İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Ceza Dairesi

YARGITAY · 6. CEZA DAİRESİ

İçtihat MetniİNCELENEN KARARIN

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/829 K.2023/9338

Sanık haklarında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci…

Esas2022/829Karar2023/9338Tarih15 Mart 2023Okuma12 dk · 2.469 kelime

KÜNYE

6. Ceza Dairesi 2022/829 E., 2023/9338 K.

Karar tarihi
15 Mart 2023
Konu
Ceza Hukuku
Mahkemesi
Ağır Ceza Mahkemesi
Suç
Hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit
Hüküm
Beraat

Karar Detayı

2.469 kelime·12 dk okuma·5 bölüm

Sanık haklarında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu,

7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde oldukları, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2013 tarihli ve 2013/2171 Soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık ... hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca iki kez cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. 2. ...

1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 11.03.2014 tarihli ve 2013/1036 Esas ve 2014/280 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında tehdit suçundan 5271 sayılı Kanun'un 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 3. ... 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 11.03.2014 tarihli ve 2013/1036 Esas ve 2014/280 Karar sayılı kararının katılanlar ... ve ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay

6. Ceza Dairesinin 23/10/2019 tarihli ve 2019/1970 Esas, 2019/5004 Karar sayılı kararı ile; "...Sanık hakkında açılan kamu davasında, alacağın tahsili amacıyla yakınanların tehdit edildiğinin belirtilmesi karşısında; sanığın eyleminin daha az cezayı gerektiren hal ve/veya yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması..." Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2020 tarihli, 2019/664 Esas, 2020/53 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçun "daha az cezayı gerektiren hal veya yağma" suçunu oluşturması ihtimaline binaen 5271 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir. 5. Görevsizlik üzerine ...

Ağır Ceza Mahkemesinin, 18/02/2021 tarihli ve 2020/436 Esas ve 2021/81 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında hukuki alacağı tahsil amacıyla tehdit suçundan 5271 sayılı Kanun'un 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Katılanlar ... Ve ...'in Temyiz Sebepleri. 1. Sanığın eyleminin daha az cezayı gerektiren hal veya yağma suçunun oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilen bozma ilamının dikkate alınmamış olduğuna, 2. Çelişkili savunmalarda bulunan sanığın suçu işlediği sabit olmasına karşın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, 3. Vesaire, B. Sanık ... ...

Müdafiinin Temyiz Sebebi. 1. Hakkında beraat kararı verilen sanık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine, İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1. Olay günü sanığın aralarında alacak verecek meselesi bulunmakta olan katılanlarla lokantada karşılaşması üzerine katılanlara hitaben "dalga mı geçiyorsunuz siz benimle, benim paramı verin, benim başımda bela çok, bir bela da siz olun, hiçbir şeyden, polisten de korkmuyorum" demek suretiyle tehdit ettiği, bu olaydan yaklaşık on gün kadar önce de katılanları ikametlerinin önünde "sizde alacağımı bırakmam gelip gidip sizin rahatınızı kaçırarak bir şekilde bu parayı alırım" demek suretiyle tehdit ettiği iddiası ile kamu davası açılmıştır.

2. Katılanların aşamalardaki beyanlarında, sanık ile aralarında hukuki bir alacak verecek ilişkisi bulunduğunu da beyan etmek suretiyle uyumlu beyanlarda bulundukları görülmüştür. 3. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği görülmüştür. 4. Tanık R.K.'nin 11.03.2014 tarihinde ... 1. Sulh Ceza Mahkemesinde vermiş olduğu beyanında özetle.

“Olay günü iş yerindeydim, sanık benim iş verenim olur ben mahmut köse ile birlikte arabadaydık, diğer arabada da sanık tek başına idi, müştekileri görünce inip alacağımı alayım dedi, müştekiler lokantada yemek yiyorlardı çıkmalarını bekledi, çıkınca müştekilerden parasını istedi, tehdit olayı olmadı, olsaydı duyardım, müştekilerin mermer işini kendim yaptım” şeklinde, tanık M.K.'nin de“Oğlum olan sanık müştekileri tehdit etmedi, olay günü müştekileri lokantada yemek yerken gördük, oğlum alacağımızı isteyelim dedi, bende ayıp olur dedim, daha sonra dışarı çıkmalarını bekledik, dışarı çıkınca müştekilerden para istedi, ben yanındaydım,

herhangi bir tehdit duymadım, olsaydı duyardım” şeklinde sanık beyanı ile örtüşen beyanlarda bulundukları görülmüştür. 5. Olay tarihinde yapılan anons üzerine olay yeri olan lokantaya intikal eden kolluk görevlilerince olay yerinde devam eden kavga olmadığının görüldüğüne, katılanların sanığın kendilerine hakaret ve tehdit ettiği iddiasıyla şikayetçi olduklarına dair 31.05.2013 tarihli olay tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

