Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/12130 E. , 2025/2896 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/5402 E., 2021/96 K. SUÇLAR : Şantaj, kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama 1.İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişilerin huzur ve s
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/12130 E. , 2025/2896 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/5402 E., 2021/96 K. SUÇLAR : Şantaj, kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama 1.İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen cezanın türü ve miktarı dikkate alındığında, hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. 2.Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan hüküm yönünden ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; I-Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Ön inceleme bölümünde (A) başlıklı paragrafın birinci cümlesinde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, REDDİNE, II-Şikâyetçi İzmir Barosu Başkanlığı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Katılana yönelik şantaj ve kişilerin huzur ve sükunun bozma suçlarından doğrudan zarar görmediği ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, bu itibarla şikâyetçi kurumun hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak temyiz isteminin reddine dair 30.03.2021 tarihli EK KARARIN ONANMASINA, III-Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.10.2014 tarihli ve 2014/292 Esas, 436 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi şantaj suçu; "maddenin uyuşmazlık konusunu ilgilendiren ve birinci fıkrasından farklı unsurlar içeren ikinci fıkrasına göre, kendisine ya da başkasına yarar sağlamak için kişinin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususları açıklayacağı veya isnat edeceği tehdidinde bulunan fail maddenin birinci fıkrasında öngörülen hapis ve adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Tehdit suçunun özel bir görünüm şekli olan bu suçtaki seçimlik hareketler mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulmasıdır.... Suç ile elde edilmek istenilen yarar üzerinde de kısaca durmakta fayda bulunmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, tehdit edilen mağdurdan sanığa veya başkasına bir yarar sağlamasının istenilmesi bu suçun oluşumu için şarttır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin birinci fıkrasında "haksız bir çıkar" denilmesine karşın uyuşmazlık konumuzla ilgili ikinci fıkrasında sadece "yarar" ifadesine yer verilmiş olması, bu iki kavramın birbirinden farklı olduğu anlamına gelmemektedir. İkinci fıkrada belirtilen yararın da haksız bir yarar olması suçun oluşması bakımından gereklidir, talep edilen yararın failin zaten hakkı olan bir hususa ilişkin olması durumunda şantaj suçu oluşmayacaktır. Elde edilmek istenilen yarar; para, mal veya bir hizmet sağlanması gibi maddi bir değer olabileceği gibi örneğin cinsel ilişkiye girmeyi temin etme gibi maddi değer dışında başka bir fayda da olabilir. Ayrıca yararın elde edilmiş olması suçun tamamlanması bakımından gerekli olmayıp, yarar sağlamak maksadıyla şeref ve saygınlığa zarar verebilecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnad edileceğine ilişkin tehdidin mağdura ulaştırılması suçun tamamlanması açısından yeterlidir." Somut olayda; sanığın katılanın cep telefonuna gönderdiği mesajlarda ki, "videodasın..., özelin..., sana ait ve o adamda ..., ... elimde o adamda..., hepsi ruhsat töreninde de geldin..., sana ait tam 40 tane sorum var..., ama özel sorularda sorcam..., ne soruyorsam doğru cevapla..., 40 soru bitsin arayacağım anlatacağım..." cümlelerinden ibaret eyleminde kendisine veya başkasına yarar sağlama öğesinin bulunmadığı, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 107/2 nci maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturmadığı ancak, bir kimseye telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması eylemlerinin ısrarla yapılması halinde, aynı Kanun’un 123. maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşturacağı, sanık hakkında da sözkonusu eylemle ilgili ayrıca hüküm kurulduğu dikkate alındığında, unsurları yönünden oluşmayan şantaj suçundan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafii ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle kısmen Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 16.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.