Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/10850 E. , 2024/12822 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/5420 E., 2020/1470 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi t
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/10850 E. , 2024/12822 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/5420 E., 2020/1470 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın katılanın kullanmış olduğu cep telefonuna "Kira borcunu öde, ben birşey yazmam, bana yazdıklarını ona atarım, canım uzatma, kira borcunu öde, sen yoluna ben yoluma, sadece 2'ye kadar bekliyorum, kira borcunu vermezsen tüm yazışmaları ve fotoları ona atacam, 3 saat zaman var senin, 750,00 TL kira yatacak, yatmazsa her şeyi atacam tek tek, yarım 350 yatmazsa bakalım, senin 5 tane resim attım 10 dakika önce, eşine şimdi yazayım mı..." şeklinde mesajlar gönderdiği İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiş ve sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43/1. maddesi gereğince aynı suç işleme kararıyla aynı hükmü birden çok ihlal ettiğinden zincirleme suç hükümleri gereğince cezasında 1/4 oranında arttırım yapılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/13-247 Esas 2020/494 Karar sayılı ilamı; "Buna göre kanunun aradığı fiili teklik değil hukuki teklik olduğu açıkca gösterilmiştir. Söz konusu CGK 2018/13-247 E.- 2020/494 K. Sayılı ilamı ;"... anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlâl edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Buna göre Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kastedilen fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. ... Bazı suç tiplerinde ise, kanundaki tanımda belirtilen birbirinin alternatifi olan birden fazla hareketin gerçekleştirilmesiyle suç işlenebilmektedir. Öğretide "seçimlik hareketli suçlar" olarak isimlendirilen bu suç tiplerinde, sayılan seçimlik hareketlerin herhangi birisinin gerçekleştirilmesi suçun oluşumu açısından yeterlidir. Belirtilen seçimlik hareketlerden birkaçının ya da tamamının yapılması hâlinde de birden fazla suç değil, tek suç oluşacaktır. Ancak seçimlik hareketli suçtan söz edebilmek için kanunda sayılan seçimlik hareketlerin aynı konuya ilişkin olması gerekmektedir.... " şeklindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2007/6-195 E, 2007/197 Karar sayılı ilamı; " a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararıyla işlenmesi koşullarının gerçekleşmiş olmasının gerektiği, hırsızlık suçunun bir yerde işlenmeye başlandıktan sonra devam eden hareket birliği içinde ve kesintisiz sürdürülerek aynı mağdurun yakında bulunan farklı bir yerdeki eşyasına karşı işlenmesinin yeni bir suçu ya da aynı suç işleme kararıyla suçun birden fazla işlenmesi halini oluşturmayıp yasada tanımlanan suç tipine uygun tek bir fiil niteliği taşıyacağı bu itibarla yasanın 43. maddesinde tanımını bulan zincirleme suç halinden söz edilmemek gerektiği..." şeklindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/13-247 Esas, 2020/494 Karar sayılı ilamı; "...öğretide aynı neviden ... içtima olarak tanımlanan 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasının da değerlendirilmesi gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden ... içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi bakımından Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kast edilen hususun ne olduğunun irdelenmesi gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlâl edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Buna göre Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kastedilen fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Örneğin; failin mağduru birden fazla yumruk ve tekme vurmak suretiyle yaralaması, yalan tanıklık yapan failin birden fazla beyanda bulunması, kasten öldürme fiilinin herbiri tek başına öldürücü nitelikte beş bıçak darbesi ile işlenmesi gibi...." şeklindedir. Yukarıda değinilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararları ışığında somut dosya incelendiğinde; Suça konu mesajların çok kısa zaman aralığı içerisinde gönderildiği anlaşıldığından hukuken tek bir eylem olduğu gözetilmeksizin sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.