ve başkalarına zarar verilmesini önlemek amacıyla silahı çekip aldığı, hırsızlık ve yağma suçlarında aranan anlamda yarar sağlamak maksadıyla hareket etmediği, olay yerinden uzaklaştığı, alkollü olduğu için ilk etapta götürüp teslim edemediği, evinde değil sazlık alanda sakladığı, ancak bu silahın, birkaç saat sonra evine gelen kolluğa yerini göstermek suretiyle bulunmasını ve katılana iadesini sağladığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından yağma olarak nitelendirilen fiilin, önceden planlı olmayıp, tesadüfi bir karşılaşma sonrasında işlendiğinde kuşku bulunmamaktadır. Katılanın polis olduğunu bilip bilmemesinin, sanığın somut olayda yarar sağlama maksadıyla hareket edip etmemesi bakımından önemi yoktur.
Ayrıca diğer sanıklar ..., ... ve ...’nin ise; mahkumiyet kararında yağma olarak nitelendirilen “Sanık ... tarafından katılana ait tabancanın elinden çekilip alınması” fiiline iştirak ettiklerine dair, soyut iddia dışında kesin, yeterli ve inandırıcı hiçbir delil elde edilememiştir. Açıklanan nedenlerle.
Sanık ...’in, katılana ait silahı kanunun kabul ettiği anlamda yarar sağlamak maksadı ile almadığı, bu itibarla manevi unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Sanıklar ..., ... ve ...’in ise; unsur yokluğuna ilâveten, üzerlerine atılı nitelikli yağma suçuna müşterek fail olarak iştirak ettikleri hususu sübuta ermediğinden CMK’nın 223/2-c-e maddesi uyarınca beraatleri yerine, mahkûmiyetlerine karar verilmesi,