6. Soruşturma aşamasında sair tehdit suçu yönünden taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığına ilişkin olarak kolluk görevlileri tarafından düzenlenen uzlaşma teklif formları dava dosyasında mevcuttur. 7. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Katılanlar ... Ve ...'in Temyiz Sebeplerine İlişkin Olarak. 1. Yargıtay Bozma İlamının Dikkate Alınmadığı Yönünden, Yargıtay

6. Ceza Dairesinin 23.10.2019 tarihli ve 2019/1970 Esas, 2019/5004 Karar sayılı kararı ile; sanığın eyleminin daha az cezayı gerektiren hal ve/veya yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği ve bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik kararı verilmesi üzerine görevli mahkemece suç vasfı ve unsurlarının gerekçeli kararda tartışılmış olduğu anlaşılmakla katılanlar ...

Ve ...'in bu yöndeki temyiz istemleri yerinde görülmemiş bu yönüyle kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanığın Cezalandırılması Gerektiği Yönünden Yağma suçları 5237 sayılı Kanun'un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır.

5237 sayılı Kanun' un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçu temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun' un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun' un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.

5237 sayılı Kanun' un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir.

Tehdidi düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi "...Yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi..." demekte, 106 ncı maddesisin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise ".... Bir kötülük edeceğinden bahisle tehditle.." şeklinde düzenleme yapmıştır.

Yani sanığın söz ve davranışla, müştekiye hayatına veya vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini söylemeli veya göstermeli, mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratma veya sair bir kötülük edeceğini söylemeli veya göstermelidir. Bunun doğal sonucu sanık hareketinin veya sözlerinin bir sonuç göstermesi bir kötülük yapılacağını açıkça göstermesi gerekir.

Söylediği söz ve ya davranışından yapacağı kötülük veya davranış rahatlıkla anlaşılmalıdır. Kanunsuz suç ve ceza olmaz yorum ve kıyas yoluyla cezalandırma yapılamaz ilkesinin doğal sonucu olan tipiklik unsuru suçun oluşumunda ve cezalandırmada en önemli kriterdir. Bu nedenle tehdit suçunun oluşumu için öncelikle tipiklik gerekir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılanlardan alacağını isteme kastıyla hareket eden sanığın "dalga mı geçiyorsunuz siz benimle, benim paramı verin, benim başımda bela çok, bir bela da siz olun, hiçbir şeyden, polisten de korkmuyorum" ve "sizde alacağımı bırakmam gelip gidip sizin rahatınızı kaçırarak bir şekilde bu parayı alırım" şeklindeki sözleri irdelendiğinde sözlerinde hiçbir saldırı veya yaptırım içeren ibare bulunmayıp, herhangi bir kötülük edeceğine dair ibare de yoktur.

Bu ibarenin bir kötülük edeceği şeklinde tahmin ve yorumlu doldurulması tipiklik unsurunun ihlalini oluşturacaktır. Bu haliyle sanığın sarf ettiği sözlerle saldırı veya kötülük yapacağı anlaşılamadığından tehdit suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kaldi ki, dosya kapsamı incelendiğinde katılanların iddialarını destekleyecek tarafsız görgü tanığı ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delil de mevcut değildir.

Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38 inci maddesinin dördüncü fıkrası maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11 inci maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığı kanaatine varılmıştır.

Sanığın üzerine atılı suç bakımından aynı zamanda zaman aşımı süresinin de dolmuş olduğu anlaşılmakla sanık hakkında zaman aşımı nedeniyle düşme kararı mı yoksa beraat kararlarının onanması kararı mı verilmesi gerektiği hususununda irdelenmesi gerekmekle yapılan incelemede.

5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasının uygulanması ve özellikle “Derhâl” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda doktrin ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı söylenebilir.

Birinci görüşe göre;5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasında yer alan “Derhâl” kavramını, “… delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “İşin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ya da “Kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri”yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; dava zaman aşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerekir.

İkinci görüşe göre ise; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usul ve yasaya uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, işbu karar dairesince onanmalıdır.

Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, sanığın mahkûmiyetine karar vermek gerekiyorsa ya da eksik soruşturma söz konusuysa, o takdirde davanın zaman aşımından düşürülmesi gerekir. İkinci görüş doktrin tarafından ağırlıklı olarak benimsenmiştir. Örneğin. Prof. Dr. C.

Şahin de bu konuda, Adalet Dergisi (Yıl:2013, Sayı:45, Shf.:224/239)'nde yayımlanan “Dava Zamanaşımı Sanığın Aklanmasına Engel Olabilir mi?” başlıklı makalesinde; “...Fıkrada geçen “Derhal” sözcüğü ile, henüz yargılamanın başında olma değil, “Dosyanın mevcut durumu” ifade edilmektedir.

Yani, yargılamanın geldiği aşama itibariyle dosyadaki mevcut delillere göre, “Herhangi, başka, yeni bir araştırmaya gerek olmaksızın” beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, örneğin zaman aşımı nedeniyle daha aleyhine olan düşme kararı verilmesi yasaklanmaktadır. İlgili hükmün (5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası) burada yapılmamasını istediği şey delil takdiri değil, yeni delil araştırmasıdır.

İlave bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebilecekse, dava zamanaşımı dolmuş olsa bile, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil, dosyanın mevcut durumu itibariyle beraat kararı vermek gerekmektedir.” diyerek ikinci görüşü benimsediğini açıkça ortaya koymuştur. Biz de bu ve aşağıda açıklayacağımız diğer gerekçeler ışığında birinci görüşün; kanunun lafzına da, ruhuna da uygun olmadığını düşünmekteyiz.

Bilindiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un yazılı bir gerekçesi yoktur. “Derhâl” kelimesi “Çabucak” (bkz. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde. “Davanın esasına girmeden”, “Delil takdiri gerektirmeyen durumlar” ya da “Fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir.

Bu nedenle, belirtilen hususlar ı5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasının uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir. Değil mahkeme ve hâkim, gerektiğinde Cumhuriyet Savcısı, kolluk amiri (Örneğin.

5271 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesi hükmü uyarınca yapılan aramada ...), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (5271 sayılı Kanun'un 90 ıncı maddesi hükmü uyarınca, suçüstü halinde “Herkes” tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir.) bile, “Delil takdiri” yapabilirken, işi bu olan hâkimin, delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez.

Mahkeme ve hâkimin, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası bağlamında da delilleri serbestçe takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır. Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkûmdur. Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur.

Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhâl beraat kararı verilmesi gerekir. Kanaatimizce, “Derhâl” kavramı dar (yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı) yorumlanmak yerine. İ.H.A.S.

6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36 ve 38 inci maddelerinde vurgulanan “Masumiyet Karinesi” ve “Adil Yargılanma Hakkı” ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan “Lekelenmeme hakkı” dikkate alınmak suretiyle, “Yargılamanın geldiği aşama itibariyle” diğer bir ifadeyle “İlâve bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan ...” olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır.

5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi nedenden dolayı verileceği önemli değildir.

Yâni, beraat hükmü, söz konusu maddenin ikinci fıkrasında yer alan beş nedenden (1- Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3- Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5- Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir.

Önemli olan beraat kararının derhâl verilebilecek olmasıdır. Derhâl yâni yargılamanın geldiği aşama itibariyle, başka bir ifadeyle de, ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebiliyorsa; artık koşulları olsa bile, “durma” “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemez.

5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin âmir hükmü uyarınca; dava zaman aşımı süresi dolmasaydı, davanın esasına girip, işbu kararı bozmamız gerekirdi diyorsak artık; sırf yargılama dava zaman aşımı süresi içinde sonuçlandırılamadı, diye davayı düşüremeyiz, yâni sanığı lekelenmiş durumda bırakamayız. Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde.

Sanığa yüklenen tehdit suçu yönünden, sorgu tarihi olan 26.11.2013 tarihinden inceleme gününe kadar 8 yıllık olağan zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmış ise de; hükümleri bozup dava zamanaşımından düşme kararı vermek yerine, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasının âmir hükmü uyarınca, sanık hakkında tehdit suçu yönünden de usûl ve yasaya uygun olan beraat kararlarının onanması gerekmiş, yerel mahkemece sanığın beraatine dair kurulan hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Vesaire Yönünden a. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 31/05/2013 ve bu tarihten yaklaşık on gün öncesi yerine 31/05/2013 olarak yazılması, yerinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir. b.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmının gereğinin yerine getirildiği anlaşıldığından, katılanlar ... ve ...'in yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B.

Sanık ... ... Müdafiinin Temyiz Sebebine İlişkin Olarak. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinde yer alan “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.” biçimindeki düzenleme nazara alınarak kendisini vekille temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık yararına maktu vekalet ücreti tayin olunması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde B paragrafında açıklanan nedenle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2020/436 Esas, 2021/81 kararına yönelik katılanlar ile sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına.

SONUÇ / HÜKÜM

“Beraat eden sanık ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 8.200,00 TL maktu avukatlık ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 15.03.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Detayı
  3. I. Hukukî Süreç
  4. II. Temyiz Sebepleri
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. Gerekçe
  7. V. Karar
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2022/829
Karar No
2023/9338
Tarih
15 Mart 2023
Konu
Ceza Hukuku

İlgili Rehberler

  • Ceza Hukuku Makaleleri
  • İnfaz Hesaplama Aracı

İlgili Kararlar

  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/816 K.2023/12595
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/543 K.2022/1611
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/471 K.2023/13495
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/443 K.2023/11902
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/442 K.2023/11530
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/441 K.2023/12057

Tüm Arşiv

Karar Arşivine Dön
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.