İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2022/15475 Karar: 2024/9403 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/15475 K.2024/9403

6. Ceza Dairesi 2022/15475 E. , 2024/9403 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1419 E., 2022/108 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Hükümlerin bozulması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahk

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2022/15475 E. , 2024/9403 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1419 E., 2022/108 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Hükümlerin bozulması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahk

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2022/15475 E. , 2024/9403 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1419 E., 2022/108 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Hükümlerin bozulması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308 inci maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211 inci maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308 inci maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar iddia etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır. Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtay'da yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikâyetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Yasa'nın 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır. Alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Yasa'nın 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. ( Benzer görüşler için bkz. Nur Centel- Hamide Zafer- Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.5461 ) Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar ... ve ...'ın mağduru darp ve tehdit ederek sanıkların mağdurun 600 TL kumar borcunu tahsil etmek amacıyla cebindeki telefonu zorla aldıklarının iddia edildiği anlaşılmıştır. Mağdur ile sanıkların dosya kapsamında yer alan mesaj içeriğinden anlaşılacağı üzere, mağdurun sanık ...'a borcunun olduğu, sanık ...'ın borcunu istediği, mağdurun IBAN numarasını göndermesini istediği, mağdurun borcun kaynağına yönelik "Sen gel taksi parasını da vereceğim", "... ayın birini bekle gelirsin kuruma borcu yok yazısını almazsan paranı alırsın" şeklinde yazışmalarının ve aralarında küfürleşmelerin olduğu, mağdurun darp cebir raporunda darp cebir izi belirtilmemiş olmasına rağmen olay yeri kamera görüntülerinden mağdurun darp edildiğinin ve tartaklandığının sabit olduğu, olayın hemen akabinde kendisini görüşmek için bekleyen tanık L. K'nin telefonundan 155 polis hattını aradığı, sanıklardan şikâyetçi olduğunu bildirdiği, cep telefonunun sanık ...'ın üzerinden çıktığının 17.04.2020 tarihli olay tutanağı ve tutanak mümzi polis memur...'un beyanıyla sabit olduğu, sanıkların soruşturma aşamasında cep telefonunu mağdurun borç karşılığı verdiğini söylemelerine rağmen kovuşturma aşamasında cep telefonunu esnafın bulduğunu ve esnafın cep telefonunu polis memurlarına teslim ettiğini söyledikleri, mağdurun da soruşturma aşamasında cep telefonunun zorla alındığını söylemesine karşın soruşturma aşamasında ikinci beyanında sanıklara telefonumu alın dediğini, kovuşturma aşamasında sanıkların savunmasını doğrular şekilde telefonunun düştüğünü, sonradan farkettiğini, orada bulunan esnafın telefonu alarak polise teslim ettiklerini beyan ettiği, ancak sanıkların bu husustaki savunmalarının ve mağdurun beyanının 17.04.2020 tarihli olay tutanağı, tutanak mümzi polis memuru...'un beyanıyla örtüşmediği dolayısıyla sanıkları suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşılmakla, sanığın darp edildiğinin sabit olduğu, sanıkların kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına ve mağdurun yargılama aşamasında gelişen ve değişen sanıkları suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarının bulunduğu, sanıklar ile mağdur arasındaki hukuki ilişkinin önem arz ettiği, mağdurun kendi mesaj içeriklerine göre; sanığın alacağı sanığın kendi SGK borcunu mağdurun ödemesi için mağdura verdiği paradan ve taksi borcundan kaynaklanan hukuken korunan ve geçerli bir hukuk ilişkisine dayanan meşru bir kaynaktan mı yoksa hukuken korunmayan kumar borcundan mı doğduğunun, "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi de gözetilerek yapılacak araştırma ile tespit edilerek sanığın kendi SGK borcunu mağdurun ödemesi için mağdura verdiği para ve taksi borcundan doğduğunun tespiti halinde 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen alacağın tahsili amacıyla tehdit ya da kasten yaralama suçuna ait hükümlerin uygulanması, kumar borcundan doğduğunun tespiti halinde ise yağma suçunun oluşacağı gözetilmeden yazılı şekilde sanıkların beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istektekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/1419 Esas, 2022/108 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bitlis 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.09.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla