İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/10631 Karar: 2024/11782 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/10631 K.2024/11782

6. Ceza Dairesi 2023/10631 E. , 2024/11782 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2053 E., 2020/389 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayıl

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/10631 E. , 2024/11782 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2053 E., 2020/389 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayıl

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/10631 E. , 2024/11782 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2053 E., 2020/389 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılarak sanık hakkında şantaj suçundan sanık ... 'nin araba aldıklarını ve arabanın kendi adına tescil edilip yine arabanın kendisi tarafından kullanıldığını, arabanın parasının da katılan tarafından ödendiğine dair kabulünün bulunduğu, her ne kadar sanık ... beyanında; bu arabayı katılanın kendi isteği ile gezmek amacıyla katılan tarafından alındığını, ancak arabayı kendisinin kullandığını araba ile birlikte gezdiklerini, bu arabanın parasını katılandan santaj yoluyla almadığını ileri sürmüş ise de; tarafların yaşamakta oldukları bölgenin sosyal ve ekonomik yapısı, günün ekonomik koşulları ve paranın alım gücüne göre çalışmayıp ailesiyle birlikte yaşayan bir genç kadının, durup dururken sırf arkadaş oldukları gerekçesiyle ve sadece arada bir gezmek amacıyla araba alması için bir erkeğe gönüllü para vermiş olmasının inandırıcı olmadığından bahisle önceki hükümler kaldırılmak suretiyle yeniden hüküm tesis edilmişse de, sanıkların savunmalarında üzerine atılı suçlamayı ısrarla kabul etmemesi, katılanın ailesine ait altınları kuyumcuya götürdüğü esnada yanında bulunan erkek şahsın sanıklar olduğuna yönelik bir delil bulunmaması, sanıkların mal varlıklarına yönelik yeterli açıklama yapamıyor olmalarının mahkumiyetlerine yeterli karine teşkil etmeyeceği, sanıkların yarar sağlamak maksadıyla katılana ait cinsel içerikli görüntüleri açıklayacaklarına yönelik katılanın soyut iddiasının dışında bu iddiayı destekleyen başkaca bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şeklide mahkumiyet kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmuştur. Açıklanan nedenle sanık ..., Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 20.02.2020 tarihli, 2021/2938 Esas ve 2022/1 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 306. maddesinin verdiği yetkiye istinaden, bozmanın temyiz dışı sanık ...'a sirayet ettirilmesine, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 06.11.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla