İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2022/10437 Karar: 2024/5802 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/10437 K.2024/5802

6. Ceza Dairesi 2022/10437 E. , 2024/5802 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1887 E., 2021/750 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakeme

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2022/10437 E. , 2024/5802 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1887 E., 2021/750 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakeme

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2022/10437 E. , 2024/5802 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1887 E., 2021/750 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz sebebinin suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, suça sürüklenen çocuğun asli fail olmadığına, teşhise itibar edilemeyeceğine, eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğuna yönelik olduğu belirlenerek, anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede; Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen ... vd mal varlığına karşı suçlar Adalet Ankara 2018 age s. 74, Özgenç İzzet türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı Seçkin Ankara 2021 ağe. s 168 vd, .../.../Önok age s. 704, Koca/Üzülmez TCK Genel Hükümler seçkin 9. Baskı age s. 583) Cebir veya tehdit kullanılması malın alınmasında araç olarak kullanılması yağma suçunun ayırıcı unsurudur. Dolayısıyla iki hareket arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yani malın alınması kullanılan cebir veya tehdidin sonucu olmalıdır. kullanılan cebir veya tehdit mağduru malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılacak düzeyde olmalıdır. Teslim mecburiyeti yaratmayan cebir veya tehdit suçun oluşumu bakımından yeterli değildir. Kullanılan zor ile malın alınması arasında nedensellik ilişkisi yoksa (sebep-sonuç) fail yağma suçundan cezalandırılmaz. (benzer görüşler için bkz. Özbek, /Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku özel hükümler 13. bası Ankara age 657, Gökçek vd age s.88) Yağmanın iki seçimlik hareketinden birisi olan cebir malın alınmasına yönelik olarak yapılması gerekir. Diğer suçlardan ayıran özelliklerinden birisi de budur. Cebir malı almaya yönelik değil de başka bir amaçla yapılıyorsa eylem yağma suçunu oluşturmaz. Mesela konut veya işyerine girmek isteyen birine karşı konulması halinde mağdura yönelen cebir eylemi yağmaya dönüştürmez. Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Bunun gibi bir mal almaya yönelik olmayan cebir eylemi yağmaya dönüştürmeyecektir. Mesela cinsel istismara karşı koyan mağdura uygulanan cebir de olduğu gibi. Bu gibi durumlarda yağma değil cebren cinsel saldırı suçları oluşacaktır. (Benzer görüşler için bkz. Artuç mal varlığına karşı suçlar adalet 2011 age s.231,Gökcan/Artuç age s.5348) Doğrudan malı almaya yönelik olmayan zor eylemi yağmaya dönüştürmez. Mesela başka nedenle kavga ettikten sonra giderken mağdurun mallarının alınması halinde yağma değil gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Cebir veya tehdidin cezasına ilave olarak hırsızlıktan ceza verilmelidir. Ancak bura da dikkat edilmesi gereken husus mağdurun malın alındığını görmemesi gerekir. Eğer mağdur malın alındığını gördü ama az önce uğradığı saldırının etkisi ve korkusu ile kendisini savunamayacak durumda, direnci kırılmış olduğu için müdahale edemeyecek durumda ise artık yağma oluşacaktır. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır ve bu cebrin mal alma tamamlanmadan önce yapılması, malın bu cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasıdır. Kişinin kastı iç dünyasında meydana geldiğinden niyet okuyuculuk yapılamayacağından kastını tespit için dış dünyaya yansıyan ,olay öncesi olay sırasında ve olay sonrasında gerçekleşen söz, davranış ve hareketlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tüm hususlar birlikte değerlendirilerek eylemin başlangıçtan itibaren malı almak amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılıyorsa mağdurun malın alındığını görmesine bile gerek olmadan eylemi yağma olarak kabul etmek gerekir. Ancak eylem başlangıçta malı almak için değilde başka bir nedenle başlamış ve mağdur cebir veya tehdide maruz kalmış direnci kırılmış ise bu takdirde malın alındığını görmesi en azından malın alınacağını bilmesi gerekir ki az önce uğradığı cebir veya tehdidin etkisiyle karşı koyamamış olsun ve yağma suçu yasal unsurları itibariyle oluşsun. Aksi takdirde cebir veya tehdidin etkisiyle malın tesliminden bahsedilemeyecektir. Yağma suçunda cebir veya tehdidin malı almaya yönelik olması, malın bu cebir ve tehdit etkisiyle verilmesi gerekir. Malın götürülmesine yönelik olmayan cebir veya tehdidin yağma suçunu oluşturmayacağı anlaşılmakla; Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde gece sayılan saat 05.00 sıralarında Norveç uyruklu olan şikâyetçi ...'nın yolda yürüdüğü sırada yanına suça sürüklenen çocuk ile kimliği tespit edilemeyen yaşı büyük sanığın gelip bir şeyler söyledikleri ve tantanacılık yaparak, şikâyetçinin dikkatini dağıtarak, şikâyetçiye hissettirmeden cebinden cep telefonu ve banka kartları ve bir kısım paralarını suça sürüklenen çocuk ve kimliği tespit edilemeyen yaşı büyük sanığın aldıkları ve mağdurun 100 metre kadar gittikten sonra cebini kontrol ettiğinde cep telefonu ve banka kartları ve bir kısım paralarının alındığını fark ettiği, polisten yardım istediği, olay yerine gelen polisler tarafından suça sürüklenen çocuğun yakalandığı eylemin; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-b maddesindeki nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/213 Esas, 2018/418 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c, h, 31/3, 62. maddeleri gereğince 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 2020/1887 Esas, 2021/750 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Yargıtay Savcısı tarafından da tebliğname ile bu kararın esastan reddi ile onanmasının talep edildiği ancak çoğunluk tarafından olayda yağma değil 5237 sayılı Kanun'un 142/2. maddesi gereğince nitelikli hırsızlık suçunun oluştuğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiş ise de bu karara katılmıyorum. Dosyanın bütün halinde incelenmesinde sanık savunması, dosya içindeki görüntüler, bilirkişi incelemesi, müştekinin hazırlık ifadesi ve tüm dosya münderecatı ile olay günü saat 05.00 sıralarında turist olarak Türkiye'ye gelen norveç uyruklu müştekinin yanına gelen iki şahıstan birinin konuşurken diğerinin eliyle müştekinin kemerini silkelediği, müştekinin tepki göstermesinden sonra şahısların olay yerinden ayrıldığı ve bilahare samsung marka cep telefonu, sürücü belgesi ve kredi kartının alındığını fark ettiği olayda şahıslardan birinin müştekinin kemerini silkeleyerek diğerinin de perdelemek suretiyle söz konusu suça konu malları aldığı bu durumda hırsızlıktan bahsetmenin mümkün olmadığı, sanığın yağma suçunu işlediği kanaatinde olduğumdan Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilen kararın yerinde olduğu bu sebeple kararın onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla